Gıdalar, insanlığın sera gazı emisyonlarının üçte birini oluşturuyor ve en çok karbon salan et ile süt ürünleri sağlık açısından da en riskli gıdalar arasında yer alıyor. Ekonomistler, artan nüfus ve yükselen et tüketiminin gıdanın çevresel ayak izini 2050'ye kadar önemli ölçüde büyütebileceğini tahmin ediyor. Bu tablo insanlığın daha az hayvansal, daha çok bitkisel gıdalara yönelmesini öneren tavsiyeleri besliyor. Tüketiciye uygulanan emisyon vergileri, et, süt, yumurta ve şekere yönelik talebi düşürmenin bir yolu olarak görülüyor, ancak zengin ülkelerin hem sera gazlarına orantısız katkıda bulunmuş olması hem de vergi ödeme gücünün daha yüksek olması, verginin küresel ölçekte adil uygulanmasını karmaşıklaştırıyor.
Nature Food dergisinde 2026'da yayımlanan Bouyssou ve ekibinin araştırması, gıda emisyonlarını tüketici vergileriyle fiyatlandırmanın iki modelini ekonomik, ticari ve halk sağlığı modelleriyle karşılaştırdı. Çalışma, verginin sabit fiyatla mı yoksa ülke zenginliğine göre mi uygulanacağının, emisyon düşüşü ile gıda fiyatları, yoksulluk, açlık ve sağlık arasındaki dengeyi nasıl yöneteceğini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar iki senaryoyu test etti. İlk senaryoda emisyonlar dünya genelinde ton CO2 eşdeğeri başına 185 dolar sabit fiyatla vergilendiriliyor. Zengin ülkeler daha çok ton saldığı için doğal olarak daha fazla vergi ödüyor. İkinci senaryoda ton başına maliyet ülke zenginliğine göre ölçekleniyor. Zengin ülkelerde 969 dolara kadar çıkarken düşük gelirli ülkelerde 21 dolara kadar iniyor. Her iki senaryo, hükümetlerin meyve ve sebzeleri sübvanse edip etmemesine göre de ayrı ayrı değerlendirildi.
Sabit fiyatlı vergi, gıda kaynaklı emisyonlarda yılda %18,7'ye varan ve yaklaşık 2,6 milyar ton CO2 eşdeğeri düzeyinde azaltım sağlıyor. Ancak bu model, kalp hastalıkları ve diyabetteki düşüş hesaba katılsa bile Hindistan, Bangladeş ve Vietnam gibi ülkelerde genel sağlık durumunu kötüleştirebiliyor, çünkü vergi bazı insanlar için gıdayı daha az erişilir hale getirerek beslenmeyi bozuyor.
Emisyon fiyatının ulusal zenginliğe göre ayarlanması bu sorunu hafifletiyor. Meyve ve sebze maliyetlerinin sübvanse edilmesi ise olumsuz etkiyi daha da azaltıyor. Bu iki düzenleme birlikte önlenen emisyon miktarını bir miktar düşürse de dünya genelinde gıda emisyonlarında yılda %17, yaklaşık 2,3 milyar ton CO2 eşdeğeri azaltım sağlanacağı öngörülüyor.
Araştırmanın yazarları, yoksullar üzerindeki olumsuz etkileri azaltmaya yönelik çabaların ülke bazlı ayrıntılı yoksulluk çalışmalarıyla derinleştirilebileceğini öneriyor. Bazı ülkelerde balık veya pirinç gibi temel geçim kaynağı gıdaların vergilerden muaf tutulmasının da değerlendirilebileceğini belirtiyorlar.
