Aşırı hava olaylarını iklim değişikliği bağlamında analiz eden ClimaMeter, 14 Ekim'de İstanbul'u sular altında bırakan sel felaketini inceledi. Analize göre felaketin arkasındaki hava sistemi, geçmişe kıyasla daha şiddetli yağışlar ve daha kuvvetli rüzgarlar taşıyordu. İklim değişikliğinin yağışları %7, rüzgarları ise %9 daha şiddetli hale getirdiği hesaplandı.

Sel felaketinin bilançosu ağır oldu. En az dokuz kişi hayatını kaybetti; İstanbul'da 1277 taşkın olayı ve 15 heyelan kaydedildi, 595 kişi ekipler tarafından tahliye edildi.

Analiz, 1950-1987 dönemiyle karşılaştırıldığında bugünkü hava koşullarının yaklaşık %7 daha yağışlı, rüzgarların yaklaşık %9 daha şiddetli ve sıcaklıkların 1,5 dereceye kadar daha yüksek olduğunu gösteriyor. Yağış artışının en belirgin olduğu bölgeler Batı ve Kuzeybatı Anadolu ile İstanbul'un kuzeyindeki Karadeniz kıyıları olarak öne çıkıyor. Ege Denizi ve Marmara Denizi'nde ise rüzgarların daha kuvvetli olduğu görülüyor.

Aşırı yağışlar yaklaşık 14,6 milyon kişiyi ve 558 milyar dolar tutarında ekonomik faaliyeti tehdit altında bırakıyor. Yağışın yol açtığı hasarın yaklaşık %3'lük bölümü iklim değişikliğiyle ilişkilendiriliyor. Analizde hem insan kaynaklı iklim değişikliğinin hem de doğal iklimsel değişkenliğin olayda etkili olduğu belirtiliyor.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezine (CNRS) bağlı Pierre-Simon Laplace Enstitüsünden (IPSL) Dr. Davide Faranda, analizlerinin olayın arkasındaki hava sistemi nedeniyle yağışların ve rüzgarların birkaç on yıl öncesine kıyasla biraz daha şiddetli olduğunu gösterdiğini söyledi. Faranda, olaydan çıkarılacak dersin drenaj ve kentsel planlamanın ısınan Akdeniz'in getireceği daha şiddetli yağışlara göre tasarlanması gerektiği olduğunu vurguladı.

Sheffield Üniversitesinden Dr. Haosu Tang ise iklim değişikliğinin etkileri kötüleştirmek için bir fırtına yaratmasının gerekmediğini belirtti. Asıl sorunun ısınan bir iklimde riskin nasıl değiştiği olduğunu söyleyen Tang, İstanbul'daki sel felaketini incelediklerinde çevresindeki alanlarda daha şiddetli yağışlar tespit ettiklerini, ancak şehrin üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik gözlemlemediklerini aktardı. Tang, "Ne her sel olayında iklim değişikliğini suçlamalıyız ne de net bir yerel işaret olmadıkça iklim riski bulunmadığı sonucunu çıkarmalıyız" dedi.