Avrupa'da bu yaz yaşanan kuraklık, alışılan biçimiyle yağış eksikliğinden kaynaklanmıyor. World Weather Attribution (WWA) konsorsiyumunun bugün yayımladığı analize göre, rekor sıcakların yarattığı yoğun buharlaşma nehirlerden, göllerden, topraktan ve bitkilerden suyu çekerek kıtayı kurutuyor. Batı Avrupa'da geçen kış yağışlı geçmesine karşın yüksek sıcaklıklar belirleyici faktör haline geldi; bilim insanları, iklim krizinin Avrupa'da kuraklık tanımını yeniden yazdığını vurguluyor. Analiz, bugün Batı Avrupa'da 'aşırı' olarak sınıflandırılan kuraklığın, iklim krizi öncesindeki dünyada yalnızca 'orta' düzeyde kalacağını gösteriyor.
Aşırı buharlaşma koşulları küresel ısınma nedeniyle batıda 80 kat, doğuda 40 kat daha olası hale geldi. Toprak kuruluğu ise fosil yakıt kaynaklı kirlilik yüzünden batıda 5 kat, doğuda 11 kat daha yüksek bir ihtimalle ortaya çıktı. Araştırmacılar, hava gözlemleri ve iklim modellerini kullanarak bugünkü aşırı ısınmış dünyadaki kuraklık koşullarını, 1.4°C'lik küresel ısınmanın olmadığı bir dünyayla karşılaştırdı. 'Her iki çalışma bölgesinde de insan kaynaklı iklim değişikliğinin 2026 kuraklığını daha şiddetli hale getirdiği tespit edildi' sonucuna ulaştılar.
WWA analizi, Batı Avrupa'da İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz ve İtalya'yı kapsayan Nisan-Haziran dönemini değerlendirdi. Doğu Avrupa'da ise bir yıldır düşük yağış sürdüğü için Belçika'dan Estonya'ya uzanan 15 ülkede son 12 ayı kapsayan inceleme yapıldı.
Haziran sonuna kadar değerlendirilen kuraklık şimdiden ciddi sonuçlar doğurdu. İngiltere'nin güneyinin büyük bölümünde hortumla sulama yasağı uygulanırken, birçok ülke acil su kısıtlamalarına gitti. İspanya ve Fransa'da ölümcül orman yangınları şiddetlendi; çiftçiler kayıtlara geçen en kurak topraklarla karşı karşıya kaldı. Avrupa genelinde yaklaşık 9 milyon ton tahılın yok olması beklenirken, Fransa son 50 yılın en kötü mısır hasadına hazırlanıyor. Romanyalı çiftçiler ise 1 milyon hektardan fazla ekili alanı kaybetti.
Nehir seviyeleri düştükçe temiz hidroelektrik üretimi azalıyor ve yük gemilerinin geçişi kısıtlanıyor. Hollanda'nın Lobith noktasında Ren Nehri, 1976'nın sıcak yazında görülen en düşük seviyenin de altına indi. Bilim insanları, bu aksaklıkların gıda ve enerji fiyatlarını yükselterek en çok dar gelirli haneleri vuracağı uyarısında bulundu.
ETH Zürih'den Dr. Dominik Schumacher, insan kaynaklı iklim krizi ile Avrupa yazlarındaki kuruma arasındaki bağın güçlü olduğunu belirterek, 'Daha yaz başlamadan, ilkbaharda olağandışı toprak kuruması eğilimini artık net bir şekilde görüyoruz. Bu bizim eserimiz: Sıcaklıklar yükseldikçe atmosferin susuzluğu hızla artıyor ve nehirlerden, göllerden, rezervuarlardan ve topraktan nemi çekiyor. Giderek ısınan hava, toprakları emip kurutacak' dedi. Schumacher, 2026 kuraklığının 2022'dekinden iki ay daha erken geldiğini de sözlerine ekledi. Batı Avrupa'da bu yıl özellikle tehlikeli orman yangını koşullarının oluştuğuna dikkat çeken Schumacher, 'Nispeten ıslak başlayıp ardından aşırı kuruya dönen koşullar, aşırı yangın sezonunun başlıca malzemeleridir; çünkü daha fazla bitki büyüyüp sonra yanabilir' değerlendirmesinde bulundu.
Imperial College Londra'dan ve çalışma ekibinden Dr. Mariam Zachariah ise en endişe verici noktanın, bu koşulların yalnızca 1.4°C'lik ısınmada ortaya çıkması olduğunu vurguladı: 'Küresel emisyonlar tahmin edildiği gibi sıcaklıkları 2.8°C'ye çıkarırsa, bu yoğun buharlaşma koşullarının olasılığı iki katına çıkabilir. Hızlı ve agresif emisyon kesintileri olmazsa Avrupa, bu kavurucu ve kurak yazların defalarca yaşandığı bir geleceğe doğru ilerliyor.'
UN iklim şefi Simon Stiell ise şunları söyledi: 'Şiddetlenen kuraklıklar, gezegenimizin aşırı ısındığının görmezden gelinemez bir kırmızı alarmıdır. İnsanlık büyük miktarlarda kömür, petrol ve gaz yakmayı bırakana kadar bu acımasız iklim kaynaklı kuraklıklar daha da şiddetlenecek ve hem haneler hem de ekonomiler için daha maliyetli hale gelecek. Ancak çözümler de aynı derecede net: Yenilenebilir enerjiye çok daha hızlı geçiş yapmak.'
Haziran sonundaki sıcak hava dalgası, Avrupa için kayıtlara geçen en kötü sıcak dalgasıydı ve daha önceki bir WWA çalışması, bu olayın iklim krizi olmadan imkansız olacağını ortaya koymuştu. Yüksek sıcaklıklar nedeniyle yaklaşık 20.000 Avrupalının hayatını kaybettiği tahmin edilirken, yalnızca İngiltere ve Galler'de bu sayı 2.200 olarak hesaplandı. Perşembe günü yayımlanan ayrı bir araştırma ise, Birleşik Krallık'ta yüksek sıcaklıklar yüzünden kaybedilen çalışma saatlerinin ekonomiye maliyetinin 1 milyar sterlini aştığını gösterdi.
İngiltere merkezli Energy and Climate Intelligence Unit'ten Tom Lancaster, 'Bu yaz yaşanan sıcak hava dalgaları, iklim değişikliğinin geleceğin değil bugünün sorunu olduğunu şok edici bir şekilde hatırlattı. Ve bu sorun, yaşam biçimimizin temellerini vuruyor; içme ve gıda yetiştirme için güvenli suya erişimden daha temel bir şey yok' değerlendirmesinde bulundu. İngiltere National Drought Group başkanı Helen Wakeham ise 'Kuru hava suyumuzu tüketirken, sıcak koşullar daha fazla su kullanmamıza neden oluyor. Bu zor bir bileşim' ifadelerini kullandı.



