İnsan mikrobiyomunun kapsamlı haritası çıkarıldıktan on yılı aşkın süre sonra bilim insanları, bu kez Büyük Set Resifi'nin mikroskobik sakinlerini tanımladı. University of Queensland ve Australian Institute of Marine Science (AIMS) araştırmacılarının yürüttüğü, Nature dergisinde yayımlanan çalışma, 48 resiften alınan deniz suyu örneklerindeki DNA'yı analiz etti. Beş yılı aşkın süredir devam eden araştırmada 808.585 viral genom belirlendi; araştırmacılar bunların 362.802 farklı virüse ait olduğunu tahmin ediyor. Analiz ayrıca 5.283 bakteri ve arke genomunu 876 türe bağladı ve bu türlerin 584'ü daha önce hiç belgelenmemişti.
AIMS kıdemli araştırma bilimcisi ve makalenin kıdemli yazarlarından Dr. Yun Kit Yeoh, mikroorganizmaların resif ekosisteminin "çok önemli bir parçası" olduğunu ve deniz besin zincirlerinin temelini oluşturduğunu vurguluyor. Yeoh'a göre resifteki birçok mikrop, bitkiler gibi fotosentez yaparak ışık enerjisini alıp karbondioksiti oksijene dönüştürebiliyor. Bu mikropları kril ve diğer zooplanktonlar yiyor, onlar da daha büyük hayvanlara besin oluyor. Yeoh, bu canlıların şimdiye kadar çok azının laboratuvarda petri kaplarında büyütülebildiğini belirtiyor.
Son yıllardaki teknolojik sıçramalar, bilim insanlarının çevreden alınan DNA'yı dizilemesini sağlayarak mikroskobik toplulukların daha eksiksiz bir görüntüsünü sunuyor. University of Queensland mikrobiyoloğu ve makalenin bir diğer kıdemli yazarı Prof. Philip Hugenholtz, "Bunu 10 yıl önce yapamazdık ama neyse ki bilgi işlem gücü katlanarak artmaya devam ediyor" diyor. Metagenomik adı verilen bu alan, Hugenholtz'a göre aynı anda binlerce yapbozu çözmeye benziyor; tek bir deniz suyu damlasında binlerce farklı mikrobun DNA'sı bulunabiliyor. Araştırmacılar, DNA ipliklerini küçük parçalara ayırmadan uzun bölümler halinde okuyabilen uzun okuma dizileme teknolojisini kullandı. Hugenholtz bu yöntemi daha büyük parçalı yapbozlarla çalışmaya benzetiyor: "Bu sayede yapbozları daha kolay bir araya getirebiliyorsunuz."

Büyük rakamlar Hugenholtz'u şaşırtmadı. "Mikrobiyal dünya işte bu kadar devasa" diyen Hugenholtz, "Her dizileme yaptığımızda yeni virüsler ortaya çıkıyor" ifadesini kullandı. Yine de 500'den fazla yeni bakteri türü bulmak kendisini biraz şaşırttığını itiraf etti. Hugenholtz, insan bağırsağı ve deniz ekosisteminin gezegende en çok dizilenen iki ekosistem olduğunu belirterek, keşfin bu türlerin yalnızca Büyük Set Resifi'ne özgü olup olmadığı sorusunu da gündeme getirdiğini ekledi.
Araştırmacılar, haritalanan mikrobiyomun resif izleme aracı olarak kullanılabileceğine inanıyor. Yeoh, "Artık bunu, sağlıklı bir resif sisteminin neyden oluştuğunu keşfetmek için kullanmaya başlayabiliriz" diyor ve ekliyor: "Daha sonra bu mikropların iklim değişikliği, ısı stresi, mercan ağarması, insan faaliyetleri veya diğer çevresel bozulmalarla ilişkili değişimlere nasıl tepki verdiğini inceleyebiliriz." Yeoh'a göre mikrobiyal topluluklar çok şey anlatıyor: "Genellikle resifte gözle görülür değişiklikler ortaya çıkmadan önce mikrobiyal popülasyonlarda değişimler görürsünüz."
Belirli bir deniz alanındaki mikroplar, avlanmanın yasak olduğu bölgede balıkçılık yapılıp yapılmadığını ya da ağır metal kirliliği oluşup oluşmadığını da gösterebiliyor. Hugenholtz, "Ağır metal ölçümü yaptırmak oldukça pahalı; mikrobiyal topluluklardaki değişimleri okutmak daha ucuz" diyor.



