Enerji geçişini üstlenen her ülke, sisteminin gelecekte nasıl görünmesi gerektiği sorusuna yanıt veremiyor. UN Economic Commission for Africa Executive Secretary Claver Gatete, Stockholm Environment Institute Energy Modeling Program Director ve Senior Scientist Jason Veysey ile Columbia Center on Sustainable Investment Director Lisa Sachs, Climate Home News'te yayımlanan görüş yazısında bu boşluğu işaret ediyor. Yazarlara göre karbonsuzlaşma yatırım önceliklerini belirlemesi beklenen iki araç — Nationally Determined Contributions (NDC'ler) ve country platform'lar — en temel soruyu yanıtlamaktan uzak.

NDC'ler genellikle çevre veya tek alanlı bakanlıklar tarafından hazırlanıyor; enerji, maliye ve planlama bakanlıklarının sektörler arası katkısı sınırlı kalıyor. İçerdikleri hedefler, enerji sisteminin nasıl görünmesi gerektiğine ve hangi yatırımların çalışmasını sağlayacağına dair analitik bir tablodan değil, sektörel stratejilerden veya ulusal taahhütlerden türetiliyor. Country platform'lar ise sistem düzeyinde bir analizden değil, mevcut proje hatlarından derlenen yatırım portföylerinden oluşuyor.

2026 krizi ve değişen denklem

2026 yılının ilk aylarında Strait of Hormuz'un kapanması, plansız ve fosile bağımlı sistemlerin maliyetini gözler önüne serdi. Aynı dönemde yenilenebilir enerji maliyetlerinin düşmesi, elektrikli araçların yaygınlaşması ve talep esnekliğinin artan değeri, temiz ve entegre sistemin yönünü netleştirdi. Yazarlar, temiz, güvenli ve entegre bir sistemin yararlarının artık tartışmalı olmadığını; ancak nasıl kurulacağının belirsizliğini koruduğunu vurguluyor.

As solar firmengebaude.jpg

Güvenli, uygun maliyetli, dayanıklı ve dekarbonize bir sistem, belirli yerlerde belirli yatırımların belirli bir sırayla yapılmasını, sektörler ve sınırlar ötesinde optimize edilmesini gerektiriyor. Yazarlara göre çok az hükümetin bu gereksinimleri yatırıma dönüştürecek analitik altyapısı bulunuyor.

Optimizasyon modelleri ne sağlar?

Yazarlar, her ülkenin bankable, ekonomi geneli bir optimizasyon modeline ihtiyaç duyduğunu savunuyor. Model bir plan değil; ancak enerji sisteminin gelecekte nasıl görünmesi gerektiğine dair kritik soruları yanıtlamaya yardımcı olabiliyor. Varsayımlar ve politikalar değiştikçe optimal senaryoların nasıl değiştiğini gösteriyor, yatırım gereksinimlerini ve sıralamasını hesaplıyor, sistem maliyetlerinin ticaret politikası ve finansman koşulları gibi dış değişkenlerden nasıl etkilendiğini nicelleştiriyor.

Optimizasyon, enerji sistemini ve hizmet verdiği sektörleri entegre bir bütün olarak ele alıyor. Sanayi talebi artışı, ulaşımın elektrifikasyonu ve dijital altyapı birbirinden bağımsız değerlendirildiğinde enerji sistemine baskı ekleyebilir. Optimize edilmiş bir plan ise bu değişiklikleri verimli ve sinerjik biçimde düzenleyebiliyor: düşük maliyetli gücün olduğu yerde yeni yük eklenebiliyor, sanayi müşterileri enerji arzı yatırımlarının uygulanabilirliğini güvence altına alabiliyor, elektrikli araç şarj politikası yük eğrilerini düzleştirerek tüm tüketiciler için maliyetleri düşürebiliyor.

Modelleme ayrıca yatırımların finanse edilebilirliğini de değiştiriyor. Tek başına değerlendirilen her proje, sistemin geri kalanına ilişkin belirsizlikle karşı karşıya kalıyor; bu durum sermaye maliyetini yükseltiyor ve projelerin durmasına veya sözleşmeler imzalandıktan sonra geri alınmasına yol açıyor. Tutarlı ve optimize edilmiş bir plan, özel sermayenin başka türlü bahse girmek zorunda kalacağı koordinasyonu görünür kılıyor: belirlenmiş offtake, sıralanmış ve taahhüt edilmiş iletim, sözleşmeli elektrik arzı gibi unsurlar plan üzerinden izlenebilir hale geliyor.

Paneles solares en Cariñena, España, 2015-01-08, DD 09-12 PAN.JPG

Bölgesel planlama birimi

Yazarlar, bölgeleri temel planlama birimi olarak tanımayı öneriyor. Modern entegre enerji sistemleri doğası gereği bölgesel: yenilenebilir enerji kaynakları eşit dağılmıyor, sınır ötesi dengeleme toplam maliyeti düşürüyor, yedek kapasiteyi azaltıyor ve hiçbir ülkenin tek başına ulaşamayacağı ölçek ekonomilerini açığa çıkarıyor. Southeast Asia, East Africa, Southern Africa ve Central Asia'daki birçok enerji yatırımı yalnızca bölgesel bir bağlamda finanse edilebilir durumda. Bölgesel optimizasyon olmadan iç altyapının değerlendirilmesi, dekarbonizasyonun gerçekte olduğundan daha pahalı olduğu algısını sürdürüyor.

ASEAN Centre for Energy, African Energy Commission, bölgesel güç havzaları ve Latin American and Caribbean Energy Organization gibi bölgesel kurumların desteklenmesi, optimize edilmiş bölgesel sistemlerin ne gerektirdiğini belirlemeye olanak tanıyabilir. Yazarlar, her COP'ta yinelenen ülke bazlı taahhütlerin, anlamlı şekilde entegre olmuş sistemlerin sağlayabileceğini sunamayacağını vurguluyor.

Üç acil adım

Yazarlar, Türkiye ve Ethiopia'da yapılacak gelecek COP'ların uluslararası iklim işbirliğinin odağını parçalanmış taahhütlerden planlamaya kaydırabileceğini belirtiyor. Üç acil adım öneriyorlar: optimize edilmiş, ekonomi geneli, uzun vadeli enerji sistemi planlaması her anlamlı NDC'nin, country platform'unun veya finans taahhüdünün temeli olmalı; bölgeler temel planlama birimi olarak tanınmalı; çok taraflı kalkınma bankaları, ikili donörler ve hayırsever ortaklar, her bölgeye ve bağlı ülkelere açık kaynak araçlar ve bölgesel analiz hub'larıyla kendi modelleme kapasitelerini geliştirme ve sürdürme konusunda koordineli bir taahhütte bulunmalı.

Modelleme kapasitesinin finansman maliyeti, country platform'lara yapılan mevcut harcamalar, başarısız proje hazırlıkları ve yanlış tahsis edilmiş altyapı yatırımlarına kıyasla küçük. Yazarlar, 2026 enerji krizinin plansız ve fosile bağımlı sistemlerin maliyetini yeniden görünür kıldığını, ancak bu açıklık penceresinin kapanacağını uyarıyor. 30 yıldır eksik olan planlama temelinin, bir sonraki NDC veya taahhüt turundan önce inşa edilmesi gerektiğini savunuyorlar.