Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) RES 2026 yarışmaları 2 Kasım Pazartesi günü başlıyor ve yarışmalarda 1500 MW kapasite tahsis edilecek. Bakanlık, 7 farklı bölge için 12 şirketten 29 başvuru aldı. Türkiye'nin rüzgar kurulu gücü yaklaşık 16 bin MW seviyesinde bulunuyor ve yeni kapasite mevcut gücün yaklaşık %10'una karşılık geliyor.
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Finansal Kurum Paydaşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Sayman Çağrı Güven, NTV'de yayınlanan Ekonomi Notları programında değerlendirmelerde bulundu. Güven, yarışmaların yaklaşık 1,5 milyar dolarlık yatırım potansiyeli taşıdığını ve YEKA modelinin yalnızca bir kapasite tahsis mekanizması olmadığını belirtti. "Bu yarışmalar aynı zamanda enerji politikalarında kurgulamış olduğumuz hedeflerimize erişebilmek açısından da çok önemli araçlar" dedi.
Yatırımcıların bu yıl önceki ihalelere göre daha seçici davrandığına dikkat çeken Güven, finansman koşulları, proje bölgeleri, kapasite faktörleri ve ekonomik sürdürülebilirliğin daha dikkatli incelendiğini kaydetti. Yerli ekipman yükümlülüğünün sanayi boyutunu öne çıkardığını vurgulayan Güven, bu yükümlülüğün "sadece ülkeye ucuz elektrik kazandırmaktan ziyade aynı zamanda yerli sanayimizin de teşvik edilmesini" sağladığını ifade etti. Kule, kanat ve jeneratör gibi bileşenlerin Türkiye'de üretimi hem yarışmalarda kullanılıyor hem de ihracat pazarlarının açılmasına zemin hazırlıyor.
Finansman tarafında yerel bankaların, kalkınma bankalarının ve uluslararası finans kuruluşlarının sektöre ilgisinin sürdüğünü belirten Güven, Almanya'nın Euler Hermes gibi kredi ihracat kuruluşlarının uygun şartlarda rekabetçi maliyetlerle finansman sağladığını aktardı. "Doğru bir yapıyla yapılandırılmış projelerde uzun vadeli finansman, krediye erişim imkanları gayet mevcut" diyen Güven, rüzgar yatırımlarında yatırım bedelinin %70-80'inin kredilendirildiğini ve %20-30'luk kısmının yatırımcıların öz kaynağıyla karşılandığını anlattı.
Güven, YEKA yarışmaları, depolamalı rüzgar santralleri ve 2035 hedefi kapsamında yenilenebilir kurulu gücün katlanması birlikte ele alındığında yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım portföyü ortaya çıktığını söyledi. Bu portföy için yatırımcıların yaklaşık 15 milyar dolar öz kaynak koyması gerekiyor. Sermaye ve uluslararası finansman çekmenin ortak noktasının öngörülebilirlik olduğunu vurgulayan Güven, "Bence burada birden fazla parametre var ama ortak olan nokta öngörülebilirlik" ifadesini kullandı. Kredi verenlerin ve sermaye sahiplerinin proje gelirlerini, nakit akışlarını ve yatırım geri dönüşünü öngörebilmesi gerektiğini belirten Güven, izin, lisans, kamulaştırma ve şebeke altyapısı süreçlerinin kısa ve öngörülebilir takvimlerde ilerlemesini talep etti. "Zaman demek aynı zamanda hem yatırımcı için hem finansör açısından bir maliyet unsuru" uyarısını yapan Güven, YEKA sisteminde alım vadelerinin uzadığını ve her yıl kapasite tahsis edilmesinin öngörülebilirliği artırdığını kaydetti.
9 Kasım'da Antalya'da başlayacak COP31'i Türkiye'nin enerji dönüşümü hedeflerini uluslararası kamuoyuna tanıtma platformu olarak değerlendiren Güven, "Önemli bir katalizör olacaktır diye düşünüyorum" dedi. Türkiye'nin 2035 yılına kadar 120 GW kurulu güç hedeflediğini ve bu hedef için yerli ve yabancı yatırımcıların, tedarikçilerin ve teknoloji sağlayıcılarının ilgisinin gerektiğini söyleyen Güven, "Tüm bunların somut sonuçlar üretmesi de çok kritik olacak" diye ekledi. TÜREB, COP31'in ilk günü Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (Global Wind Energy Council) ile iş birliğinde bir etkinlik düzenleyecek. Etkinlikte ilgili bakanları, kamu temsilcilerini ve uluslararası yatırımcıları Türkiye'deki yatırımcılar ve finans kuruluşlarıyla buluşturmayı hedefleyen birlik, mavi ve yeşil bölgelerdeki panellerde elektrifikasyon, yenilenebilir enerji yatırımları, tedarik zinciri ve sanayi gelişimi başlıklarını ele alacak. TÜREB, ortaya çıkan stratejileri paydaşların geri bildirimiyle rapora dönüştürüp üyeleriyle paylaşmayı planlıyor.
