Yıllardır tekrarlanan "en yeşil araba zaten garajınızdaki" sözü, bilimsel veriler karşısında çöküyor. University of California, Santa Cruz'dan çevre bilimci Elliot Campbell'ın Science dergisinde yayımladığı çalışma, iki yıllık bir benzinli aracı elektrikliyle değiştirmenin bile ömür boyu emisyonlarda yaklaşık yüzde 50 tasarruf sağladığını kanıtlıyor. Campbell, birkaç yıl önce insanlara neden elektrikli araca geçeceklerini sorduğunda pek çoğu aynı soruyu ona yöneltmişti: Elektrikli araç üretimi emisyon yarattığına göre, mevcut benzinli aracı olabildiğince uzun süre kullanmak gezegen için daha iyi değil mi? Bilim insanı cevabı bilmiyordu ve araştırmaya koyuldu.
Araştırmayı kurgularken Campbell, içten yanmalı araçlara elinden gelen her türlü avantajı tanıdı. "Teraziyi gerçekten benzinli aracın lehine çevirdik" diyor. En belirli tercih, benzinli aracın üretiminden kaynaklanan emisyonların tamamen göz ardı edilip batık maliyet olarak değerlendirilmesiydi. Buna rağmen elektrikli araç yine de öne çıktı. Campbell, sezgilerinin bulgularla çeliştiğini kabul ediyor: "Eşyaları onarmayı ve kullanmaya devam etmeyi severim" diyor, ama ekliyor: "Benzinli araçları erken emekli etmenin büyük bir avantajı olduğunu gördük."

Union of Concerned Scientists'te ulaşım sürdürülebilirliği uzmanı olan David Reichmuth, çalışmaya dahil olmamakla birlikte sonuçların kendi analizleriyle örtüştüğünü belirtiyor. Reichmuth'un hesaplamalarına göre elektrikli araçlar emisyon başa baş noktasına yaklaşık 18.000 milde ulaşıyor; ortalama bir sürücü bu mesafeyi yaklaşık 18 ayda kat ediyor. Bu nokta, kişinin yaşadığı yere ve elektriğin kaynağına göre değişiyor. Reichmuth, eski ve gevşek standartlara göre üretilmiş benzinli araçların trafikten çekilmesinin hava kalitesi açısından da büyük fayda sağlayabileceğini vurguluyor: "Daha eski bir benzinli aracı çekmenin hava kirliliği açısından yararı çok daha büyük olabilir."
Elektrikli aracın sağladığı avantaj, şebekenin temiz olduğu bölgelerde belirgin biçimde artıyor. Çok sayıda hidroelektrik santraline sahip New York eyaletinin kuzey kesiminde elektrikli araç kullanmak, galon başına 219 mil yapan bir benzinli araca eşdeğer. Kömür ve doğal gazın yaygın olduğu Rocky Dağları bölgesinde bile elektrikli araç, galon başına 68 milden düşük verimliliğe sahip herhangi bir benzinli araçtan daha iyi performans gösteriyor.
Campbell'ın çalışması, benzinli bir aracı elektrikliyle değiştirmenin sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azalttığı sonucuna yalnızca birkaç istisna buldu. Toyota Prius gibi yüksek verimli hibritlerden bile elektrikliye geçmek uzun vadede iklim kazancı sağlıyor. İstisnalardan biri, daha büyük bataryalara sahip ve içten yanmalı motora geçmeden önce daha uzun mesafeleri elektrikle kat eden şarj edilebilir hibrit elektrikli araçlar. Diğeri ise çok düşük kilometreli kullanım; örneğin yılda yalnızca birkaç bin mil yapılan ikinci bir araç. Great Plains Institute düşünce kuruluşunda kıdemli elektrikli araç politikası uzmanı olan Moaz Uddin, kilometre faktörünü "en büyük etken" olarak nitelendiriyor ve yılda yalnızca birkaç bin mil yapan bir Toyota Prius kullanıcısını örnek gösteriyor: "Çalışmanın bunu dikkate alması iyi."

Yeni araştırmaya göre, yeni bir elektrikli aracın üretiminden doğan karbon borcunun kapatılabilmesi için otomobilde yılda 4.400 mil, kamyonette ise 6.700 mil yol yapılması gerekiyor. Bu değerler, ortalama bir sürücünün yılda kat ettiği 12.500 milin oldukça altında. Campbell ve ortak yazarı, ABD'nin yenilenebilir enerjiye yönelmesiyle şarjın çevresel cazibesinin artacağını; batarya geri dönüşümündeki iyileşmelerin de üretim emisyonlarını azaltacağını öngörüyor.
Çalışma, elektrikli araca geçişin maliyetini hesaba katmıyor. Campbell, bu konuyu ekonomistlerin ele almasını umduğunu belirtiyor. Ayrıca petrol çıkarma ve benzini pompaya ulaştırma sürecindeki emisyonların yalnızca yakıtın yanmasıyla sınırlı kalmadan daha iyi hesaplanmasını istiyor. Yine de mevcut haliyle çalışmanın net bir mesaj verdiğini düşünüyor: "Benzinli bir aracın ömrünü uzatmak için çevresel bir motivasyon olmadığını göstermeye çalışıyoruz. Elektrikli araçlar çok açık bir kazanan."
Araştırmanın en doğrudan politika yorumu, insanlara benzinli araçlarını hurdaya ayırmaları için para verilmesi olabilir. ABD'de 2009'da yürürlüğe giren ve "cash for clunkers" olarak bilinen federal Car Allowance Rebate System, tüketicilere daha verimli araçlara geçmeleri halinde 3.500 ila 4.500 dolar ödeme yapmış ve 3 milyar dolarlık bütçesini yalnızca bir ayda tüketmişti. Reichmuth ise sorunun daha erken bir aşamada ele alınabileceğini savunuyor: "En bariz politika çıkarımı, benzinli aracı en baştan satmamaktır." İnsanların bu ilk tercihi yapabilmesi için daha fazla seçenek ve destek sunulması gerektiğini ekliyor.



