İstanbul'da basına ve kamuoyuna tanıtılan Dünya Nükleer Endüstrisi Durum Raporu 2026, yenilenebilir enerji ile nükleer enerji arasındaki farkın hızla açıldığını belgeliyor. 2025 yılında güneş enerjisi küresel ölçekte ilk kez nükleer reaktörlerden daha fazla elektrik üretti. Rüzgâr enerjisi de hesaba katıldığında, bu iki teknolojinin toplam üretimi nükleer santrallerin üretiminin iki katını aştı.
Üretim artış oranları arasındaki karşıtlık çarpıcı. Geçtiğimiz yıl güneş enerjisinden elektrik üretimi %30, rüzgâr enerjisinden üretim %8 artarken nükleer enerjiden elde edilen elektrik yalnızca %1 büyüdü. Nükleer enerjinin küresel elektrik üretimindeki payı da %0,14 puanlık düşüşle %9'dan %8,8'e geriledi. Bu seviye son 45 yılın en düşüğü olarak kaydedildi ve 1996'daki %17,5'lik zirvenin yaklaşık yarısına denk geliyor. Küresel nükleer kapasite hafifçe gerilerken, 2025'te kapatılan reaktör sayısı devreye alınanların sayısını geçti.
Raporun Koordinatörü ve Yayıncısı Mycle Schneider, İstanbul'daki basın toplantısında nükleer enerji programını önemli ölçüde genişleten tek ülkenin Çin olduğunu belirtti. Schneider, Çin'in geçtiğimiz yıl nükleer enerji kapasitesindeki artışın 120 katı kadar yeni güneş enerjisi kapasitesini devreye aldığını vurguladı. Dünya nüfusunun üçte birini oluşturan Çin ve Hindistan'ın her biri, nükleer santrallerden elde ettikleri elektriğin beş katından fazlasını rüzgâr ve güneş enerjisinden üretiyor.
