Aşırı sıcak günler artık yalnızca yaz aylarının sorunu olmaktan çıktı. 1980'den bugüne uzanan küresel iklim kayıtlarını inceleyen bir araştırma, dünyanın yarısından fazlasında kuru sıcak mevsiminin, yaklaşık yarısında ise nemli sıcak mevsiminin 1980-1989 dönemine kıyasla belirgin biçimde uzadığını saptadı. Bulgular AGU Advances dergisinde yayımlandı.
Çalışmanın başyazarı, NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü (NASA Goddard Institute for Space Studies) klimatoloğu Casey Ivanovich oldu. Ekibinde Avustralya'daki Monash Üniversitesinden Benjamin Cook ve ABD'deki New York Üniversitesinden Sonali Shukla McDermid yer aldı. Araştırmacılar, NASA ve Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (European Centre for Medium-Range Weather Forecasts) verilerini kullanarak dünya genelindeki en sıcak %5'lik günleri ayrıştırdı. Kuru sıcağı ölçmek için maksimum ortam hava sıcaklığı, nemli sıcağı ölçmek için ise yaş termometre sıcaklığı verileri toplandı.
Ivanovich, sıcaklık ekstremlerinin daha sık, daha yoğun ve daha uzun sürdüğünün zaten bilindiğini belirterek "Son 45 yılda hem aşırı kuru hem aşırı nemli sıcağın mevsimleri dünyanın yaklaşık yarısında genişledi" dedi. Cook ise Mongabay'a yaptığı açıklamada aşırı sıcak mevsiminin ara mevsimlere doğru uzadığını ancak bu genişlemenin simetrik gerçekleşmediğini ifade etti. Cook, bazı bölgelerin yılın belirli zamanlarında, bazılarının ise başka zamanlarında sıcaklık artışı yaşadığını kaydetti. Ivanovich, sıcaklık ekstremlerinin sıklığının artmasında insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkili olduğunu sözlerine ekledi.
Bölgesel dağılım bu asimetriyi net biçimde gösteriyor. Batı Avrupa, Afrika'nın güneyi ve kuzeybatı Hindistan'da ilkbaharlar daha sıcak geçerken Doğu Çin, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve ABD'nin batısında sonbaharlar ısınıyor. Phoenix, Arizona örneğinde kuru sıcak mevsimi daha geç bir tarihe, nemli sıcak mevsimi ise daha erken bir tarihe kaydı. Ivanovich, bölgesel farkların neyin ürettiğini henüz tam olarak bilmediklerini ve iklim modelleriyle iklim değişikliğinin payını belirlemeyi planladıklarını söyledi.

Kuru ve nemli sıcaklar insan sağlığı ve doğa üzerinde farklı tehditler oluşturuyor. Oregon İklim Değişikliği Araştırma Enstitüsü (Oregon Climate Change Research Institute) Direktörü Erica Fleishman, aşırı nemin insan vücudu için çok daha zorlayıcı olduğunu, mevcut sağlık sorunlarını ağırlaştırabileceğini ve sıcak çarpması olasılığını artırabileceğini söyledi. Fleishman, atmosfer neme doyduğunda vücudun ter yoluyla kendini soğutamadığını ve art arda gelen çok sıcak nemli günlerin sağlık açısından daha tehlikeli olduğunu vurguladı.
Kuru sıcak günler ise bitkileri çok daha fazla etkiliyor. Cook, kuru sıcağın atmosferi daha kurak hale getirdiğini ve bitkiler üzerinde su stresini artırdığını belirtti. Bu koşullar ürün ve bitki örtüsü verimliliğinde düşüşlere, aşırı durumlarda ise büyük ölçekli bitki ölümlerine yol açabiliyor.
Sıcağın erken gelmesi ya da geç kalması başka mevsimsel riskleri de büyütüyor. Ivanovich, ABD'nin büyük bölümünde sıcak mevsiminin sonbahara doğru kaydığını ve batıda yaşayanlar için aşırı sıcak mevsimi ile orman yangını sezonunun zirvesi arasındaki örtüşmenin artabileceğini söyledi. Kâr amacı gütmeyen Climate Central kuruluşu, iklim değişikliği ilerledikçe ABD'de orman yangını sezonlarının uzadığını ve yoğunlaştığını bildiriyor. Fleishman, ABD'nin kuzeybatısında sağlık hizmeti talebinin tarihsel olarak kışın soğuk algınlığı ve gripten yükseldiğini, artık orman yangını dumanı nedeniyle yaz aylarında da talep artışı yaşandığını kaydetti. Ivanovich, daha sıcak geçen Doğu ve Körfez kıyılarının Atlantik kasırga sezonundan gelen tehditlerle de karşı karşıya olduğunu sözlerine ekledi.
Yaz sıcağına göre tasarlanmış önlemler mevsim dışı sıcak dalgalarına yeterli yanıt veremiyor. Cook, kamuya açık havuzlar ve serinleme merkezleri gibi kaynakların yaz sonunda kapandığını ve bunun yaşlı ile yoksul nüfusu sıcak ve nem riskine açık bıraktığını söyledi. Yaz aylarındaki klima talebine göre donatılan elektrik şebekeleri de mevsim dışı uzun sıcak dönemlerde zorlanabiliyor. Fleishman, birçok küresel sağlık sisteminin beklenmedik yüksek sıcaklık ve nem kaynaklı rahatsızlıklar nedeniyle yaz ve ara mevsimlerde artan baskıyla karşılaşacağını düşünüyor.
"Tarihsel olarak aşırı sıcakla uğraşmak zorunda kalmadığımız dönemlerde bile buna hazır olmamız gerekiyor" diyen Ivanovich, altyapının şehir, eyalet ve daha geniş ölçekte artan riskle mücadele edecek araçlarla güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa'da bu yaz yaşanan rekor sıcak dalgasının 50 bin can aldığı bildiriliyor. Bilim insanları, Haziran 2026 ile Şubat 2027 arasında etkili olması öngörülen 2026-2027 El Niño'sunun normal bir yıla kıyasla 451 bin ek sıcaklık kaynaklı ölüme yol açabileceğini öne sürüyor.
