Şubat 2023 depremlerinin Hatay'da bıraktığı yıkımın ardından Buğday Derneği, Aralık 2023'te Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesi'ni hayata geçirdi. Endüstriyel tarım ve ağır kimyasal pestisit kullanımının yaygın olduğu bölgede öncü küçük üreticilerin doğa dostu agroekolojik yöntemlere geçmesini amaçlayan proje; eğitim, üretim, pazarlama ve örgütlenme olmak üzere dört ayak üzerine kuruldu. İki aylık ihtiyaç ve potansiyel belirleme sürecinin ardından karakılçık buğdayı, narenciye, nar, domates, biber ile tıbbi ve aromatik bitkiler odağında farklı ilçelerden toplam 120 üretici projeye dahil edildi.
Toprak onarımından psikolojik desteğe bütüncül yaklaşım
Projenin ilk iki yılında uzman danışmanlar, üreticilere agroekoloji, toprak onarımı, su yönetimi, hastalıklara karşı doğa dostu mücadele, kooperatifçilik, tarım finansmanı ve dijital pazarlama konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verdi. Uzun yıllar agroekolojik üretim yapan çiftçiler arazi ziyaretleriyle deneyimlerini aktardı. Çiftçilerin dış girdilere bağımlılığını azaltmak amacıyla toprak analizleri yapılarak organik gübreler, biyostimülantlar, kompost düzenekleri, dal öğütme makinesi ve biyolojik mücadele preparatları dağıtıldı. Tohumdan hasada kadar sahada ve uzaktan kesintisiz teknik destek sunuldu; üreticilerin geçişini kolaylaştırmak için rehber kitaplar ile eğitim materyalleri hazırlandı.
Depremin yol açtığı travma ve kronik stresle başa çıkmaya yönelik Uluslararası Travma Önleme ve Rehabilitasyon Merkezi (UTÖMER) psikologları iş birliğiyle üreticilere psikoeğitim ve grup terapisi seansları düzenlendi. Çiftçiler, projenin kendilerine yalnızlık hissinden kurtulup bir aradalık duygusunu yeniden inşa etme imkânı verdiğini ifade etti. Bir üretici, "Proje, deprem sonrasında odağımızı yeniden toprağa çevirebilmemize vesile oldu" dedi. Bir diğer üretici ise "Deprem sonrası travma ortamında, proje sayesinde toprakla uğraşmak iyileşme sürecimizi hızlandırdı, eğitimlere geldiğimizde dertlerimizi unuttuk" dedi.
Karakılçık buğdayı Amik Ovası'nda doğa dostu yöntemlerle yetiştirildi
Projenin Hatay'a en büyük katkılarından biri, bölgenin yerel türü olan karakılçık buğdayının agroekolojik yöntemlerle üretilmeye başlanması oldu. Yoğun kimyasal ve hibrit tohum kullanımının yaygın olduğu Amik Ovası'nda ilk kez doğa dostu yöntemlerle karakılçık buğdayı yetiştirildi ve elde edilen 5 ton ürünün tamamı alıcı buldu. Projenin ilk yılında bir üretici ile başlayan agroekolojik karakılçık buğday üretimi, üçüncü yılda 12 üreticiye ulaştı; toplam ekim alanı ise 26 dönümden 100 dönüme çıktı.
Pazarlama ve katma değer
Üreticilere yönelik pazarlama desteği öncesinde ürünler akredite laboratuvarda analiz edilerek pestisit içermedikleri belgelendi. Karakılçık buğdayı, domates, biber ve narenciye gibi ilk ürünler kadın kooperatifleri ve işleme birimleri aracılığıyla salça, un, bulgur, nar ekşisi ve kurutulmuş ürünlere dönüştürülerek katma değer kazandı. Taze narenciyeler ise doğrudan perakende siparişler, toptan alımlar ve aşevleri ile konteyner kentlere yönelik bağış kampanyalarıyla alıcılara ulaştırıldı.
Yapılan analizler ve anketler, dağıtılan girdilerin ve çiftçilerin kendi hazırladıkları preparatların maliyet tasarrufu sağladığını gösterdi. Üreticiler, ürünlerini kendi belirledikleri fiyatlardan satarak tüccar kanallarına kıyasla en az iki kat yüksek kazanç elde etti.
Örgütlenme ve sonraki adımlar
Üreticiler, sürdürülebilir üretimi proje tamamlandıktan sonra da devam ettirme iradesini ortaya koyarak Hatay Ekolojik Üretim Birliği'ni kurdu. Bugüne kadar 33 üreticinin dahil olduğu birlik, bir kooperatif olma yolunda ilerliyor. Buğday Derneği, kooperatifin kuruluş hazırlıklarında çiftçilerle birlikte çalışarak yönerge ve tüzük konusunda danışmanlık desteği sağlıyor.
Çiftçiden Çiftçiye Deneyim Aktarımı programı aracılığıyla hem Türkiye'nin farklı bölgelerinde ekolojik üretim yapan çiftçilerden öğrenen hem de komşularıyla bilgi paylaşan Hataylı üreticiler, ürün yelpazelerini genişletmek için hevesli. Ağırlıklı olarak narenciye üretimi yapan ve ürünlerine pazar bulmakta zorlanan üreticiler, bölgeye uygun yeni ürünler yetiştirerek hem ekolojik hem de ekonomik krize karşı daha dirençli hale gelmeyi amaçlıyor.
