Avustralya'nın orta kesimindeki çöl, ülke topraklarının yaklaşık üçte birini kaplıyor. Yerli Çöl İttifakı (Indigenous Desert Alliance, IDA), bu 270 milyon hektarlık alanda faaliyet gösteren 70 korucu ekibini bir araya getiren bir ağ kuruyor. Arjantin'in yüzölçümüne yaklaşan bu bölge, dünyanın en büyük yerli öncülüğündeki koruma koridoru olarak nitelendiriliyor ve 885 korucu tarafından yönetiliyor. İttifak, bu yıl Earthshot Ödülü'nün Doğayı Koruma ve Yeniden Kazanma kategorisinde aday gösterildi.

İttifakın merkezinde, Aborijin kültüründe binlerce yıldır uygulanan kültürel yakma yöntemi bulunuyor. IDA, bu uygulamayı "Doğru Yöntem Çöl Ateşi" (Right Way Desert Fire) programıyla yürütüyor. CEO Samantha Murray, Mongabay Newscast programında yaptığı açıklamada, yakma işleminin toprakla atalardan gelen, fiziksel ya da ruhsal bağı bulunan Aborijin veya Torres Boğazı Adaları kökenli Geleneksel Sahiplerin (Traditional Owners) yönlendirmesiyle yapıldığını belirtiyor. Geleneksel Sahipler, koruculara fiziksel toprağı, suları, gökyüzünü ve tüm canlıları kapsayan bütüncül bir varlık olarak tanımlanan "Ülke"de (Country) eşlik ediyor ve nereyi nasıl yakacaklarını sözlü aktarımla yönlendiriyor.

Murray, bu bilginin yazılı bir kılavuzla değil, arazide pratik gösterimle nesilden nesile geçtiğini vurguluyor: "Bize doğru yakma yöntemlerinin tüm o bilgisinin anlatıldığı bir kılavuz ya da el kitabı verilmedi. Bu nedenle büyük ölçüde sözlü bir tarihe dayanıyor ve pratikte ne yapılması gerektiğini gösteriyoruz. Bu bilginin aktarılması için Ülke'de paylaşılacak alanlara ve zamanlara ihtiyaç duyuyoruz."

Doğru yöntemle yapılan yakma, yılın daha serin dönemlerinde, daha yavaş ve kontrollü bir tempoda uygulanıyor. Rüzgârın yönü, sıcaklık ve mevsim gibi etkenler dikkate alınıyor; büyük ağaçlar ve korunması gereken özel alanlar tahrip edilmeden zemindeki yanıcı maddeler uzaklaştırılıyor. Murray bu süreci "doğal bir yenilenme süreci" olarak tanımlıyor: "Bitkilerin kendini yenilemesini ve tekrar ortaya çıkmasını sağlıyor. Hayvanlar geri dönüp yeni süren filizleri ve bitkileri yiyor. Özel yerlere ateşin yaklaşmasını engelleyerek yaz aylarındaki sıcak yangınlarda yok olmalarını önlüyor."

Geleneksel bilgi ile modern teknoloji, korucu ekiplerinin çalışmasında birleşiyor. Kiwirrkurra korucusu Scott West, yakma öncesinde yaşlılar ve Geleneksel Sahiplerle arazide bilgi paylaşımı sağlayan "sohbet" (yarn) adı verilen görüşmeler yaparak hangi alanların yakılacağını ve nerelerin korunacağını öğreniyor. Ardından sabit kanatlı bir uçaktan yangın çıkarıcı makineyle belirlenen noktalara ateş bırakıyor. Murray, haritalama ve koordinat kullanımının uçağın karayoluyla erişilemeyen bölgelere ulaşmasını sağladığını anlatıyor. Bir başka örnekte Geleneksel Sahip Liza Mulda, Haast Bluff Aborijin Arazi Vakfındaki (Haast Bluff Aboriginal Land Trust) Muruntji su kuyusu çevresinde yakma çalışmasını yönlendiriyor.

İttifak, Spinifex Korucuları ile birlikte Çöl Habitatı Yöntemini (Desert Habitat Method, DHM) geliştiriyor. Bu yöntem, doğru yöntemle yapılan ateşin Spinifex bitki örtüsünü farklı aşamalarda yakarak hayvanların yaşam alanlarını nasıl koruduğunu kültürel ve bilimsel açıdan ortaya koyuyor. Murray, korucuların araştırmacılar ve ekolojistlerle yakın çalışarak kültürel ve çevresel açıdan kanıtlanmış sonuçlar elde ettiğini söylüyor.

Son dört yılda kültürel yakma yöntemiyle biyolojik çeşitliliğin yeniden kazanıldığı alan, kaynağın yazılı özetinde 140 milyon hektar olarak belirtilirken, podcast dökümünde 145 milyon hektar olarak geçiyor.

Murray, korucu ağının Avustralya'nın yaklaşık üçte birini kapsadığını ve bu çalışmanın yalnızca Yerli topluluklar için değil, tüm Avustralyalılar için yapıldığını vurguluyor. "Avustralyalılar korucularla gurur duymalı, sahada çalışan insanlarla gurur duymalı" diyen Murray, çöl korucularının büyük çöl skinki ve gece papağanı gibi tehdit altındaki türleri korumak için yoğun çaba harcadığını belirtiyor.