Birleşmiş Milletler Çevre Programının (UNEP) 2010'dan beri her yıl yayımladığı Emisyon Açığı raporunun 2026 baskısı, mevcut politikalarla küresel ısınmanın yüzyıl sonuna kadar 2.8 dereceye ulaşacağını ve daha sonra da artmaya devam edeceğini öngörüyor. Tüm ülkelerin iklim hedeflerinin tutturulması durumunda ise sıcaklık artışı yüzyıl sonunda 2.6 derecede kalacak. Raporda, küresel ısınmada kritik 1.5 derece eşiğinin kaçınılmaz olarak aşılacağı sonucuna varılıyor. 2010'dan bu yana yayımlanan raporda, 1.5 derece sınırına tehlikeli derecede yaklaşıldığı uyarısı son 10 yıldır yapılıyordu.

BM Genel Sekreteri António Guterres, raporun basın toplantısına gönderdiği video mesajda "limit aşımının pes etmek anlamına gelmediğini" vurguladı. Aşımın mümkün olduğunca "küçük ve kısa" olabilmesi ve küresel ısınmanın yüzyıl sonunda yeniden 1.5 derece seviyesine düşürülebilmesi için emisyonlarda "acil ve sıkı" kesintiler yapılması gerekiyor. 1.5 derece eşiğinin aşılması; ölümcül seller, sıcak dalgaları ve orman yangınları gibi iklim etkilerini ve risklerini büyük ölçüde artırabilir.

Küresel ısınmayı yüzyıl sonunda yeniden 1.5 derece seviyesine düşürebilmek için çalışılan senaryonun %50 ihtimalle başarılabilmesi amacıyla, küresel emisyonların 2025 seviyelerine kıyasla 2030'a kadar %18, 2035'e kadar %45, 2040'a kadar ise %69 azaltılması gerekiyor. Oysa ülkelerin mevcut iklim hedeflerinin tamamen uygulanması durumunda dahi emisyonlar 2030 yılında yalnızca %5 ila %8, 2035 yılında ise %11 ila %15 azalıyor.

Bu senaryo ayrıca 320 gigaton karbondioksitin —ki bu rakam 2024 yılı küresel emisyonlarının yaklaşık sekiz katına denk— karbon giderim teknolojileri ile kalıcı olarak depolanmasını gerektiriyor. BM, "sosyoekonomik ve teknolojik zorluklar" içeren bu sürecin belirsizliğine dikkat çekiyor. Raporu değerlendiren İstanbul Politikalar Merkezinin (İPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, karbonu havadan emip bir yere saklayacak büyük ölçekte uygulanabilir bir teknoloji bulunmadığını ve gelişeceğine dair bir kanıt da olmadığını vurguladı. Şahin, "Emisyonların sıfırlanması ve fosil yakıtların tamamen terk edilmesi zorunluluğunun kabulüne zarar verebileceği için" bu olasılığın anılmasını bile yanlış bulduğunu belirtti ve Birleşmiş Milletler Çevre Programının yaklaşımını "olmayacak duaya amin demekten ibaret" olarak nitelendirdi.

power plant, air pollution, coal-fired power station, co2, carbon dioxide, emissions, greenhouse gases, climate change, global warming, fine dust, rhenish lignite mining area, brown coal, rwe, power plant neurath, grevenbroich, north rhine westphalia, germany, air pollution, air pollution, air pollu — Image by catazul from Pixabay · Pixabay Content License

Fosil yakıtlardan uzaklaşma, ısınmayı yüzyıl sonunda 1.5 derece seviyesine düşürebilme hedefi için kilit önem taşıyor. 2035 yılına kadar, 2025 seviyelerine kıyasla, toplam enerji arzında kömürün payının en az %55, petrolün %15, gazın ise %5 azaltılması gerekiyor. 2040 yılında ise bu azaltımların sırayla %75, %30 ve %35 seviyesine ulaşması gerekiyor.

