Danıştay 6. Dairesi, Akbelen'deki yedi köyün sınırları içindeki zeytinlik ve tarım alanlarını "acele kamulaştırma" kapsamına alan Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın iptal istemini duruşmalı olarak görüştü. Akbelen avukatı İsmail Hakkı Atal, duruşmanın ardından ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Danıştay savcısının söz konusu kararda "kamu yararı" bulunduğu yönünde mütalaa verdiğini belirtti. Atal, tüm parseller için sürecin şu anda durduğunu ve mahkemenin kararını yaklaşık 20 gün veya en geç bir ay içinde açıklayacağını kaydetti.
9 Ocak 2026'da zeytinlik ve tarım arazisi niteliğindeki 679 parsel için acele kamulaştırma kararı çıkarılmıştı. Atal ve müvekkilleri, bu parsellerden 104'ü aleyhine Cumhurbaşkanlığı Kararı'na karşı iptal davası açtı. Duruşmanın ardından Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen hak savunucuları, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) önünde bir araya geldi.

Atal, 2024'te MAPEG'e kamu yararı kararı aldırıldığını ve Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın bu karara dayandırıldığını anlattı. Ancak MAPEG kamu yararı kararını aldığı sırada Akbelen, İkizköy ve Karacahisar'daki zeytinlikler Zeytin Yasası'nın koruması kapsamındaydı. Bu koruma, 2025 Haziran-Temmuz aylarında AKP-MHP ortaklarının çıkardığı yasayla delindi. Atal, yasa henüz çıkmadığı için kamu yararı kararının geçersiz olduğunu savundu. Ayrıca bu kararı alma yetkisinin MAPEG'de değil, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nda olduğunu ileri sürdü.
Duruşmaya katılan MAPEG Genel Müdürü'nün, "Biz bu Zeytin Kanunu'nu aşamadık. Zeytin Kanunu'nu aşamadığımız için böyle bir taslak hazırladık. Biz bu yasayı biz hazırladık" şeklindeki ifadelerine "hayret" ettiklerini belirten Atal, genel müdürün şirketin avukatı gibi konuştuğunu öne sürdü. MAPEG'in yasayı hazırlayıp çıkardığı bir düzende Meclis'in ve milletvekillerinin işlevinin kalmayacağını ifade eden Atal, Cumhurbaşkanlığı'na toplumsal maliyet analizi ve sağlık harcamaları gizlenerek "sahte bir dosya" sunulduğunu iddia etti. Atal, MAPEG'i "sömürge madenciliği kurumu" olarak nitelendirdi ve toplumsal maliyet analizi yapılmadan maden ruhsatları verildiğini savundu.
Atal, Avrupa Sağlık ve Çevre Birliğinin bilimsel çalışmasına dayanarak, Yeniköy-Kemerköy termik santrallerinin yol açtığı hastalık ve ölümler nedeniyle Sağlık Bakanlığı'nın yılda 80 milyar lira harcadığını dile getirdi. Duruşmada devletin bu termik santral nedeniyle yıllık 80 milyar lira zararı olduğunu sorduklarını ve YK Enerji'nin yıllık kazancını iki kez ısrarla sormalarına rağmen davalı vekilleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vekili, MAPEG Genel Müdürü veya YK şirketinin bu konuda beyanda bulunamadığını aktardı.
