Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization), atmosferdeki üç ana sera gazının yoğunluğunun 2025'te daha önce görülmemiş düzeylere ulaştığını açıkladı. Karbondioksit 426,8 ppm, metan 1948 ppb ve azot oksit 339,1 ppb olarak ölçüldü; bu değerler gezegenin gelecek yıllarda daha yüksek sıcaklıklara doğru ilerlemesini kaçınılmaz kılıyor.

Örgüt ilk değerlendirmesini 22 yıl önce yayımladığında karbondioksit yoğunluğu 377,1 ppm düzeyinde bulunuyordu. Salı günü konuşan Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barret, karbondioksitin atmosferdeki aşırı uzun ömrünün gezegeni "yalnızca yıllar boyunca değil, on yıllar ve hatta yüzyıllar boyunca" artan sıcaklıklara mahkûm ettiğini vurguladı. Fosil yakıt, biyokütle, arazi kullanımı değişikliği ve çimento üretimi gibi süreçlerin yan ürünü olan karbondioksit, insan kaynaklı sera gazlarının başlıca etkenidir ve gezegeni ısıtan emisyonların yaklaşık dörtte üçünden sorumlu tutuluyor.

Fosil yakıt kaynaklı küresel karbondioksit emisyonları, 1750'deki sanayi öncesi düzeye göre %153 arttı; bu artışın büyük bölümü 1990'dan sonra gerçekleşti. Elektrik ve ısı üretimi için kömür, doğal gaz ve petrol yakılması, atmosferde ısıyı hapsederek Dünya'nın yüzey sıcaklığını yükselten sera gazı emisyonlarının en büyük tek kaynağını oluşturuyor. Küresel fosil yakıt tüketimi ise son 50 yılda iki katından fazla arttı.

Metan yoğunluğu 2025'te 1948 ppb'ye ulaştı ve 1750'deki sanayi öncesi düzeyin %267 üzerinde seyrediyor. Fosil yakıt kullanımı, tarım ve atıklarla ilişkilendirilen metan, uzun ömürlü sera gazları arasında karbondioksitten sonra ikinci büyük etkeni oluşturuyor ve iklim üzerindeki ısınma etkisinin %16'sından sorumlu tutuluyor. Metan, karbondioksite göre daha kısa ömürlü olmasına rağmen iki on yıllık dönemde ısıyı atmosferde hapsetme gücü bakımından karbondioksitten 84 kat daha etkili bulunuyor; 100 yıllık küresel ısınma potansiyeli ise karbondioksitin 28 ila 34 katı olarak hesaplanıyor.

İnsan kaynaklı üçüncü en önemli sera gazı olan azot oksit ise 339,1 ppb'ye yükseldi ve sanayi öncesi düzeyin %126 üzerinde bulunuyor. Tarımın genişlemesi ve yoğunlaşmasıyla birlikte kullanılan azotlu gübre ve hayvan gübresi, bu gazın yükselişinde başlıca etken olarak gösteriliyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency), 1,5°C ile uyumlu net sıfır emisyon senaryosunu canlı tutmanın tek yolunun yeni gaz ve petrol sahası projelerinin durdurulması olduğunu savunarak ülkelere çağrı yaptı. Bilim insanları da fosil yakıt çıkarımı ve tüketiminin kısıtlanmasının küresel ısınmayı durdurmanın ve yaşanabilir bir geleceği güvence altına almanın tek yolu olduğunu uzun süredir uyarıyor.