Türkiye emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi

COP31 başkanlığı ve ev sahipliği üstlenen Türkiye, raporda 2025'te emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi olarak öne çıkıyor. Emisyonları en çok artan ülke açık ara farkla ABD oldu ve 133 megaton karbondioksit eşdeğeri (MtCO2e) olarak hesaplandı. Türkiye'nin 24 MtCO2e, İran'ın 18.9 MtCO2e ve Endonezya'nın 17.4 MtCO2e ile ardından geldiği belirtiliyor. Raporda ayrıca Türkiye'nin emisyon hedefinin, emisyonların olağan seyrinde ulaşacağı seviyeden bile daha yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.

Raporda G20 üyelerinden Türkiye'nin yanı sıra Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya ve Güney Afrika'nın mevcut politikalarının, Ulusal Katkı Beyanlarındaki (NDC) hedeflerden daha düşük emisyonlara yol açacağına dikkat çekiliyor. Özellikle Türkiye'nin ve Rusya'nın emisyonlarının bugünkü gibi seyretmesi durumunda, NDC'de hedeflenen emisyon seviyesinden %20 daha düşük olacağı vurgulanıyor. Bu tablo, iklim hedeflerinin ciddi ilave adımlar gerektirecek şekilde belirlenmediğini gösteriyor.

Ülke bazında en büyük altı kirletici Çin, ABD, Hindistan, Avrupa Birliği (EU), Rusya ve Endonezya olarak sıralanıyor. Kişi başı emisyonlara bakıldığında Hindistan'ın ve Endonezya'nın sırası oldukça geriliyor. Hindistan'ın uzun süredir hızlı devam eden emisyon artışı 2025'te yavaşlamış görünüyor.

"Türkiye'nin herhangi bir emisyon azaltım hedefi yok"

İPM'den Dr. Ümit Şahin, Türkiye'nin iklim hedefinin ek politika gerektirmediğine yönelik tespitin raporun "Türkiye'ye yaptığı en vurucu uyarı" olduğunu söyledi. Şahin'in değerlendirmesi şöyle:

sıcaklık artışı

Bu uyarı önceki raporlarda da vardı ve anlaşılıyor ki geçen sene açıklanan yeni NDC hiçbir şeyi değiştirmemiş: Türkiye'nin 2035'te emisyonlarını 'indirmeyi' hedeflediği düzey, mevcut politikalarıyla emisyonlarının normal şartlarda çıkacağı düzeyden çok yüksek. Bu da Türkiye'nin sadece mutlak emisyon azaltım hedefi olmadığını değil, herhangi bir emisyon azaltım hedefi olmadığını, mevcut durumun devamını kağıt üzerindeki hesap oyunuyla politikaymış gibi sunduğunu gösteriyor.

Şahin, yetersiz hedefin en önemli nedeninin kömür ısrarı olduğunu aktararak şöyle devam etti:

Yaptığımız çalışmalar yenilenebilir enerjideki mevcut artış hızının iyi olduğunu ancak ülkenin enerji politikalarını belirleyenler kömürden vazgeçmeye yanaşmadığı için bu artışın emisyonları azaltacak şekilde bir enerji dönüşümüne neden olmadığını gösteriyor. Oysa biz İPM olarak Türkiye'nin 2036'ya kadar kömürlü termik santrallarını kademeli olarak kapatmasının mümkün olduğunu yaptığımız modelleme çalışmalarıyla göstermiştik.

Şahin, Türkiye'ye şu çağrıyı yaptı:

Artık BM'nin bu eleştirileri ciddiye alınmalı ve Türkiye acilen kömürden kademeli çıkış kararını alarak açıklamalı. Bununla birlikte mevcut NDC'nin seneye güncelleneceği ve mutlak emisyon hedefi benimseneceği de şimdiden açıklanmalı. Türkiye 2030'da açıklayacağı bir sonraki NDC'si ile birlikte yayımlayacağı fosil yakıtlardan uzaklaşma yol haritasının hazırlıklarına da başlamalı ve bunu şimdiden açıklamalı. Türkiye'nin COP başkanlığı 2027 sonuna kadar devam edecek. Olumlu ve inandırıcı bir iklim liderliği ancak içeride gerçek iklim politikaları benimseyerek mümkün olabilir.