İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin tetiklediği petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'ye şimdiden 9,04 milyar dolarlık ek maliyet yükledi. 350.org'un hazırladığı analize göre kriz yıl sonuna kadar sürerse bu rakam 23,36 ila 24,59 milyar dolar aralığına ulaşabilir. Gerilimin hızla azaldığı senaryoda bile yüksek enerji fiyatlarının hanelere ve işletmelere getireceği ek fatura 14,05 ila 14,79 milyar dolar olarak öngörülüyor.

Analiz, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünüm raporundaki petrol ve gaz fiyat senaryolarını, Türkiye'nin enerji tüketim verilerini ve krizin başlangıcından bu yana gözlemlenen fiyat ortalamalarını temel alıyor. Hesaplamalar yalnızca petrol ve gaz fiyatlarındaki doğrudan artışı kapsıyor. Gübre ve gıda fiyatlarındaki yükseliş, ekonomik üretim ve istihdamdaki düşüş ile fosil yakıt fiyatlarındaki oynaklığın tetiklediği enflasyon gibi dolaylı etkiler bu rakamlara dahil edilmedi; bu nedenle gerçek ekonomik zararın çok daha yüksek olması bekleniyor.

Türkiye enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü hâlâ ithal fosil yakıtlardan karşılıyor. Bu yapı, ülkeyi küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı son derece kırılgan hale getiriyor.

Türkiye'nin ek maliyetlerle karşılaştığı aynı dönemde dünyanın en büyük beş petrol ve gaz şirketi bu çeyrekte toplam 48 milyar dolar kâr açıkladı. ExxonMobil 14,5 milyar dolar, Chevron 12,1 milyar dolar, Shell 9,8 milyar dolar, TotalEnergies 6 milyar dolar ve BP 5,7 milyar dolar kâr elde etti. Şirketlerin çoğu 2022'den bu yana en yüksek kârlarından bazılarına ulaştı.

fosil yakıt

"Türkiye'nin fosil yakıtlara bağımlılığı, dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan jeopolitik bir krizin çok kısa sürede enerji faturalarına, enflasyona ve yaşam maliyetine yansıması anlamına geliyor. Milyarlarca dolarlık bu yükü yurttaşlar ve işletmeler üstlenirken, fosil yakıt şirketleri rekor düzeyde kâr açıklamaya devam ediyor. Bu kabul edilemez bir adaletsizlik. Fosil yakıt şirketlerinin olağanüstü kârları adil biçimde vergilendirilmeli ve bu gelirler yenilenebilir enerjiye, iklim krizine uyum çalışmalarına ve fosil yakıtlardan hızlı ve adil bir çıkışın finansmanına aktarılmalıdır. Gerçek enerji güvenliği, fosil yakıtlara daha fazla bağımlılıkta değil; yenilenebilir enerjiye daha hızlı geçiştedir." — Barış Eceçelik, 350 Türkiye

Bu hafta hükümetler, Birleşmiş Milletler Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi müzakerelerinin yeni turu için New York'ta bir araya geliyor. 350.org'a göre bu süreç, çok uluslu şirketlerin kârlarının giderek yoğunlaştığı; buna karşın iklim krizinin maliyetinin hanelerin ve krize en az katkıda bulunan ülkelerin omuzlarına yıkıldığı küresel sistemi değiştirmek için tarihi bir fırsat sunuyor.

Küresel Vergi Adaleti İttifakı (Global Alliance for Tax Justice) ve ortaklarının analizine göre, dünyanın en büyük 100 petrol ve gaz şirketinin kârlarına uygulanacak %20'lik ek bir vergi, 2015 yılından bu yana 1 trilyon ABD dolarından fazla gelir sağlayabilirdi.

350.org üç temel adım öneriyor: Savaş, piyasa krizleri ve enerji fiyatı şokları dönemlerinde fosil yakıt şirketlerinin olağanüstü kârlarına güçlü ve kalıcı vergiler uygulanması; özellikle Küresel Güney ülkelerine çok uluslu şirketleri vergilendirme konusunda daha fazla yetki sağlayacak uluslararası vergi kurallarının güçlendirilmesi ve fosil yakıt şirketlerinden elde edilecek kamu gelirlerinin yenilenebilir enerjiye, iklim krizine uyum çalışmalarına ve fosil yakıtlardan hızlı ve adil bir çıkışın finansmanına yönlendirilmesi.