Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da görülen en büyük silahlı çatışmayı başlattı. Aynı olay, savaşın doğal dünyaya nasıl sıçradığını gösteren benzeri görülmemiş bir deneme de yarattı. Rus zırhlı araçları Ukrayna'ya girerken, 1986'daki nükleer reaktör patlamasının ardından insanlara kapatılan 4.200 kilometrekarelik Chornobyl Yasak Bölgesi, devasa bir yaban hayatı sığınağı olmaktan çıkıp savaş alanına dönüştü.
Patlamadan sonra insanların bölgeden uzaklaşması beklenmedik bir sonuç doğurmuştu: Yaban domuzu, karaca, kızıl geyik, kurt ve sığın bölgede çoğaldı; bir zamanlar bölgeden kaybolan boz ayı ve vaşak geri döndü. 2021'in başlarında bilim insanları, geri dönen vaşak popülasyonunu incelemek amacıyla iki düzineden fazla hareket algılayıcı kamera yerleştirdi. Bir yıl sonra Rus birlikleri bölgeye girdi ve Ukrayna askerleri tarafından çıkarıldı. Bu zamanlama, araştırmacılara 2021'deki yaban hayatı davranışlarını savaşın başladığı 2022'nin aynı dönemiyle karşılaştırma fırsatı verdi.
Ukrayna ordusunun Nisan 2022'de bölgeyi geri almasının ardından bilim insanlarına ulaşan görüntüler, bir habitat savaş bölgesine dönüştüğünde hayvanların nasıl davrandığını ilk kez gözler önüne serdi. Science dergisinde 18 Haziran 2026'da yayımlanan sonuçlar, savaşın hayvanları bazen beklenmedik şekillerde etkilediğini gösterdi. Araştırmaya katılan University of Freiburg ekolojisti Marco Heurich, bulguların "Chornobyl Yasak Bölgesi'nin, insan rahatsızlığının yokluğunda reaktör felaketinden sonra toparlanmış bir ekosistemden, yaban hayatı habitat kullanımının ve davranışının değiştiği askerileşmiş bir peyzaja doğru daha geniş bir dönüşümüne" işaret ettiğini söyledi.
Araştırma, hayvanların habitatlarını daha tehlikeli algıladıklarında davranışlarının nasıl değiştiğini inceleyen ve "korku peyzajı" olarak bilinen kavram çerçevesinde değerlendirildi. Savaş bölgesindeki hayvanların genellikle gece saatlerine kayacağı düşünülür; karanlık genellikle daha sessizdir ve fark edilmeden hareket etmeyi kolaylaştırır. Kahverengi tavşanlar bu beklentiye uygun biçimde gece kamera görüntülerinde daha sık ortaya çıktı. Kızıl geyik ve kızıl tilkide ise tam tersi gözlendi. Araştırmayı yürüten eski University of Freiburg doktora öğrencisi Svitlana Kudrenko, "Gece tespitlerindeki azalma, bu türlerin artan çatışma yoğunluğuna yanıt olarak faaliyetlerini gündüz saatlerine kaydırdığını gösteriyor" dedi.
Kameralar başka sürprizler de ortaya çıkardı. Bombardıman ve silah seslerinin hayvanları insan yerleşimlerinden uzaklaştırması beklenebilir; ancak vaşak ve kızıl tilki işgal sırasında insan yerleşimlerine daha sık yaklaştı. Araştırmacılar farklı türlerin savaşa neden bu kadar farklı tepkiler verdiğine dair bir açıklama sunmadı. Chornobyl'deki işgalin kısa sürmesi, bu ani davranış değişikliklerinin daha geniş ekolojik etkilere dönüşüp dönüşmeyeceğini görmeyi de imkânsız kıldı.
Savaşın uzaması ve ülkenin bazı bölgelerinin yıkım ve şiddet cephelerine dönüşmesiyle, kameralar olmasa da ekosistemlerin yıllardır savaştan etkilendiği pek çok korku peyzajı bulunuyor. Sudan ve Myanmar'daki iç çatışmalar ile Ukrayna, Lübnan ve İran'daki devletlerarası saldırılar, silahlı çatışmaların doğa üzerindeki bedeline dair giderek büyüyen kanıtlara bir yenisini ekliyor. İnsanın trajedisi en çarpıcı boyut olsa da doğa da bu çatışmaların mağduru oluyor.



