Greenpeace Netherlands, dünyanın en büyük et şirketi JBS'ye karşı Hollanda mahkemesinde hukuki süreç başlattı. Örgüt, mahkemeden JBS'yi tarihi operasyonlarının ve planlanan genişlemesinin iklim, doğa ve insan hakları üzerindeki etkilerine ilişkin dosyaları yayımlamaya zorlamasını talep ediyor.
Merkezi Hollanda'da bulunan JBS, 6 milyar dolarlık küresel genişleme planının neredeyse yarısını Nijerya'ya ayırmış durumda. Şirket, endüstriyel hayvancılık modelini ilk kez Sahraaltı Afrika'ya taşımayı planlıyor. Nijerya'daki topluluk grupları, genişlemenin geri döndürülemez çevresel hasara yol açacağından ve yerel halkın gıda güvenliği için bağımlı olduğu toprak ile su kaynaklarına erişimi tehdit edeceğinden endişe duyuyor. JBS'nin Nijerya planları hakkında kamuoyuna açıklanan bilgiler son derece sınırlı ve bugüne kadar hiçbir çevresel veya sosyal etki değerlendirmesi yayımlanmadı.
Hukuki sürecin temelinde, bu yılın başlarında gerçekleşen bir eylem yatıyor. Greenpeace Netherlands aktivistleri, JBS'nin Hollanda'daki ilk hissedar toplantısını Schiphol Havalimanı'ndaki Sheraton Hotel'de bastı. Eylemde "JBS: Keep your bloody business out of Africa" yazılı, sahte kan damlayan bir pankart asıldı. Greenpeace Director Marieke Vellekoop, toplantı salonunda şirkete bizzat bir bilgi talebi mektubu teslim etti.
Bu mektup, dava açma amacıyla belirli kurumsal verilere erişim imkanı tanıyan yeni bir Hollanda yasasına dayanıyor. Yasa kapsamında JBS'ye, tarihi operasyonlarının ve planlanan genişlemenin iklim, doğa ve insan hakları etkilerine ilişkin dosyaları teslim etmesi için 21 gün süre verildi. JBS, sürenin dolmasına saatler kala sorumluluğu reddederek ve şeffaflığı geri çevirerek yanıt verdi. Şirket, Greenpeace destekçilerinin binlerce e-postasına ve Nijerya'daki toplulukların çağrılarına kulak tıkadı.
Greenpeace Netherlands, mahkemeye başvurmadan önce sorunu yargıya taşımak istemediğini, ancak JBS'nin uzlaşmaz tutumunun başka seçenek bırakmadığını belirtti. Örgüt, bugün sunduğu dilekçenin JBS'nin Afrika'da ve ötesinde yeni endüstriyel sınırlar açma planını daha başlamadan durdurma yolunda atılan ilk hukuki adım olduğunu ifade ediyor.
Greenpeace Netherlands, JBS'nin tarihi iş uygulamalarının ve gelecekteki genişleme planlarının şirketin iklim ve biyoçeşitlilik yükümlülükleriyle bağdaşmadığını savunuyor. Örgüte göre bu durum, şirketlerin uluslararası insan hakları hukukuna uygun hareket etmesini gerektiren Hollanda özen yükümlülüğünün ihlali anlamına geliyor. Greenpeace, bu hukuki gerekçenin JBS'ye karşı inşa edilen çığır açıcı davanın temelini oluşturduğunu belirtiyor. Mahkeme Greenpeace lehine karar verirse, örgüt JBS'nin iş modelini mahkemede sorgulamak için kritik bilgilere ulaşacak.
Hukuki müdahale, JBS'nin birkaç hafta önce tedarik zincirindeki ormansızlaşmayı sona erdirme ve 2040 yılına kadar net sıfır emisyon ulaşma taahhütlerini rafa kaldırmasının ardından geldi. Bu taahhütlerle birlikte geleneksel topluluklar ve yerli halklar için öngörülen koruma önlemleri de ortadan kalkmış olabilir. Greenpeace, bu taahhütlerin zaten gerçekçi olmadığını; ancak şimdi JBS'nin tedarik zincirine Amazon'dan Sahraaltı Afrika'ya kadar ekosistemleri feda etme konusunda serbestiyet tanıdığını ifade ediyor.
JBS'nin çevresel ayak izi geniş çapta belgelenmiş durumda. Şirketin, petrol devleri Shell ve ExxonMobil'in toplamından daha fazla iklim tahribatına yol açan metan emisyonundan sorumlu olduğu tahmin ediliyor. JBS'nin sera gazı emisyonlarının, yaklaşık 50 milyon nüfuslu İspanya'nın emisyonlarını aştığı öngörülüyor. Nijerya'daki genişleme planlarının bu etkileri daha da büyütmesi bekleniyor.
Greenpeace, kamu yararının ticari gizliliğin önünde gelmesi gerektiğini ve kurumsal cezasızlığın sona ermesi gerektiğini vurguluyor. Örgüt, Hollanda gibi çok uluslu şirketlere ev sahipliği yapan devletlerin bu şirketleri dünyanın neresinde faaliyet gösterirlerse göstersinler hesap verebilir kılması gerektiğini savunuyor ve küresel kamuoyu desteği çağrısı yapıyor.



