Dhaka'da milyonlarca kayıt dışı işçi için aşırı sıcak, mevsimsel bir rahatsızlık olmaktan çıkıp sağlığı, geçimi ve hayatta kalma şansını doğrudan tehdit eden bir krize dönüştü. People's Courage International (PCI) tarafından Dhaka, Delhi, Jakarta, Kathmandu ve Quezon City'de yürütülen araştırma, kayıt dışı işçilerin yaşamlarındaki güvencesizliğin sıcakla birlikte tehlikeli biçimde derinleştiğini inceledi. Dhaka'da araştırmaya katılan göçmenlerin yüzde 74'ü artan sıcaklıklardan olumsuz etkilendiğini bildirirken, yüzde 100'ü aşırı hava olaylarının etkisi altında kaldığını belirtti. Beş kent arasında Dhaka, iş gücü yoğun ekonomisi, yaygın açık hava ve fabrika çalışması ile sınırlı soğutma imkânları nedeniyle en büyük üretkenlik kaybını kaydetti.

Araştırmacılar, yükselen sıcaklıkların, giderek ısınan gecelerin, aşırı kalabalık konutların ve güvensiz çalışma ortamlarının işçileri azalan üretkenlik, kötüleşen sağlık ve derinleşen mali stres döngüsüne hapsettiğini vurguluyor. Yalnızca 2024'te sıcaklığa bağlı fiziksel ve ruhsal sağlık etkileri, tahmini 250 milyon iş gününün kaybedilmesine yol açtı. Bunun Bangladeş ekonomisine maliyeti 1,78 milyar dolara ulaştı; bu tutam gayri safi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 0,4'üne denk geliyor.

World Bank'ın 2025 tarihli raporuna göre Bangladeş, dünyanın sıcaklığa en çok maruz kalan ülkeleri arasında yer alıyor. Ülkede 1980'den bu yana en yüksek sıcaklık 1,1°C (1,9°F) artarken, "hissedilen sıcaklık" 4,5°C (8,1°F) yükseldi. Dhaka'nın ısı endeksi ise ulusal ortalamanın yaklaşık yüzde 65 üzerinde seyrediyor. United Nations'ın World Urbanization Prospects 2025 raporuna göre 37 milyon nüfusa ulaşan Dhaka, 41,9 milyon nüfuslu Jakarta'nın ardından dünyanın en kalabalık ikinci kenti.

Kentteki ısı krizi, dört bir yana yayılmış gecekondu yerleşimlerinde en sert biçimini alıyor. Teneke çatılı, havasız ve çoğu zaman temiz suya erişimi kısıtlı bu barınaklarda 4 ila 5 milyon kişi yaşıyor. Yükselen sıcaklıklarla birlikte bu yerleşimler birer ısı tuzağına dönüşüyor; işçiler işte de evde de aşırı sıcakla baş başa kalıyor. 28 Haziran'da Tejgaon semtinde yaşayan Samiha Begum, dar tek odalı evlerinin dayanılmaz hale gelmesi üzerine iki çocuğunu alıp Hatirjheel Lake kıyısındaki ağaç gölgesine sığınmak zorunda kaldı. Yakındaki bir ailenin yanında aşçı olarak çalışan Begum, evindeki durumu şöyle anlatıyor:

"Güneş doğar doğmaz oda ısınmaya başlıyor. Sabah yağmur yağsa bile güneş çıktığında sıcaklık kazan gibi oluyor. Çocuklarım okuldan döndükten sonra içeride kalamıyor. Bu yüzden göle gelip ağaçların gölgesine sığınıyorum. Burada hava evimizden daha serin."

Rayerbazar gecekondu mahallesindeki çekçek sürücüsü Tayeb Ali da sıcaklığın çalışma temposunu nasıl bozduğunu anlatıyor:

"On dakika çekçek çekmek, yirmi dakika dinlenmek demek. Çabuk tükeniyorum."

