Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ne (COP31) bir ay kala Greenpeace Türkiye, "Zirveye Taşı" kampanyasını başlattı. Kampanya, fosil yakıtlardan adil çıkışın gerçekleşmesi ve plastik atık ithalatının yasaklanması taleplerini zirveye taşımayı amaçlıyor. Greenpeace Türkiye aynı günlerde, kömürün su kaynakları üzerindeki etkilerini inceleyen "Kömürün gölgesinde su: Türkiye'nin enerji tercihlerinin görünmeyen bedeli" araştırmasını da yayımladı.

Araştırmayı Ortak – Araştırmacı Gazeteciler için Bağımsız Haber Merkezi hazırladı. Çalışma, kömürlü termik santralların ve kömür madenlerinin neden olduğu su tahribatını insan hikâyeleri ve makalelerle belgeliyor. Greenpeace'in mayıs ayında yayımladığı Kömürün Gizli Maliyeti raporu kömürün ekonomik maliyetlerini, eylül ayındaki kömür ve sağlık etkileri raporu ise kirliliğin toplum sağlığına etkilerini ele almıştı; su araştırması bu seriye ekleniyor.

Elbistan'da maden işletmesinin farklı sektörlerdeki yıllık susuzlaştırması 113,3 milyon metreküp olarak hesaplanırken, havzanın yer altı sularının her yıl 28,8 milyon metreküp açık verdiği belirtiliyor. Bölge sakinleri, eskiden kolayca erişebildikleri sulama ve içme suyuna ulaşımın kömürün gölgesinde giderek zorlaştığını ve bunun tarımı da etkilediğini anlatıyor.

Muğla'da ise araştırma, 42 yıl öncesinden gelen bir itirazı yeniden gündeme getiriyor. 1984'te termik santral karşıtı direnişte dönemin başbakanı Turgut Özal'a "Köyümüzün kalmasını isteriz" diyen Hatice Çakır, Özal'dan "Burası daha da şenlenir" yanıtını almıştı. Kemerköy Termik Santralı'na yakın evinde yeniden ulaşılan Çakır, geçen yılları "Hiç de şenlenmedi. Daha geri gittik" diye özetliyor.

İklim

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay, kömürün doğrudan ve dolaylı teşviklerle, çevresel zararların ve kamu sağlığında oluşan zararların yarattığı ekonomik maliyetlerle yalnızca kömür bölgelerinde değil Türkiye'nin dört bir yanında sorun ürettiğini belirtti. Alpay, "Yaşamımızın kaynağı olan su varlıklarına verdiği zararları da gözler önüne sermiş olacağız" dedi. COP31 başkanlığını üstlenen Türkiye'ye çağrıda bulunan Alpay, yeni kömürlü termik santral planlarının iptal edilmesini, bundan sonra yeni kömürlü santral yapılmayacağının taahhüt edilmesini ve geçimini kömürden sağlayanları geride bırakmayan adil bir kömürden çıkış tarihi açıklanmasını istedi.

Greenpeace Türkiye Sosyal ve Ekonomik Kampanyalar Sorumlusu Berk Butan, COP31'in Akdeniz kıyısındaki ilk COP olacağına dikkat çekti. Butan, Akdeniz'in bir yandan iklim krizinden etkilenirken öte yandan yoğun plastik kirliliğiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu yaz Seyhan Nehri'nden Akdeniz'e taşınan ve Antalya kıyılarına kadar ulaşan ciddi bir plastik atık kirliliğiyle karşılaştıklarını ifade eden Butan, temel sebebin Türkiye'nin yıllardır Avrupa'dan atık ithalatında birinci ülke olması olduğunu söyledi. Butan, "Geri dönüştürülmeden denizlerimize karışan ithal atıklar Akdeniz'i kirletiyor. Bu tablo bir Sıfır Atık ülkesine yakışmıyor" dedi ve Türkiye'nin atık ithalatını kalıcı ve istisnasız bir şekilde yasaklaması gerektiğini vurguladı.

Greenpeace Uluslararası Küresel İklim Politikaları Uzmanı Tracy Carty, kasım ayında tüm gözlerin Antalya'ya çevrileceğini belirterek enerji güvenliği, ekonomik erişilebilirlik ve iklim krizinin temel nedenini ortadan kaldırmak için fosil yakıtlardan adil ve hızlı bir çıkış çağrısı yaptı. Carty, Türkiye'nin COP31'in bir "Uygulama COP'u" olacağının sözünü verdiğini anımsatarak, "uygulama"nın fosil yakıtları sona erdirecek somut adımlar anlamına gelmesini sağlayacaklarını ifade etti.

Greenpeace Avustralya Pasifik COP31 Proje Lideri Dr. Simon Bradshaw ise Müzakerelerden Sorumlu Başkan olarak Avustralya'nın güvenilirliğinin Türkiye'de sınanacağını söyledi. Avustralya'nın Belém Deklarasyonu aracılığıyla 1,5°C hedefine geri dönmenin yeni kömür, petrol ve gaz projeleriyle bağdaşmadığını kabul ettiğini, ancak yine de yeni fosil yakıt projelerini onaylamaya devam ettiğini belirten Bradshaw, Avustralya'nın fosil yakıt onaylarını durdurmadan ve kömür ile gaz ihracatını aşamalı olarak sonlandırmadan dünyanın karbonsuzlaşmasına katkıda bulunamayacağını vurguladı. Bradshaw, ihracat dahil fosil yakıt üretiminin planlı bir şekilde azaltılmasını güvence altına alan ulusal bir yol haritası geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.