Dünya genelinde enerji dönüşümü, yapay zekâ ve yeni teknolojiler için lityum, nikel, kobalt ve bakır gibi minerallere yönelik talep hızla artarken, bu durum el değmemiş ekosistemler ve yerli topluluklar üzerinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Greenpeace International, Mighty Earth, Rainforest Foundation Norway ve Fern tarafından yayımlanan yeni bir Küresel Kısıtlı Alanlar Haritası ve Çerçevesi, hükümetlere, yatırımcılara ve şirketlere, madencilik faaliyetlerinin biyolojik çeşitliliğe, doğal ekosistemlere, karbon depolama alanlarına ve tatlı su sistemlerine zarar vermesini önlemek için bir yol haritası sunuyor.
Çerçeve, yerli halkların ve yerel toplulukların topraklarında herhangi bir madencilik faaliyeti başlamadan önce Özgür, Önceden Bilgilendirilmiş Onay (FPIC) alınmasını zorunlu kılıyor. Harita ise birden fazla çevresel ve koruma veri setini bir araya getirerek madencilik için 'girilmez bölgeler' olarak değerlendirilmesi gereken peyzajları ve doğal ekosistemleri belirliyor. Aynı zamanda, maden çıkarımının kısıtlı alanlarla çakıştığı sıcak noktaları da gösteriyor.
Haritanın temel veri katmanlarından biri, yakın zamanda güncellenen Bozulmamış Orman Manzaraları (Intact Forest Landscapes – IFL) haritası. Uydu görüntüleriyle belirlenen IFL'ler, en az 50.000 hektar büyüklüğünde, insan faaliyeti veya habitat parçalanması belirtisi göstermeyen, dünyanın son büyük bozulmamış orman ekosistemlerini temsil ediyor. Bu alanlar, devasa karbon ve biyoçeşitlilik depoları olmanın yanı sıra birçok yerli halkın ve yerel topluluğun geleneksel topraklarını oluşturuyor. Güncelleme, World Resources Institute (WRI), Global Land Analysis and Discovery lab at the University of Maryland ve Greenpeace International Global Mapping Hub iş birliğiyle yapıldı ve veriler WRI'ın Global Forest Watch platformunda erişime açık.
CBD COP15'te kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, 2030 yılına kadar kara ve deniz alanlarının en az %30'unun korunması ve hak temelli yaklaşımların benimsenmesi hedefini içeriyor. Kısıtlı Alanlar çerçevesi ve haritası, bu hedefe ulaşmak için ek koruma alanları veya Diğer Etkili Alana Dayalı Koruma Önlemleri (OECM'ler) ile Yerli ve Geleneksel Toprakların (ITT'ler) belirlenmesinde bir araç olarak görülüyor. Ayrıca, yerli halklar ve yerel topluluklar için biyoçeşitlilik koruma, restorasyon ve yönetim amaçlı Doğrudan Erişim Finansmanı (DAF) ihtiyacını da vurguluyor.
Greenpeace International tarafından sipariş edilen ve Institute for Sustainable Futures at the University of Technology, Sydney tarafından hazırlanan "Beyond Extraction" raporu, iklim hedeflerine ulaşırken madencilik baskısını sınırlamanın mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Raporda, karar vericilerin maden kullanımını enerji dönüşümü gibi temel amaçlar için önceliklendirmesi, toplu taşıma, gelişmiş geri dönüşüm programları ve ileri pil teknolojilerinin mineral talebini azaltmada kilit çözümler olduğu belirtiliyor.
Şili'den Endonezya'ya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden İsveç'e kadar birçok bölgede madencilik toprakları zehirliyor, toplulukları yerinden ediyor ve derin deniz ekosistemlerini tehdit ediyor. Amazon'un derinliklerinden Raja Ampat'taki UNESCO Jeoparkı'na kadar yerli halklar ve yerel topluluklar topraklarında madenciliğe direniyor. Greenpeace ve ortakları, dünya liderlerini, yatırımcıları ve şirketleri Kısıtlı Alanlar çerçevesini uygulamaya, yerli topraklarını ve haklarını tanımaya ve gezegenin en hassas noktalarını korumaya çağırıyor. Detaylı bilgiye restrictedareasfrommining.org adresinden ulaşılabiliyor.