Dört kişilik ailesiyle paylaştığı dar odada birkaç vantilatör sürekli çalışıyor. Ali, "İlave vantilatörlere rağmen sıcaktan kaçamıyoruz. Geceleri düzgün uyuyamıyorum. Sabah geç kalkıyorum, bu da daha az çalışma saati ve daha az gelir anlamına geliyor" diyor. Araştırmacılar bu tabloyu "toparlanma açığı" (recovery deficit) olarak adlandırıyor: İşçiler gündüz saatlerce sıcağa maruz kalıyor, ancak evleri tehlikeli derecede sıcak kaldığı için gece dinlenemiyor. Isınan geceler, en kırılgan işçileri temel dinlenme ve toparlanma imkânından yoksun bırakıyor.

PCI araştırması, Dhaka'daki göçmenler arasında başlıca işle ilgili etkilerin ücret kesintileri, ücret kayıpları ve işle ilgili varlıkların kaybı olduğunu saptadı. İşçiler, sıcaklığın uzun süreli fiziksel emeği sürdürme yeteneklerini azalttığını ve kazançlarını doğrudan etkilediğini bildirdi.

Etkiler ücret kaybının çok ötesine uzanıyor. Dhaka'daki katılımcıların yüzde 71'i aşırı hava koşullarına bağlı sağlık sorunları yaşadığını bildirirken, yüzde 69'u gıda güvensizliği, yüzde 66'sı su ve sanitasyon hizmetlerine erişimde zorluk çektiğini belirtti. Küresel sağlık araştırmaları, uzun süreli sıcak maruziyetinin dehidrasyon, bitkinlik, sıcak çarpması, kardiyovasküler stres, solunum hastalıkları ve böbrek rahatsızlıklarına yol açabileceğini gösteriyor. Dhaka'nın kayıt dışı yerleşimlerinde yaşayan işçiler baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk, baygınlık ve solunum sorunlarıyla karşılaştıklarını ifade ediyor; çoğu, işe gitmemenin gelir kaybı anlamına geldiği için belirtilerle birlikte çalışmaya devam ediyor. Mirpur semtinde yaşayan Hamida Begum, çocuklarının sıcak dönemlerde daha sık hastalandığını söylüyor: "Bütün gün terliyorlar ve eskisinden daha sık hasta oluyorlar."

Bangladesh Meteorological Department meteoroloğu S.M. Quamrul Hassan, son on yılda ortalama sıcaklıkların belirgin biçimde arttığına dikkat çekiyor:

"Geçmişte şiddetli sıcaklar çoğunlukla yaz mevsimine özgüydü. Şimdi muson döneminde bile aşırı sıcaklar yaşıyoruz. Yağış düzenleri değişiyor. Toplam yağış miktarında büyük bir düşüş olmasa da yağmur giderek daha kısa sürelere sıkışıyor. Eskiden yağış altı ila on iki saat, hatta gün boyu sürebilirdi. Artık yoğun yağış çoğu zaman iki üç saat içinde sona eriyor. Ardından güçlü güneş ışığı sıcaklıkları hızla yukarı çekiyor."

2001 ile 2022 yılları arasında Dhaka'da 35 sıcak hava dalgası olayı belgelendi; bu olayların hem sıklığı hem de süresi artış eğilimi gösteriyor. Kentteki kentsel ısı adası sıcak noktaları da genişliyor.

Bangladesh Bureau of Statistics (BBS) verilerine göre, ülkedeki kayıt dışı ekonomi ulusal iş gücünün yaklaşık yüzde 85'ini, yani 60 milyona yakın çalışanı kapsıyor. Bu boyut, sıcak stresini yalnızca bir halk sağlığı sorunu değil, aynı zamanda büyük bir ekonomik tehdit haline getiriyor. World Bank raporu, ekonomik istikrar ve toplum sağlığı için iyileştirilmiş sağlık hizmetleri, kentsel yeşillendirme, daha iyi hava durumu ve sağlık veri sistemleri ile sıcaklığa uyum yatırımlarını içeren daha güçlü hazırlık önlemleri öneriyor.