Doğal yuva ve oyuklar kayboldukça Avustralya'nın yerli hayvanları binaları ikame habitat olarak kullanmaya başladı. University of Melbourne mimarı ve çalışmanın baş yazarı Bethany Kiss, "Yaban hayatının evin düşünebileceğiniz hemen her yerini kullandığını gördük" diyor ve ekliyor: "İnsanlar bunların olağandışı olaylar olduğunu düşünür, ama aslında çok yaygınlar."
People and Nature dergisinde yayımlanan araştırma, Wildlife Victoria'nın sağladığı verilerle on yıllık bir dönemi kapsayan yaban hayatı kurtarma raporlarını analiz etti. İncelenen 2,400 vakanın yarısını brushtail ve ringtail possumları oluşturdu; mikro yarasalar ve bare-nosed wombatlar en sık karşılaşılan diğer türler olarak öne çıktı. Hayvanların büyük bölümü çatı boşluklarında, duvarlarda, garajlarda ve ev altlarında bulundu. Bazıları posta kutuları veya klima sistemleri gibi daha sıra dışı yerleri tercih etti. Vakaların yaklaşık %10'u ise yatak odası ve mutfak gibi iç mekan odalarında kaydedildi.
Wildlife Victoria sözcüsü Aleisha Hall, acil durum hattına yapılan son çağrılardan birinde, bir ev sahibinin mutfağında juvenile sugar gliderlar bulunduğunu aktarıyor. Ev sahibi, bulaşık makinesi tableti almak için lavabonun altına uzandığında elini tüylü bir şeye değdiriyor. İnceleme sonucunda küçük bir kavanozun içinde birbirine sarılmış iki glider bulunuyor; bölgeye gönderilen gönüllü ise beş glider daha buluyor.
Bir başka vakada bir echidna eve girip doğrudan kiler bölümüne yöneliyor. Hall, ev sahibinin hayvanı raflardan eşyaları —ağır bir food processor dahil— çekip düşürürken bulduğunu söylüyor. Ev sahibinin aynı zamanda bir yaban hayatı kurtarıcısı olması, echidnanın güvenle dışarıya iade edilmesini sağlıyor.
Mikro yarasalar da Wildlife Victoria hattına yapılan çağrılarda sıkça yer alıyor. Son vakalardan birinde, evini yenileyen bir ev sahibi duvarda tünemiş sekiz küçük orman yarasası buluyor. Microbats of Melbourne'dan rehabilitasyon uzmanı Ericka Tudhope, çatıdaki yarasaların yaygın bir durum olduğunu ve insanlar onlara dokunmadığı sürece endişe edilecek bir şey olmadığını ifade ediyor. Tudhope, yarasaların böcek sayılarını azaltarak iyi ev arkadaşı olduklarını, eve nadiren zarar verdiklerini ve kabloları ya da telleri kemirmediklerini vurguluyor.
New South Wales'teki Wires kurtarma servisi, hayvanların soğuk veya aşırı hava koşullarında sıklıkla barınak aradığını bildiriyor. Geçen yıl bir vatandaş, koridordan geçen bir koala nedeniyle aradığında, kurtarma gönüllüsü eve ulaştığında hayvanı sakin bir şekilde yatakta otururken buluyor.

Kiss, Avustralya'da bu tür bir arada yaşamanın çoğunlukla tesadüfi olduğunu, ancak Birleşik Krallık'ta binaların habitat için bilinçli olarak tasarlandığını belirtiyor. Yeni yapılarda "swift nesting bricks" kullanımının zorunlu hale getirilmesini örnek gösteren Kiss, "Hem bir biyolojik çeşitlilik krizindeyiz hem de bir konut krizindeyiz" diyor. Mimari genellikle doğayı dışarıda tutmaya odaklansa da Kiss, hem insanlar hem de yaban hayatı için daha uygun binalar tasarlama fırsatları olduğunu savunuyor. Yaban hayatı dostu aydınlatma, gürültü azaltımı ve kırlangıç rafları ya da possum kutusu gibi habitat özellikleri bunlar arasında sayılıyor. Kiss, Avustralya'da tasarım sürecine bir mühendis gibi bir ekoloğun dahil edilmesini istiyor.
Çalışmanın ortak yazarı ve Biodiversity Council başkan üyesi Prof Sarah Bekessy, araştırmaların insanların yaban hayatıyla günlük etkileşimlerden faydalandığını tutarlı biçimde gösterdiğini ifade ediyor. Bekessy, "Mahallemizdeki yaban hayatı zihinsel iyi oluşumuzu iyileştirebilir, insanların doğayla bağını güçlendirebilir ve şehirleri daha sağlıklı, daha dayanıklı yerler haline getirebilir" diyor.
Wildlife Victoria, mümkün olduğunda barışçıl bir arada yaşanmasını savunduğunu, ancak evlerindeki bir hayvan konusunda endişe duyanların yerel yaban hayatı kurtarma kuruluşuyla iletişime geçmesini öneriyor.
