Paris Anlaşması'nın yürürlüğe girdiği 2016'dan bu yana geçen on yılı değerlendiren Lancet Countdown raporu, iklim değişikliğinin sağlık etkilerinin 2006-2016 dönemine kıyasla daha hızlı arttığını ve mücadele önlemlerinin yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Raporun yazarları, iklim değişikliğinin resmi olarak küresel bir sağlık acil durumu olarak kabul edilmesi çağrısında bulunuyor.
Dünya genelinde yüksek sıcaklıklara bağlı ölümler 2016'dan bu yana %36 arttı. Yalnızca 2023'te yüksek sıcaklıklarla ilişkili 710 bin ölüm gerçekleşti ve bu ölümlerin en az %70'i iklim değişikliğiyle ilişkilendirilebiliyor. Bu sayı, aynı yıl sıtma veya HIV nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısını aşıyor. İklim değişikliği kaynaklı yüksek sıcaklıkların 2016-2023 arasında toplam 3 milyon ölüme neden olduğu hesaplanıyor.
Yeşil dönüşümün son on yılda hız kazanmasıyla 300 binden fazla hayat kurtarıldığı belirtiliyor. Temiz enerji yatırımları 2025'te 2,1 trilyon dolara ulaşarak fosil yakıtlara yapılan yatırımların neredeyse iki katına çıktı ve rekor kırdı. 2016'dan bu yana en az 77 ülkede fosil yakıt kaynaklı hava kirliliği azaldı ve tahminen 323 bin ölüm önlendi. Buna karşın fosil yakıtlar küresel enerjinin hâlâ %80'inden fazlasını sağlıyor. En büyük 100 petrol ve gaz şirketi, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefiyle uyumlu üretim seviyelerini 2040'a kadar %150 oranında aşma yolunda ilerliyor.
Raporda COP31'in ev sahibi Türkiye'ye dair özel bir dosya da yer alıyor. Buna göre Türkiye'de 2021-2025 arasında sıcak hava dalgasının etkili olduğu günlerin %87'si, iklim değişikliğinin olmadığı bir senaryoda yaşanmayacaktı. Aynı dönemde Türkiye topraklarının %70'i en az bir ay boyunca aşırı kuraklık yaşadı; bu oran 1981-1990 döneminde %15'ti. İklim değişikliği nedeniyle orman yangınları, kuraklık olayları ve toz fırtınaları artıyor ve şiddetleniyor.
Orman yangınlarının neden olduğu hava kirliliğinin 2021-2025 arasında yılda 4200 ölüme yol açtığı hesaplanıyor. Bu sayı 2003-2013 döneminde yılda 3500 olarak hesaplanıyordu. Aşırı sıcaklar nedeniyle yaşanan iş gücü kaybının değeri 2025'te 2,6 milyar doları buldu ve kayıpların %45'i tarım sektöründe gerçekleşti. 2016-2025 arasında aşırı sıcaklar nedeniyle kaybedilen iş saatleri, 1990'lara kıyasla %35 daha yüksek seyrediyor.
Türkiye'ye dair politika belgesi, halk sağlığını korumak ve hava kalitesini iyileştirmek için iklim hedefleriyle tutarlı ve sektör çalışanları ile ailelerini mağdur etmeyen bir kömürden çıkış planı hazırlanmasını öneriyor. Belge, kömür yakılmasının ciddi bir sağlık yükü oluşturduğunu ve bu yükün toplumun farklı kesimlerini eşitsiz biçimde etkilediğini vurguluyor. Türkiye'de elektrik santrallarının neden olduğu hava kirliliğine bağlı erken ölüm sayısı 2016'dan 2022'ye %18 artarak 9500'e yükseldi.
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), iklim değişikliğinin sağlık etkilerine dair kırılganlık ve risk değerlendirmeleri içeren bir Ulusal İklim ve Sağlık Eylem Planı hazırlanmasını öneriyor. Dernek ayrıca mevcut ulusal erken uyarı ve müdahale sistemlerine sağlık boyutunu da entegre edecek Bütünleşik Bir İklim ve Sağlık Erken Uyarı ve Müdahale Sistemi'nin kurulmasını talep ediyor.
