Pasifik ada ülkesi Fiji'de düzenlenen ve Türkiye ile Avustralya'nın birlikte yürüttüğü COP31 sürecinin ikinci Pre-COP toplantısı tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Finansmana Erişim" başlıklı ana oturumda ve basın toplantısında Antalya'da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın eylem gündemini dünya kamuoyuyla paylaştı. Oturuma Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkeleri temsilcileri katıldı.
Kurum, COP31'in 2053 hedefleri doğrultusunda 2035'e kadar atılacak adımları şöyle sıraladı: emisyonların en az %20 azaltılması, elektrifikasyonun %35'e çıkarılması, atıkların %50 azaltılması, binalarda enerji yoğunluğunun %25 düşürülmesi ve döngüsel malzeme kullanım oranının %15'e yükseltilmesi. Bakan, bu adımların sağlanması halinde emisyonların %20-25 oranında azalacağını belirterek, "1,5 derece hedefini yakalayamasak bile oralarda gezebilme ihtimalimizi konuşuyoruz" dedi.
İklim finansmanında adaletsizlik rakamlarla masada
Kurum, iklim finansmanına erişimdeki eşitsizliği çarpıcı karşılaştırmalarla gündeme getirdi. En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu ve bunun dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini söyleyen Kurum, mevcut sistemde bu ülkelerin tutarı borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarına dikkat çekti. Gelişmekte olan ülkelerin yıllık uyum ihtiyacının 2035 itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olması beklendiğini aktaran Kurum, "2025 verilerine göre kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar para harcanmış. Bu rakamlar bize dünyanın imkansızlık içinde olmadığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Tuvalu'ya yaptıkları ziyarete değinen Kurum, ülkenin iklim krizinde hiçbir payı olmadığını ancak var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. "En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız" diyen Kurum, 1,5 milyar dolarlık finansmanın Pasifik adalarını kurtarabileceğini ifade etti. NATO ülkelerinin savunma harcamalarını %5'e çıkarma kararı aldığını hatırlatan Kurum, "Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur?" sorusunu yöneltti ve aynı kararlılığın iklim değişikliğiyle mücadelede de gösterilmesini beklediklerini söyledi.
Dört adımlık finansman yol haritası
Kurum, finansmana erişimin artırılması için dört adımlık bir yol haritası sundu. Birinci adımda iklim fonlarının başvuru formatının kolaylaştırılmasını ve küçük projeler için hızlı onay yolu açılmasını öneren Kurum, ikinci adımda finansmanın ülkelerin kendi kalkınma planlarına göre şekillenmesini istedi. Üçüncü adımda hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılmasını ve yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklenmesini önerdi. Dördüncü adımda ise sözün takvime bağlanması ve önceliğin en kırılgan ülkelere verilmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, Belem'de uyum finansmanının 2035'e kadar en az üç katına çıkarılması çağrısı yaptıklarını hatırlattı.
Bakan, COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçirdiklerini belirterek "proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz" dedi ve ekledi: "Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek."
"Söz verme dönemi bitti, sıra icraatta"
Kurum, Pre-COP'tan dünyaya iletmek istedikleri mesajları aciliyet, uygulama, elektrifikasyon, finansman ve birlik olmak üzere beş başlıkta topladı. "1,5 derece hedefi tehlikede ve kaybedecek tek bir günümüz, tek bir dakikamız yok" diyen Kurum, COP31'i başından beri bir "Uygulama COP'u" olarak tanımladıklarını ve söz verme döneminin bittiğini, sıranın icraatta olduğunu vurguladı.
Fiji'deki toplantıların ikinci Pre-COP olduğunu hatırlatan Kurum, üçüncü Pre-COP'ta artık yapılanların konuşulması gerektiğini söyledi ve şöyle devam etti: "Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. COP31'de bu kararların takipçisi olacağız."
COP31'den uygulamaya yönelik bir karar metni çıkmasını istediklerini dile getiren Kurum, bu metnin azaltım, uyum, finansman ve uygulama çalışmalarını denge içinde ele alması gerektiğini, yeni yükümlülükler yaratmayacağını ancak COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bütünlük sağlayacağını anlattı. Kurum, "COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz" dedi.
Depremden iklim eylemine irade vurgusu
Türkiye'nin 6 Şubat depremleri sonrası ortaya koyduğu iradeyi örnek gösteren Kurum, 50 bin can kaybı yaşanan felaketin ardından 15. günde temel atıldığını, 45. günde ev teslim edildiğini ve 2 yılda 455 bin konut tamamlandığını anlattı. "2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır" diyen Kurum, aynı netlikle COP31 sürecine başkanlık ettiklerini ve Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sorumluluk aldığını belirtti.
Kurum, sözlerini şöyle tamamladı: "COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım. Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hâlâ inanıyoruz."
