Enerji düşünce kuruluşu Ember, 27 Ekim 2026'da yayımladığı Türkiye analizinde, nihai enerji kullanımının %85'inin bugünkü teknolojilerle elektrikle karşılanabileceğini hesaplıyor. Elektrik, 2024'te nihai enerji tüketiminin yaklaşık %22'sini karşılarken, mevcut eğilimler sürerse bu pay 2035'te yalnızca %24,4'e ulaşabiliyor. Rapordaki %85 oranı yenilenebilir elektrik payını veya tarih verilmiş bir hedefi değil, ticari olarak olgunlaşmış teknolojilerin sunduğu teknik potansiyeli gösteriyor.

1990'dan 2024'e kadar elektriğin nihai tüketimdeki payı %10'dan %22'ye yükseldi; aynı dönemde fosil yakıtların payı %70,9'dan %70,4'e ancak geriledi. Elektrik tüketimindeki artışın neredeyse tamamı yeni ihtiyaçlardan geldi, fosil yakıtların yerini alacak ölçekte bir dönüşüm yaşanmadı. Rapordaki fosil yakıt payı, son kullanıcıların doğrudan tükettiği kömür, petrol ve doğalgazı kapsıyor; elektriğin hangi kaynaklardan üretildiği ayrı bir hesaba giriyor.

Bahadır Sercan Gümüş'ün hazırladığı analiz, Türkiye'nin COP31 başkanlığında gündeme taşıdığı 2035 yılına ilişkin küresel %35 elektrifikasyon hedefini Türkiye açısından inceliyor. Bu hedef ülkelerin kendi politikalarını belirlediği kolektif bir taahhüt; Türkiye'ye özgü ulusal bir yükümlülük olarak okunmamalı. %35'e ulaşmak, 2024-2035 arasında yaklaşık 13 puanlık artış gerektiriyor. Önceki 11 yılda elektriğin payı yalnızca 1,3 puan arttığı için yeni hedef, on katlık bir hızlanmaya denk geliyor.

Bugünkü teknolojilerle binalardaki enerji kullanımının tamamı, ulaşımın %96'sı ve sanayinin %58'i elektrikle karşılanabilir. Elektriğin 2024'teki payı ise binalarda yaklaşık %32, ulaşımda %1'in altı ve sanayide %30 olarak ölçülüyor. Özellikle ulaşımda ve konutlarda henüz kullanılmayan büyük bir dönüşüm alanı bulunuyor.

Konutlarda ısıtma ve sıcak su için ısı pompaları, pişirmede elektrikli ocaklar dönüşümü sağlayabilir. Ember, kademeli elektrik tarifeleri ile yıllık 4000 kWh'lik son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) eşiğinin ısı pompalarının ekonomik cazibesini zayıflattığını belirtiyor ve tarife eşiklerinin gözden geçirilmesini öneriyor. Ulaşımda elektrikli araçlar aynı mesafeyi daha az enerjiyle katettiği için dönüşüm hem petrol tüketimini hem de toplam enerji ihtiyacını azaltabilir. Rapor, kamu alımlarını ve elektrikli araçlara geçişi destekleyen hurda teşviklerini öneriyor; ilerlemeyi izlerken enerji payının yanında araç sayısına da bakılması gerektiğini vurguluyor. Sanayide 200°C'ye kadar ısı gerektiren işlemlerde mevcut elektrikli teknolojiler kullanılabiliyor. Uygun teknoloji ve yatırım ihtiyacı tesisten tesise değiştiği için Ember, kamu destekli fizibilite çalışmalarını ve öngörülebilir karbon fiyatını öne çıkarıyor.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 sanayi verisinde elektriğin payı %29,3'e ulaşırken doğalgaz, katı fosil yakıtlar ve petrol ürünlerinin toplam payı %60,9'da bulunuyor. Elektrik en büyük tekil kalem olsa da doğrudan fosil yakıt kullanımı toplamda ağırlığını koruyor. Ember raporu bu tüketimin hangi teknolojilerle dönüşebileceğine bakıyor; iki kaynağın yıl, kapsam ve yöntemleri farklı olduğu için oranlar doğrudan karşılaştırılmamalı.

Raporda %85 oranının teknik olarak elektriğe geçirilebilecek kullanımları gösterdiği, dönüşümün toplam maliyetini veya ekonomik uygulanabilirliğini ölçmediği vurgulanıyor. Verimlilik toplam enerji ihtiyacını değiştireceğinden bu oran, dönüşüm sonrasındaki elektrik payıyla birebir aynı kavramı ifade etmiyor. İklim faydası açısından elektriğin üretim biçimi de belirleyici rol oynuyor. Ember'in Türkiye Elektrik Görünümü 2026 raporuna göre kömür, 2025'te %34 ile en büyük elektrik üretim kaynağıydı. Bu nedenle rapor, elektrifikasyonun yenilenebilir üretim, şebeke ve depolama yatırımlarıyla birlikte planlanmasını öneriyor.