Bioscience dergisinde 14 Ekim'de yayımlanan İklimin Durumu (State of the Climate) raporu, dünyanın iklim sisteminin bilinmeyen bölgelere doğru ilerlediğini ortaya koyuyor. Dünya'nın "yaşamsal belirtilerini" yıllık olarak izleyen rapor, sera gazı konsantrasyonlarından orman yangınlarıyla kaybedilen ağaç örtüsüne kadar çeşitli göstergeleri takip ediyor. Araştırmacılar, gezegenin 16 yaşamsal belirtisinden yedisinin şu anda rekor uç seviyelerde olduğunu tespit etti; deniz seviyeleri ve atmosferdeki sera gazları bu göstergeler arasında yer alıyor. Orman yangınlarında yanan alanlar ve okyanus sıcaklık seviyeleri gibi diğer göstergelerde ise hızlanma veya ani değişimler gözlemleniyor.

Küresel ısınma hızı belirgin biçimde artıyor. 1880 ile 1970 yılları arasında on yılda yaklaşık 0,05 derece olan ısınma oranı, 2010 ile 2024 yılları arasında on yılda yaklaşık 0,36 dereceye yükseldi. Çalışma, Paris Anlaşması'ndaki 2 derece sınırının 2050'den önce aşılabileceği uyarısında bulunuyor. Hızlanan ve şiddetlenen bu değişimler, kendi kendini besleyen geri besleme döngülerinin oluşma ve devrilme noktalarının aşılma riskini artırabiliyor.

2025 yılında Dünya, ilk iklim devrilme noktasını aştı. Yükselen okyanus sıcaklıkları, asitlenme, aşırı avlanma ve kirliliğin bir araya gelmesi mercan ağarmasına ve toplu mercan ölümlerine yol açtı. Raporda, "Değişimler bizim yanıt verme yeteneğimizden daha hızlı gerçekleşirken, Dünya'nın yaşam destek sistemleri de kararlı sınırlarının ötesine itiliyor" ifadeleri yer alıyor.

2026 yılında yaşanan aşırı hava olayları, hızla ısınan bir gezegenin etkilerini göz ardı etmeyi imkansız hale getirdi. Temmuz 2026, ABD ana karası için kayıtlara geçen en sıcak ay olurken okyanus sıcaklıkları da aynı ayda rekor seviyeye ulaştı. Ön raporlar, Avrupa'da üst üste yaşanan sıcak hava dalgalarının tahminen 35 bin ölüme yol açtığını gösteriyor. ABD'deki Utah, Kanada'daki Ontario'nun yanı sıra Fransa, İspanya, Britanya ve Belçika dâhil birçok bölge, ya tarihlerindeki en kötü orman yangını yıllarını yaşadı ya da bu yolda ilerliyor.

Araştırmacılar, karbondioksit, metan ve azot oksit dâhil olmak üzere sera gazı konsantrasyonlarının tamamının 2026 yılında rekor seviyelere ulaştığını belirtiyor. Mayıs 2026'da atmosferdeki karbondioksit oranı milyon başına 428 parçacığı (ppm) aşarak sanayi öncesi seviyelerin yaklaşık %50 üzerine çıktı.

Coral bleaching Florida Keys 2023.jpg

Raporun yazarları, enerji kullanımı, gıda üretimi ve ekonomik büyüme gibi gezegensel değişimleri tetikleyen insan faaliyetlerinin göstergelerini de izliyor. Fosil yakıt tüketimi, bu değişimlerin en baskın sürücüsü olmaya devam ediyor. 2025 yılında fosil yakıt tüketimi %0,9 oranında arttı; petrol, kömür ve gaz tüketiminin tamamı rekor seviyelere ulaştı. Enerji kaynaklı yıllık karbondioksit emisyonları ise ilk kez 41 gigatonu aştı. Rapora göre bu miktar, 10.800'den fazla kömürlü termik santralin bir yılda saldığı emisyona eşdeğer düzeyde bulunuyor.

Raporda bazı ilerleme belirtileri de kaydediliyor. Düşük karbonlu kaynaklar 2025 yılında küresel elektrik üretiminin yaklaşık %43'ünü sağlarken, güneş ve rüzgar enerjisi tüketimi yaklaşık %18 büyüdü. Ancak rapor, karbon emisyonlarını kesmenin artık tek başına yeterli olmayacağını ve değişen iklime uyum tedbirlerinin kilit rol oynadığını vurguluyor.

Rapor şu teşhisi koyuyor: "Dünya'nın iklim sisteminin hızla istikrarsızlaştığına tanıklık ediyoruz. Bu artık gelecek için bir uyarı değil; günümüze dair bir teşhisdir."