Kamboçya'nın Koh Sdach takımadalarında komün başkan yardımcısı Sorn Srenh, balıkçı topluluklarıyla yürüttüğü çalışmalarla yerel düzeyde bir deniz koruma modeli oluşturdu. Mongabay'a konuşan 38 yaşındaki Srenh, yasa dışı avcılıkla mücadeleden plastik atık toplamaya ve kadınların karar alma süreçlerine katılımına kadar uzanan girişimleri anlattı.

Srenh, Phnom Penh'deki Royal University of Agriculture'de balıkçılık bilimi okudu. Deniz ekosistemlerine ilgisinin, bir sivil toplum kuruluşunun başlattığı deniz koruma girişimine katıldığı dönemde başladığını söylüyor: "Dalış, sualtı fotoğrafçılığı ve yerel halkın biyolojik çeşitliliğin korunmasına katılımını teşvik eden çalışmalar beni büyüledi ve deniz ekosistemlerine duyduğum merakı ateşledi."

Takımadadaki ailelerin geçimi büyük ölçüde balıkçılığa dayanıyor; turizm de önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Srenh, uzun vadeli sürdürülebilirlik için takımada genelinde korunacak topluluk balıkçılık alanları belirlediklerini belirtiyor. Kamboçya hükümetinin Fisheries Administration kurumu ve Birleşik Krallık merkezli Fauna & Flora ile yürütülen iş birliği, Koh Sdach'ın Marine Fisheries Management Area (MFMA) olarak bilinen topluluk balıkçılık yönetim alanının oluşturulmasına katkı sağladı.

Deniz kaplumbağaları, mercan resifleri ve deniz çayırları aşırı avlanmaya karşı savunmasız canlılar arasında yer alıyor; Srenh'e göre bu türler sağlıklı deniz ekosistemlerinin sürdürülmesinde kritik rol oynuyor. Topluluk üyeleri, Community Fishery (CFi) group adı altında kendi balıkçılık alanlarını düzenli olarak denetliyor ve kadınlar da bu devriyelere katılıyor.

Srenh, denizel biyolojik çeşitliliğe yönelik en büyük tehditleri elektroşokla avlanma ve yasa dışı trol avcılığı olarak sıralıyor; yasa dışı balıkçılar toplulukların koruduğu alanlara giriyor. Okyanustaki plastik kirliliği deniz canlılarını tuzağa düşürüyor ve mercan resiflerine dolanıyor. Srenh, bu yıl özel bir atık toplama şirketiyle çalışarak adadan plastik atıkları uzaklaştırmaya başladıklarını söylüyor. İklim değişikliği de balıkçılık kaynaklarını tehdit ediyor: deniz sıcaklıkları yükseldiğinde mercan resiflerinin hayatta kalma oranı düşüyor ve bu eğilim uzun süre devam ederse resifler ölebiliyor.

Yasa uygulamasının %100 etkili olmadığını kabul eden Srenh, özellikle balıkçılar arasında katılımın hâlâ eksik olduğunu vurguluyor. Balıkçıların düzenlemeleri ve korumanın neden önemli olduğunu anlaması hâlinde kurallara uyma olasılığının arttığını belirtiyor. Ona göre topluluk, ilgili bakanlıklar ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen ortak çalışma, korumayı uygulanabilir ve denetlenebilir kılıyor.

Kadınlar koruma çalışmalarında kilit rol oynuyor ve planlama, girişimler ile koruma hedeflerinde söz sahibi oluyor. Fauna & Flora'nın sağladığı beceri ve teknik destekle topluluktaki kadın grubu, atılmış balık ağlarını satılabilir ürünlere dönüştürerek topluluğa gelir sağlıyor. Srenh, kadınların politika değişikliği ve karar alma süreçlerine katkıda bulunmaya teşvik edildiğini, bunun da kendisini koruma çalışmalarına daha da bağladığını anlatıyor.

Önümüzdeki on yıla ilişkin vizyonunu paylaşan Srenh, hükümetten ve okyanus koruma alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarından daha fazla kaynak desteği gerektiğini söylüyor. Ona göre asıl önemli destek doğrudan topluluktan geliyor ve koruma çalışmalarının başarısı topluluk üyelerinin katılımına bağlı. Srenh, beceri geliştirme ve teknik destek konusunda ortakların uzun vadeli katkısına da ihtiyaç duyulduğunu ekliyor.