ABD'de iklim değişikliği denilince akla genellikle Demokratların endişeli, Cumhuriyetçilerin ise şüpheci olduğu keskin bir parti ayrımı gelir. University of Southern California Information Science Institute'dan Mayank Kejriwal ve USC mühendislik yüksek lisans öğrencisi Yidan Sun, bu genel geçer tabloyu 2000-2020 yılları arasındaki yıllık Gallup anketleri üzerinden yeniden sorguladı. İkili, ABD'li yetişkinlerin çevre konularındaki yanıtlarını ve 14 farklı iklim politikası önerisine yönelik desteği hem partiler içinde hem de partiler arasında karşılaştırdı.
"Amerikalılar iklim değişikliği konusunda derin biçimde bölünmüş durumda, fakat asıl hikâye basit bir Demokrat-Cumhuriyetçi ayrımından çok daha derin," diyor Kejriwal. Araştırmacılar, parti kimliğinin iklim inançlarını etkileyen en güçlü faktör olduğunu doğruladı; ancak bu ayrışma tek başına partizanlığın eseri değil. Yaş, gelir, etnik köken ve eğitim gibi sosyo-demografik değişkenler de tutumları biçimlendiriyor.
Partizan ayrışma uzun süredir var, ancak Donald Trump'ın 2016'da başkan seçilmesinin ardından belirgin biçimde derinleşti. 2017 anketinde Demokratlar ve Bağımsızlar arasında iklim endişesi sıçrama yaparken, Cumhuriyetçilerde görece düşük ve sabit bir düzeyde kaldı.
Cumhuriyetçi Parti içindeki en büyük bölünme yaş hattında ortaya çıkıyor. 35 yaş altı Cumhuriyetçiler, daha yaşlı partililere kıyasla yenilenebilir enerjiye daha fazla destek veriyor ve fosil yakıt geliştirmeye daha çok karşı çıkıyor. Ne var ki genç Cumhuriyetçiler, karbon vergisi konusunda yaşlı partililerle aynı safhada yer alıyor ve bu politikaya karşı çıkıyor. Genç Demokratlar ise hem yenilenebilir enerji hem de karbon vergisine yüksek destek gösteriyor. Kejriwal, "İklim görüşü kutuplaşmış durumda, ancak tek tip değil ve bu iç farklılıkları anlamak, iklim politikasına yönelik kamu desteğinin nerede büyüyebileceğini görmek açısından önemli" ifadesini kullanıyor.
Demokratlar arasında ise eğitim, iklim tutumlarını şekillendiren en önemli faktör. Eğitim seviyesi yükseldikçe çeşitli iklim politikalarına verilen destek artıyor. Aynı etki Cumhuriyetçilerde çok daha sınırlı kalıyor. Genel olarak Cumhuriyetçiler, teknoloji ve piyasa odaklı iklim politikalarına daha açık bir tutum sergiliyor; bu durum, gelecekteki iklim iletişim çabalarının muhafazakâr çevrelerde popüler olmayan düzenlemeler yerine bu çerçevelere odaklanabileceğine işaret ediyor.
Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri, politika desteğinin genel iklim endişesinden çok politikanın tasarımına bağlı olması. "En çarpıcı sonuçlardan biri, politika desteğinin ne kadar tutarlı biçimde politikanın tasarımına bağlı olduğuydu," diyor Kejriwal. Hanelerin enerji kullanımını sınırlamaya yönelik politikalar tüm siyasi yelpazede destek görmüyor; bu durum, insanların iklim konusunda cezalandırıcı önlemlerden çok teşvik edici yaklaşımları tercih etmesiyle örtüşüyor. Buna karşılık güneş enerjisine devlet yatırımı ve alternatif yakıt geliştirme gibi politikalar partiden bağımsız olarak geniş destek görüyor.
Siyasi yelpazenin her kesitinde göze çarpan bir başka desen ise tutarsızlık. Demokratların %26,8'i, Bağımsızların %42,6'sı ve Cumhuriyetçilerin %36,3'ü, araştırmacıların "karmaşık orta" olarak adlandırdığı gruba düşüyor. Bu kişiler saf şüphecilik ya da saf endişe yerine iklim konusunda karmaşık ve zaman zaman çelişkili görüşlere sahip. Araştırmacılar, iklim politikalarını ekonomik veya halk sağlığı faydalarıyla ilişkilendiren mesajların bu grubu ikna edebileceğini öne sürüyor.
Çalışma, Humanities and Social Sciences Communications dergisinde yayımlandı.



