Nepal'de kaplan nüfusu 429 bireyle rekor düzeye ulaşırken Bardiya Ulusal Parkı'nın (Bardiya National Park) çevresinde 112 kaplan yaşıyor. Parkın kıyısındaki ormanları kaplanlar, leoparlar, filler (Elephas maximus) ve gergedanlar (Rhinoceros unicornis) kadar yöre sakinleri de kullanıyor; insanlar odun topluyor, yörede "niuro" denen eğrelti otlarını kesiyor ve hayvan otlatıyor. İnsan-kaplan çatışması Nepal'de kalıcı bir sorun olmayı sürdürüyor. 2010-2024 arasında kaplanlar ülke genelinde 245 kişiye saldırdı ve 141 kişi yaşamını yitirdi; Bardiya Ulusal Parkı çevresinde 2019-2023 arasında 18 ölüm ve 10 yaralanma kaydedildi.

Bu karşılaşmaları önlemeye çalışan araştırmacılar, yöre halkının kuşaklardır sürdürdüğü "ormanı dinleme" pratiğini yapay zekâyla otomatikleştiren bir pilot proje geliştirdi. Remote Sensing in Ecology and Conservation dergisinde yayımlanan çalışma, chital geyiklerinin (Axis axis) alarm çağrılarını "dinleyen" ve kaplan (Panthera tigris) ile leoparların (Panthera pardus) bulunabileceği, insanların uzak durması gereken alanları haritalayan bir sistemi belgeliyor.

Bardiya'da kaplan saldırısına uğrayanlardan biri Bhadai Tharu. 6 Ocak 2004'te öğleden sonra 1 sularında yaşadığı saldırıda sol gözünü kaybetti. Bugün 59 yaşında olan Tharu, Bardiya Ulusal Parkı'nın kıyısındaki Gauri Topluluk Ormanı'nın (Gauri Community Forest) başkanlığını yürütüyor ve kendisini yaralayan hayvana kin beslemiyor. "Kaplanların ekosistemde bir rolü var; insanlar ve kaplanlar bir arada yaşamalı" diyor.

tiger, jungle, forest, big cat, nature, ranthambore national park, india, wildlife, tourism, brown tiger, brown park — Image by rohan_aug1988 from Pixabay · Pixabay Content License

Ormanı dinlemek yöre için yeni bir yöntem değil. Tharu'ya göre uyarı çoğu zaman rhesus makaklarıyla (Macaca mulatta) başlıyor; bölgede "kırmızı maymun" denen bu tür huzursuzlanınca chital geyikleri de tepki veriyor. Ayak izleri, dışkı ve alarm çağrıları yakında bir kaplan bulunduğunu gösteriyor. Çalışmanın ortak yazarı ve Bardia Doğa Koruma Kulübünün (Bardia Nature Conservation Club) saha biyoloğu Ramjan Chaudhary, alarm çağrılarını yorumlamanın doğa rehberleri, orman bekçileri ve yaban hayatı alanlarına yakın yaşayanlar arasında uzun süredir yaygın olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar, Bardiya Ulusal Parkı'na komşu Dalla Topluluk Ormanı'na (Dalla Community Forest) akustik izleme cihazları yerleştirdi. Avcı-tepki deneylerini burada, Khata Topluluk Ormanı'nda (Khata Community Forest) ve Nepal ile Hindistan'ı birbirine bağlayan Khata Uluslararası Biyolojik Koridoru'nun (Khata International Biological Corridor) bazı kesimlerinde yürüttüler. Kaplan modeliyle yapılan testlerde chital geyikleri, rhesus makakları ve Tarai gri langurları (Semnopithecus hector) avcıyla karşılaştıklarında düzenli olarak alarm çağrısı verdi. Bu, seslenişlerin avcı riskinin göstergesi olabileceğini ortaya koydu; ancak av türleri her zaman ses çıkarmadığı için alarm çağrıları her karşılaşmayı yakalayamıyor.

Ekip daha sonra tanesi yaklaşık 60 dolar olan güneş enerjili izleme cihazlarında chital alarm çağrılarını tanıyan hafif bir yapay zekâ modeli eğitti. Dalla Topluluk Ormanı'na yerleştirilen 10 ünite üç ay boyunca çalıştı. Sistem bir alarm çağrısı algıladığında bilgiyi kablosuz ağ üzerinden iletti ve kaplan ya da leopar bulunabilecek alanları gösteren bir harita üretti. Projenin konuşlandırılmasını yöneten ABD'li yaban hayatı film yapımcısı ve korumacı Casey Anderson, ekibin yöre halkının zaten kullandığı bilgiyi otomatikleştirmeye çalıştığını söylüyor. "Ormana ya da orada yaşayan insanlara yeni bir şey öğretmiyorduk" diyen Anderson, "Birçok açıdan bilgisayara, o insanların zaten anladığı bir şeyi tanımayı öğretiyorduk" diye ekliyor. Ona göre sistemin nihai amacı kaplanları bulmak değil, insanlarla avcılar arasındaki tehlikeli karşılaşmaları azaltmaktı.

