Climate Home News'te yayımlanan bir görüş yazısında Ekonomi ve Hukuk Çalışmaları Merkezinden (Center of Economic and Law Studies, CELIOS) Muhammad Zulfikar Rakhmat ile Bhima Yudhistira Adhinegara, Endonezya'nın kömür santrallerinde odun biyokütlesi karıştırmayı öngören planının iklim hedeflerine zarar vereceğini savundu. Rakhmat merkezin Çin-Endonezya Masası direktörü, Adhinegara ise genel direktörü olarak görev yapıyor.
Devlet elektrik şirketi PLN, ülke genelindeki 52 kömür santralinde kömürün içine odun yongası ya da odun peleti karıştırılarak yakılmasını planlıyor. Şirket bu hedefi ulusal elektrik arz iş planında belirledi ve Endonezya'nın Paris Anlaşması kapsamındaki Ulusal Katkı Beyanı'nda yenilenebilir enerjinin enerji karışımındaki payını %23'e çıkarma taahhüdüyle ilişkilendirdi. PLN başlangıçta 2025'e kadar yılda 10,2 milyon ton biyokütle sağlamayı öngörüyordu; ancak yeterli arz sağlanamadığı için bu hedef 2031'e kaydı. Santrallerin çoğu yakıt yükünün yalnızca %1 ila 5'ini odunla karşılıyor ve bu oran makinelerde değişiklik yapılmasını gerektirmiyor. Rakhmat ile Adhinegara, uygulamanın kömür santrallerinin eskisi gibi çalışmaya devam etmesine imkân tanıdığını, karışıma yalnızca biraz odun eklendiğini belirtiyor.
2024'te bir grup sivil toplum kuruluşunun hazırladığı değerlendirme, planın ölçeğini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Endonezya'nın birlikte yakma yükümlülüğünü karşılaması için her yıl 10 milyon tondan fazla odun peleti gerekiyor; bu miktar 3,27 milyon futbol sahası büyüklüğünde bir orman alanına denk geliyor. Değerlendirme, ormansızlaşmanın yılda 2,1 milyon hektara kadar çıkabileceğini öngörüyor. Kömür kullanımındaki %10'luk bir azalma bile odun toplanan bölgelerde 10 milyon hektar el değmemiş ormanı tehdit edebiliyor. Yalnızca ülkenin en büyük santrallerinde kömürün %10'unun odunla değiştirilmesi, Cakarta'nın yaklaşık 35 katı büyüklüğünde bir orman alanının temizlenmesine yol açabiliyor.

PLN ve tedarikçi ormancılık şirketleri, odunun doğal ormanların kesilmesinden değil, yakıt üretmek için hızlı büyüyen ağaçların yetiştirildiği "enerji plantasyon ormanlarından" geldiğini savunuyor. Oysa aynı değerlendirme, plantasyonlar için ayrılan 1,2 milyon hektarın 400 bin hektardan fazlasının hâlâ bozulmamış tropikal orman barındırdığını ortaya koyuyor. Odunun zaten bozulmuş arazilerden geldiği iddiası ise inceleme karşısında tutunamıyor.
Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi (Centre for Research on Energy and Clean Air, CREA) tarafından yapılan bir çalışma, 52 santralde %10 oranında odunla birlikte yakmanın, arazi temizliği ve odun peleti üretimi de hesaba katıldığında yılda 26,5 milyon tona kadar karbondioksit eşdeğeri emisyon yaratabileceğini tahmin ediyor. Doğal ormanlar yakıt amaçlı plantasyonlara dönüştürüldüğünde, on yıllar ya da yüzyıllar boyunca biriken karbon açığa çıkıyor.
Hükümet düzenlemeleri de şirketlere bu yolu kolaylaştırıyor. Endüstriyel kereste plantasyonu iznine sahip şirketler, izinlerini enerji plantasyonlarına çevirebiliyor ve böylece yeni orman arazisi başvurusu yapmadan odun peleti işine girebiliyor. Endonezya Ormancılık Girişimcileri Derneği (Indonesian Forestry Entrepreneurs Association, APHI) başkanı Indroyono Soesilo, bu geçiş karşılığında hükümetten vergi indirimi ve devlet ormancılık vergilerinde kolaylık talep etti.

Trend Asia'nın araştırması, biyokütle için enerji plantasyonlarına yönelen şirketlerin küçük ya da kayıt dışı üreticiler değil, ormansızlaşmayla uzun süredir anılan büyük şirketler olduğunu gösteriyor. APP Group, Korindo Group, Barito Pacific ve Wilmar International bu şirketler arasında yer alıyor. Bir başka deyişle, ormanları temizlemekle bilinen kimi şirketler daha kolay bir yola ve yeşil bir etikete kavuşuyor.
Üretilen odunun önemli bir bölümü Endonezya'da kalmıyor. Japonya ve Güney Kore, 2021'den bu yana Endonezya'nın odun peleti ihracatının %99'undan fazlasını satın alarak bu peletleri kendi temiz enerji hedeflerinde kullandı.
Rakhmat ve Adhinegara, planın en büyük riskini kömür filosunun ömrünün uzaması olarak görüyor. Karışıma eklenen az miktarda odun, bir santralin kapanmasını ya da yenilenmesini gerektirmiyor; santralin ilerleme görüntüsü altında çalışmayı sürdürmesine gerekçe sağlıyor. Yazarlara göre bir kömür santrali bu nedenle açık kaldıkça, güneş ve rüzgâr gibi gerçek temiz enerji kaynaklarının devreye alınması daha ileri bir tarihe erteleniyor.
Yazarlar biyokütlenin her koşulda kötü olmadığını, tarım artıklarının ya da kentsel atıkların enerji üretiminde kullanılmasının anlamlı olabileceğini belirtiyor. Ancak Endonezya'nın planının ölçeğinin yalnızca artıklarla karşılanamayacağını, ormanların bu nedenle tedarik zincirine çekildiğini vurguluyor. Yazarlar, Endonezya'nın enerji dönüşümünü finanse eden ülke ve bankalar ile Japonya ve Güney Kore'yi, birlikte yakmayı iklim kazancı olarak saymaktan vazgeçmeye çağırıyor. Gerçek ilerlemenin kömür santrallerini kapatmaktan geçtiğini, santralleri odunla beslemenin ise gerçek bir çözüm oluşturmadığını savunuyorlar.
