Boston ve komşusu Cambridge, şehrin nehirleri ile limanından sağlanan termal enerjiyle büyük kurumların ısıtma ve soğutma sistemlerini fosil yakıtlardan arındırmayı hedefleyen üç projeyle yeni bir karbonsuzlaştırma aşamasına giriyor. Home Energy Efficiency Team (HEET) adlı Boston merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluşun icra direktörü Zeyneb Magavi, girişimi "termal devrim" olarak nitelendiriyor.
Jeotermalin sınırları, suyun avantajı
Boston Green Ribbon Commission'ın icra direktörü Lindsey Butler, Boston'un eski, yoğun ve yeraltı altyapısının kalabalık bir şehir olduğunu; ayrıca kentin büyük bir bölümünün dolgu zemin üzerine inşa edildiğini belirtiyor. Bu koşullar büyük ölçekli jeotermal projeleri bazı yerlerde imkânsız, diğerlerinde ise çok pahalı hale getiriyor.
Suyun termal enerji kaynağı olarak öne çıktığı nokta, sıcaklık dalgalanmalarının havaya göre daha az olması: yazın daha serin, kışın ise genellikle daha sıcak kalıyor. Bu özellik Boston Harbor ve Charles River'ı havaya kıyasla daha verimli ısı kaynakları yapıyor. HEET araştırmacılarının hesaplamalarına göre, Boston Harbor'da 1920'den bu yana artan su sıcaklıkları yılda 2,4 milyon haneyi ısıtmaya yetecek termal enerji barındırıyor. Magavi bu enerjiyi "antrotermal" olarak adlandırıyor. Analiz üzerinde çalışan bilim insanı Archana Dayalu, okyanus akıntılarının limanın ısısını her 2 ila 10 günde bir yenilediğini ve termal enerjinin tükenmesinin esasen imkânsız olduğunu söylüyor. Dayalu, "Gerçekten bu, neredeyse sonsuz bir enerji kaynağı" diyor ve çözümün uzun vadeli ve sürdürülebilir olduğunu ekliyor.
BosTEN: Boston Area Thermal Energy Network Project
En yeni girişim olan BosTEN, Boston Harbor, Fort Point Channel, Charles ve Mystic nehirleri ile nehirlerin altındaki ana kayadan termal enerji çekerek büyük kurumlara ısıtma ve soğutma sağlamayı planlıyor. Boston Green Ribbon Commission, Temmuz sonlarında bir başlangıç etkinliği düzenledi ve güvenilir biçimde ne kadar termal enerji çıkarılabileceğini, enerjinin nasıl taşınabileceğini, olası müşterilerin nerede bulunduğunu ve hangi izin ve düzenleme konularının ortaya çıkabileceğini araştırmak üzere bir teknik ekip işe aldı.
Komisyon, nihai önerileri 2027'nin ilkbaharında veya yazında hazır hale getirmeyi ve ardından en kısa sürede inşaata başlamayı amaçlıyor. Butler, "Gerçekten bunun sonunda nereye kürek vurabileceğimizi bilmek istiyoruz" diyerek uygulama dönemini vurguladıklarını ifade ediyor.

UMass Boston: 1970'lerden beri deniz suyuyla soğutma
BosTEN'in başlangıç etkinliği, deniz suyunu iklim kontrolü için uzun süredir kullanan University of Massachusetts Boston'da düzenlendi. Sahil kampüsü 1970'lerden bu yana soğutma için suya güveniyor; tesislerden ısıyı çekip limana aktarıyor. Okul şimdi, deniz suyundan enerji çekerek 12 farklı binadaki sınıfları, laboratuvarları ve yurtları ısıtacak ekipman ekleme sürecinde.
Üniversitenin kamu hizmetleri, enerji yönetimi ve laboratuvarlar direktörü James O'Day, projenin tasarım aşamasında olduğunu ve ihaleye çıktığını belirtiyor. Tamamlandığında yeni sistem, kampüsün ısıtma ihtiyacının büyük bölümünü karşılayacak ve doğalgaz kullanımını %82 azaltacak. O'Day, sonraki bir aşamanın daha fazla ekipman ekleyerek bu oranı neredeyse %100'e çıkaracağını söylüyor. "Çevresel açıdan kesinlikle bir kazanç" diyen O'Day, sistemin aynı zamanda çok daha enerji verimli olduğunu da ekliyor.
Vicinity Energy: Charles River'dan 35 megawatt
Enerji şirketi Vicinity Energy ise Charles River'dan elde ettiği termal enerjiyi kullanarak Boston ve Cambridge'deki büyük kurumsal müşterilerine ısı taşıyan buhar üretim sistemini yenileme sürecinde. Şirketin baş sürdürülebilirlik direktörü Matt O'Malley, projenin 35 megawattlık ısı pompasının Kuzey Amerika'nın en büyüğü olacağını, en azından bir süre için, söylüyor.
O'Malley, bu dönüşümün Atlas Okyanusu'nun öte yanındaki benzer sistemlerden ilham aldığını belirtiyor. İskoçya'nın Glasgow kentinde bir bölgesel ısıtma ağı River Clyde'a termal enerji taşıyor; İsveç'in Malmö kenti ise bir atık su arıtma tesisinden çıkan atık sudan ısı çekiyor. O'Malley, "Bir şey kanıtlamaya çalışmıyoruz" diyor ve "Önde gelen Avrupa sürdürülebilirlik şehirlerinde işe yarayanları utanmadan taklit ediyoruz" ifadesini kullanıyor.
Gelecek vizyon
Magavi, Boston Harbor deniz tabanına serilecek bir termal döngü öngörüyor: ilk aşamada büyük kurumlara hizmet edecek döngü, zamanla yeni döngüler ve yeni müşterilerle genişleyecek. Üniversiteler, eyalet ve şehir yönetimleri, hastaneler ve çevre kuruluşlarının desteği, bu sistemlerin daha yaygın benimsenmesi için umut verici olarak görülüyor.



