Ekonomi ve Barış Enstitüsü (Institute for Economics & Peace) tarafından hazırlanan Ekolojik Tehdit Raporu 2025, dünya genelinde 900 milyonu aşkın kişinin çok yüksek ekolojik tehdit altında yaşadığını ortaya koyuyor. Rapora göre bu sayı 2050 yılında 1,4 milyara ulaşabilir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen düşünce kuruluşunun ekim 2025'te yayımladığı rapor, 1 Kasım Dünya Ekoloji Günü öncesinde ekolojik krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.

172 ülke ve bölgede 125 alt ulusal alanı kapsayan çalışma, yağış rejimleri ile su ve çatışma riski arasındaki bağlantıya odaklanıyor. Yaklaşık 2 milyar insan, yağış mevsimselliğinin orta veya ciddi ölçüde değişmeye başladığı bölgelerde yaşıyor. Yağışlı mevsimler kısalıp yoğunlaşırken kurak mevsimler uzayıp kuraklaşıyor. Bu durum tarımsal üretimi ve geçim kaynaklarını tehdit ediyor.

Ekolojik Tehdit

Rapor, ülkeler arasındaki su stresinin tarihsel olarak savaştan çok diplomasiye zemin hazırladığını belirtiyor. Ancak yağış değişkenliği arttıkça çatışma riskinin de yükseldiği uyarısında bulunuyor. Enstitü, bu nedenle uyum sağlayabilen iş birliği mekanizmalarının sağladığı avantajların giderek daha önemli hale geldiğini vurguluyor.

Küresel ekolojik tehditler 2019 ile 2024 arasında %0,8 arttı. Bu dönemde 96 ülkede kötüleşme, 74 ülkede iyileşme kaydedildi. 2024'te 163 ülkede 45 milyon kişi ülke içinde yerinden edildi ve bu sayı 2008'den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi oluşturuyor. Gıda güvensizliği yaşayanların sayısı ise 2019 ile 2021 arasında 300 milyondan fazla artarak yaklaşık 2,3 milyara ulaştı.

Enstitü raporda bir dizi çözüm önerisi de sıralıyor. Yağmur suyunun yerel ölçekte toplanması ve depolanması, su kaynaklarının değişen koşullara göre esnek biçimde tahsis edilmesi, sulama altyapısının geliştirilmesi ve erken uyarı sistemlerinin kurulması öneriler arasında öne çıkıyor. Rapora göre bu adımlar anlaşmazlıkların tırmanmasını önlerken yağışa bağımlı ekonomilerin sürdürülebilirliğini de destekleyebilir.