Çin, yılın ilk altı ayında 360 terawatt-saat temiz enerjiyi şebekeye kabul etmedi. Global Energy Monitor ve Centre for Research on Energy and Clean Air'ın birlikte hazırladığı rapora göre bu miktar, Meksika'nın bir yıllık elektrik tüketimine denk geliyor.
Geçen yıl dünyanın tüm diğer ülkelerinin toplamından daha fazla rüzgâr ve güneş kapasitesi kuran Çin, üretimi bu denli hızlı artırdı ki şebeke bu hacmi taşımakta zorlanıyor. Kapasite sınırına ulaşıldığında operatörler, aşırı yüklenme ve kesintileri önlemek amacıyla rüzgâr ve güneş santrallerinden gelen elektriği geri çevirmek zorunda kalıyor.
Rapor, yılın ilk yarısında rüzgâr ve güneş üretiminin yüzde 26,1'inin kullanılmadığını ortaya koyuyor. Bu oran, resmi verilerin işaret ettiği düzeyin oldukça üzerinde. Analistler, söz konusu elektriğin şebekeye alınabilmiş olması durumunda ek güç arzının tüm talep artışını karşılayabileceğini ve kömürle üretimin düşebileceğini belirtiyor.
Sorunun temelinde, temiz enerjinin üretildiği bölgelerden ihtiyaç duyulan yerlere taşınması için gerekli iletim altyapısının eksikliği yatıyor. Temiz enerji tüketimini engelleyen bir başka unsur ise yeni inşa edilen kömür santrallerinden elektrik satın alınmasını garanti eden politika.
Centre for Research on Energy and Clean Air analisti Qi Qin, "Kömür kapasitesi, geçmiş onaylar ve politika korumaları nedeniyle büyümeye devam ediyor; santraller daha az saat çalışsa ve büyük miktarda temiz elektrik kullanılmadan kalsa bile" diyor. Çin, kömürden uzaklaşma taahhüdüne karşın yeni jeneratörlere izin vermeyi ve inşa etmeyi sürdürüyor.
Benzer bir uyumsuzluk Hindistan'da da görülüyor. Ülkede temiz enerji kapasitesi ilk kez fosil yakıt kapasitesini geride bıraktı; ancak iletim altyapısı bu hıza henüz yetişemedi. Ember düşünce kuruluşunun analizine göre Hindistan, mart ayında tek bir günde 34 gigawatt-saat temiz elektriği israf etti; bu miktar yaklaşık 5 milyon haneye yetecek enerjiye eşit. Analistler sorunun özünü, "yenilenebilir enerji gelişim hızı ile iletim altyapısının hazır olma durumu arasındaki büyüyen uyumsuzluk" olarak tanımlıyor.



