9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31 iklim zirvesinin çerçevesi, Fiji'de gerçekleştirilen öncü toplantıyla netleşti. 5-8 Ekim'de Fiji adasında 100'den fazla ülkeden yaklaşık 4 bin katılımcı bir araya geldi; görüşmelerde enerji güvenliği, elektrifikasyon, iklim direncinin güçlendirilmesi ve temiz enerjiye geçişin sunduğu ekonomik fırsatlar ele alındı. Toplantıda Pasifik bölgesi, 1,5 derece hedefini ulaşılabilir tutma, okyanus-iklim ilişkisini gündemin üst sıralarına taşıma ve iklim finansmanına erişimi hızlandırma önceliklerini öne çıkardı. Katılımcılar, mevcut taahhütlerin sahada somut sonuçlara dönüşmesi çağrısında bulundu; Pasifik ülkeleri genel kurul oturumunda okyanusun COP sürecindeki öneminin artırılması gerektiğini güçlü biçimde dile getirdi.
Paris Anlaşması'ndan bu yana Pasifik ülkelerine 16 milyar ABD dolarından fazla iklim finansmanı taahhüt edildi; ancak bu tutarın 5 milyar ABD dolarından fazlası hâlâ ödenmedi. Avustralya, Finansmana Erişim Bildirgesi ve Eylem Planı'nı açıkladı. Bildirge, iklim finansmanının daha hızlı, daha basit ve daha erişilebilir hale getirilmesine yönelik somut adımları destekliyor ve finansmanın kırılgan topluluklara ulaşmasını geciktiren engellerin azaltılmasına odaklanıyor. Diğer ülkeler de COP31 Eylem Gündemi kapsamında bu girişime katılabilecek.
Avustralya Enerji ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Baş Müzakerecisi Chris Bowen, Küresel Çatı Güneş Enerjisi Taahhüdü'nü başlattı. Girişim, 2030 yılına kadar dünya genelindeki çatılara 300 milyon güneş paneli kurulmasını amaçlıyor. Topluluk temelli Solar Citizens grubu ve yerel yönetimler tarafından geliştirilen girişime katılan ilk ülke Avustralya oldu.
Fiji'deki toplantıda "Taku Pakasoa: Birlikten Doğan Güç" adlı bildirge kabul edildi. Bildirge, iklim krizinin ön saflarındaki ülkelerle dayanışma çağrısı yaparak 1,5 derece hedefinin korunmasını, emisyonların hızla azaltılmasını, iklim finansmanının artırılmasını ve okyanusların korunmasını öne çıkardı. Afetlere hazırlık ve iklim uyumu projelerini desteklemek amacıyla kurulan Pasifik Dayanıklılık Fonu'na yapılan yeni katkılar da toplantıda duyuruldu.
Avustralya, Türkiye'nin elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035'e kadar %35'e çıkarma hedefini desteklediğini açıkladı. Türkiye de COP31'de okyanus ile iklim arasındaki bağı öne çıkaracak bir Antalya Okyanus Bildirgesi üzerinde çalışacağını duyurdu.
Liderlerden ortak basın toplantısı
Toplantı sonunda Bowen, Fiji Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği İcra Sekreteri Simon Stiell ortak basın toplantısı düzenledi.
Tabuya, COP31 için zemini hazırladıklarını belirterek, "Şimdi Türkiye'ye bakıyoruz. Orada şu sonuçları elde etmeliyiz: 1,5 derece hedefini ulaşılabilir tutmak, iklim finansmanını gerçekten ihtiyaç duyan insanlara ulaştırmak ve elbette okyanusa iklim gündeminde hak ettiği yeri vermek" dedi.
Kurum, toplantının Pasifik'te düzenlenmesinin bilinçli bir tercih olduğunu kaydederek şunları söyledi: "Pasifikler iklim krizinin ön saflarında yer alıyor. Tuvalu'ya gittik ve insanların yaşadıklarını ilk ağızdan dinledik. Bunlara kendimiz de tanıklık ettik. Tuvalu bu krize hiçbir katkıda bulunmadı ancak ne yazık ki tehditle karşı karşıya. Varoluşsal bir kriz yaşıyor ve bunun en ağır bedelini ödüyor. Bilim, 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğu konusunda bizi açıkça uyarıyor. Kaybedecek tek bir dakikamız, tek bir günümüz bile yok. İşte bu yüzden hedefimiz büyük önem taşıyor."
Bowen, toplantıyı daha önceki COP zirvelerinde uzun yıllardır seslerini duyurmakta zorlanan kesimlere söz hakkı vermek adına bir fırsat olarak değerlendirmek istediklerini belirtti.
Stiell, Pasifik bölgesinin hafta boyunca tehlikelerle kararlılık, yenilikçilik, iş birliği ve pratik çözümlerle nasıl mücadele edileceğini bir kez daha gösterdiğini ifade ederek şunları söyledi: "COP31'e giderken ihtiyaç duyduğumuz ruh tam da bu. Böylece COP31, bu yıl potansiyelini bütünüyle hayata geçirebilir. Amaç, uygulamayı ileriye taşımak ve COP31'in yapabileceği ve mutlaka yapması gereken şey de verilen sözlerin gerçek dünyada somut sonuçlara dönüşmesine yardımcı olmak. Bunun gerçekleşmesi ise birçok etkene bağlı. Bunların arasında uygun maliyetli iklim finansmanının ölçeğini büyütmek, finansmanı hızlandırmak ve daha geniş kesimlerin erişimine açmak da bulunuyor. Artık her ülke iklim krizinin ön saflarında ve her ekonomi bu krizin ağır darbelerini şimdiden hissediyor. Şimdi El Niño da riskleri artırarak iklim krizinin maliyetlerini daha da yükseltiyor. Ancak küçük ada ülkelerinin kaybedecekleri, tehlikeye atılan çıkarları kadar büyük olan çok az ülke var."
