Antalya, Mersin ve diğer Akdeniz kıyılarında son günlerde deniz yüzeyinde ve sahillerde görülen mikroplastik kirliliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un yanıtlaması istemiyle iki ayrı yazılı soru önergesi verdi.

Rızvanoğlu, önergelerinde tek kullanımlık plastiklerin sınırlandırılmasında geç kalındığını, depozito sisteminin yıllarca ertelendiğini, kaynağında ayrı toplama sisteminin ülke genelinde etkin hâle getirilemediğini ve yasa dışı atık dökümlerini önleyecek yeterli denetim mekanizmasının kurulamadığını belirtti. Milletvekili, Türkiye'nin plastik atık ithalatına da dikkat çekerek 2025 yılında Avrupa Birliği (EU) ülkelerinden yaklaşık 503 bin ton, Birleşik Krallık'tan ise yaklaşık 139 bin ton plastik atık gönderildiğine ilişkin verilere yer verdi.

mikroplastik

Çevre Bakanı'na: İthal atık nereye gidiyor?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'a yöneltilen sorularda, Akdeniz kıyılarındaki deniz suyu, sediment, kıyı kumu ve deniz canlılarında tespit edilen mikroplastik kirliliğinin düzeyi ve son beş yıldaki değişim sorgulandı. Rızvanoğlu, 2021-2025 yılları arasında Türkiye'ye ithal edilen plastik atık miktarını, bu atıkların ne kadarının geri dönüştürüldüğünü, enerji geri kazanımı amacıyla yakıldığını, depolandığını veya diğer yöntemlerle bertaraf edildiğini sordu. Plastik atık ithalatının denizlerdeki kirliliğe etkisine ilişkin Bakanlık tarafından hazırlanmış bir bilimsel etki analizi, risk değerlendirmesi veya izleme raporu bulunup bulunmadığını da gündeme getirdi.

Rızvanoğlu, Bakanlığın 2025 yılında hazırladığı "Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası" kapsamında toplam 44 eylem öngörüldüğünü hatırlatarak, bugüne kadar hangilerinin tamamlandığını sordu. Son beş yılda plastik atık ithal eden geri dönüşüm tesislerine yönelik kaç denetim yapıldığını, bu denetimlerde kaç tesiste mevzuata aykırılık tespit edildiğini, kaç tesise idari yaptırım uygulandığını ve kaç tesisin faaliyet izninin askıya alındığını veya iptal edildiğini de Kurum'un yanıtlaması istedi. Rızvanoğlu, Türkiye'nin denizlerinde mikroplastik kirliliğini düzenli izleyen ve sonuçlarını kamuoyuyla açık veri olarak paylaşan ulusal bir izleme ve raporlama sistemi kurulup kurulmadığını da sordu.

Mikroplastasarp.jpg

COP31 öncesi plastik politikaları masada

9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31 de önergelerin konusu oldu. Rızvanoğlu, COP31 Aksiyon Ajandası'nda "Sıfır Atık" ile "Okyanuslar ve Denizler" başlıklarının öncelikli çalışma alanları arasında bulunduğunu belirterek, Türkiye'nin plastik atıkların azaltılması, deniz çöpleriyle mücadele ve mikroplastik kirliliğinin önlenmesine ilişkin hangi girişimlerde bulunacağını sordu. COP31 öncesinde plastik kirliliğinin azaltılmasına yönelik yeni bir eylem planı, hedef veya mevzuat değişikliği açıklanıp açıklanmayacağını ve plastik atık ithalatının azaltılmasına ya da aşamalı olarak sonlandırılmasına yönelik bir strateji ya da takvim bulunup bulunmadığını da Kurum'a iletti.

Sağlık Bakanı'na: Mikroplastik insan sağlığını nasıl etkiliyor?

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'na sunulan önergede Rızvanoğlu, mikroplastiklerin yalnızca deniz ekosistemlerini etkileyen bir çevre sorunu olmadığını; deniz suyuyla temas, deniz ürünlerinin tüketimi ve diğer çevresel maruziyet yolları nedeniyle halk sağlığını da ilgilendirdiğine dikkat çekti. Son yıllarda yayımlanan bilimsel çalışmalarda mikroplastiklerin insan kanında, plasentada, anne sütünde ve çeşitli organlarda tespit edildiğini hatırlatan Rızvanoğlu, Akdeniz kıyılarındaki yüzme alanlarındaki mikroplastik kirliliğinin insan sağlığı açısından oluşturabileceği risklere ilişkin Bakanlık tarafından herhangi bir inceleme, numune alma, analiz veya bilimsel değerlendirme yapılıp yapılmadığını sordu.

Milletvekili, mikroplastik kirliliği nedeniyle herhangi bir plaj veya yüzme alanı için denize girilmemesi yönünde tavsiye, uyarı veya kısıtlama kararı alınıp alınmadığını; alınmadıysa gerekçesinin ne olduğunu da Memişoğlu'na iletti. Bakanlığın mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik bilimsel araştırma, epidemiyolojik çalışma veya biyolojik izlem programı yürütüp yürütmediğini; hamileler, bebekler, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin mikroplastik maruziyetine ilişkin özel bir araştırma veya izleme programı olup olmadığını sordu. Rızvanoğlu, Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası sağlık kuruluşlarının mikroplastiklere ilişkin değerlendirmeleri doğrultusunda alınan veya alınması planlanan koruyucu halk sağlığı tedbirlerini ve mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin izlenmesine yönelik ulusal bir eylem planı veya insan biyolojik izlem programı oluşturulmasına yönelik bir çalışma bulunup bulunmadığını da sorguladı.