Dalla Topluluk Ormanı'nın 60 yaşındaki bekçisi Thenghchu Tharu, yıllardır chital geyiklerinin çağrılarına bakarak avcı varlığını değerlendiriyor. "Chital art arda seslendiğinde yakında bir kaplan ya da leopar olabileceğini anlıyoruz" diyor. Pilot uygulama sırasında sistemin uyarılarını arazide gördüğü izlerle karşılaştırmış ve sonucu "tam olarak eşleşti" diye aktarıyor. Uyarılar bir bölgede kaplan olduğunu gösterdiğinde sakinlere geçici olarak oradan uzak durmaları söylenmiş. "İnsanlar önceden bilgilendirilirse o bölgeye girmelerine gerek kalmaz" diyen Thenghchu Tharu, sistemin ot toplamak, odun kesmek ya da hayvan otlatmak için ormana girenler açısından riskli karşılaşmaları azaltabileceğine inanıyor.

A faux tiger skin used as a predator model for chital deer. — Image by Kershenbaum et al. / Zoological Society of London & Wiley (CC BY-NC-ND).

Topluluklar projeye olumlu yaklaştı; Chaudhary, yöre sakinlerinin "bu yeni teknolojiyi iş başında görmekten heyecan duyduklarını" belirtiyor. Saldırıdan sağ kurtulan Bhadai Tharu da "Onu görmekten mutlu olduk, çok iyiydi" diyor ve teknolojinin hayat kurtarabileceğine inandığını söylüyor: "İnsanlar önceden bilgilendirildiğinde olaylar azalabilir." Ancak olumlu geri bildirime ve umut verici sonuçlara karşın sistem Nepal'de yaygınlaşmadı. "Uygulanmaya devam edeceğini bekliyorduk ama olmadı" diyen Bhadai Tharu, projenin deneme aşamasında kalmasından duyduğu hayal kırıklığını dile getiriyor.

Anderson, sorunun teknolojinin reddedilmesi ya da kavramın başarısız olması olmadığını söylüyor. Ona göre proje, deneme aşamasının ötesine geçmek için gereken personel, fon ve yerel kurumsal desteği sağlamakta zorlandı. "İlk projenin kaynakları tükenmeye başladığında, sistemi ayakta tutmak için gereken yerel personeli ve üniversite katılımını sağlayamadık" diyor. Ekipman daha sonra Hindistan'a taşındı; Anderson'a göre bu, çalışmanın Nepal'deki aşama sona erdiğinde tamamen bitmesi yerine sürmesini sağladı.

Nepal Orman ve Toprak Koruma Dairesinin (Department of Forests and Soil Conservation) bilgi sorumlusu Sabnam Pathak, yeni koruma teknolojilerinin yaygınlaştırılmadan önce uzun vadeli değerlendirmeden geçmesi gerektiğini söylüyor ve bunların ancak "kapsamlı bir çalışmanın ardından" kullanılması gerektiğini belirtiyor. Çalışmanın kendisi de yanlış tespitler, ekipman arızaları ve aşırı ısınma gibi sınırlamaları kabul ediyor. Alarm çağrıları avcı riskine işaret ediyor ancak çağrıyı kaplanın mı leoparın mı tetiklediğini güvenilir biçimde ayırt edemiyor; geyiklerin ses çıkarmadan kaçtığı durumlarda avcı varlığı tespit edilemiyor.

Londra Zooloji Derneğinin (Zoological Society of London, ZSL) Nepal ofisi program yöneticisi Shyam Kumar Thapa, asıl endişenin bu etkileşimlerin insan ölümlerine ve kaplanların misilleme amacıyla öldürülmesine dönüşmesi olduğunu söylüyor. Ona göre teknoloji, yetkililerin ve toplulukların riski önceden öngörmesine yardımcı olarak insan-yaban hayatı çatışması yönetimini tepkisel yaklaşımdan proaktif bir yaklaşıma taşıyabilir. Anderson da teknolojinin bu çabaları güçlendirebileceğine inanıyor: "Yapay zekâ insan bilgisinin yerini almıyor; her zaman orada olan doğal zekâyı daha iyi dinlememize yardım ediyor."