İklim alanında çalışan 17 sivil toplum kuruluşunu bir araya getiren İklim Ağı, COP31 iklim zirvesine sayılı aylar kala üçüncü basın toplantısını Ankara'da düzenledi. Ağ, Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlık edeceği zirvenin gerektirdiği iklim hedefleriyle yeni kömür yatırımlarının aynı anda gündemde olamayacağını savundu.
Çanakkale'de ithal kömürlü yeni bir termik santral için izin süreci başlatıldı. Karabiga'daki mevcut kömürlü termik santrale 1.050 MW'lık yeni ünite eklenmesi planlanıyor. Afşin-Elbistan A Termik Santralı'na eklenmesi öngörülen 688 MW'lık kömür projesinin ÇED kararı ise mahkeme tarafından iptal edildi; ancak COP31 başkanlığını yürüten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararı temyiz etti. İklim Ağı, aynı bakanlığın iptal kararına itiraz etmesini, Türkiye'nin iklim liderliği iddiasıyla bağdaşmayan bir tutum olarak değerlendirdi.
Basın toplantısında projelerin yalnızca iklim etkisine odaklanılmadı; Türkiye'yi enerjide dışa bağımlı kılacağı, hava kirliliği yoluyla sağlık, tarım, balıkçılık ve turizm üzerindeki baskıları derinleştireceği vurgulandı. Saatte 152.500 m³ sıcak suyun denize deşarj edilmesinin Marmara Denizi ve Akdeniz foklarının yaşam alanları için ciddi risk barındırdığına dikkat çekildi.
"Katılımcılık söylemde kalmamalı"
Mekanda Adalet Derneği İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus, COP31 Başkanlığı'nın katılımcılık vurgusunu önemsediklerini ancak bunun somut mekanizmalarla hayata geçirilmesini beklediklerini belirtti. Abanus, İklim Ağı'nın COP31 Başkanı ile görüşme talebine yanıt alamadığını hatırlatarak şöyle konuştu:
Katılımcılık, yalnızca bir söylem değil, sivil toplumun düzenli olarak dinlendiği ve önerilerinin politika süreçlerine yansıdığı bir yönetim anlayışı olmalı. Türkiye'nin iklim karnesi de bu yaklaşımın neden önemli olduğunu gösteriyor. 2035 İklim Hedefi (NDC) emisyonları azaltmak yerine emisyon artışına izin veren bir çerçeve ortaya koyorken, Afşin-Elbistan'da 688 MW'lık yeni kömür projesinin iptal edilmesine rağmen COP31 başkanlığını yürüten Bakanlık kararı temyiz ediyor. COP31 başkanlığı yapan Türkiye'nin iklim liderliği iddiasını güçlendirmesi için yeni kömür yatırımlarından vazgeçmesi, kömürden adil ve planlı çıkış için somut adımlar atması gerekiyor.
Kömür sektörünün plansız çöküşü ve adil geçiş
Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, Türkiye'de kömür sektörünün küçüldüğünü ancak bu gerilemenin plansız yaşandığını ve bedelinin işçilerle kömür bölgeleri tarafından ödendiğini söyledi. Katısöz, Enerji Bakanlığı'nın termik santral sahibi şirketlere sağladığı teşviklerle sektörü ayakta tutmaya çalışmasının işçilerin ücret, tazminat ve geleceğini güvence altına almadığını ifade etti. Maden işçilerinin ödenmeyen maaşları için verdiği mücadeleden Soma Termik Santralı'nın icralık olmasına kadar yaşananları bu tablonun açık göstergesi olarak gösterdi.
Katısöz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın COP31'de sunacağı Ulusal Adil Geçiş Stratejisi'nde ekonomik dönüşümün ve istihdam kayıplarının bugün yaşandığı kömür bölgelerine yer verilmemesini eleştirerek şunları söyledi:
COP31 Başkanlığı adil geçişi uluslararası alanda savunurken, Türkiye'nin kömür bölgelerindeki plansız çöküşü de görmeli ve dönüşümü işçiler ve hane halkları ile birlikte bugünden planlamalı.
Elektrifikasyon fosil yakıt çıkışıyla birleşmeli
COP31 Başkanı Murat Kurum, 2035 yılına kadar küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payını %35'e çıkarma hedefini açıklamıştı. Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Direktörü Bengisu Özenç, bu hedefi iklim hedefleri açısından önemli bir adım olarak gördüklerini ancak fosil yakıtlardan çıkışla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Özenç, yenilenebilir enerjinin yalnızca yeni elektrik talebini karşılayacak şekilde konumlandırılmasının karbonsuzlaşmayı sağlamayacağını belirterek şöyle devam etti:
Elektrifikasyon hedefi ancak mevcut elektrik altyapısında fosil yakıtlardan çıkılmasıyla anlamlı bir iklim eylemi haline gelebilir. Gerçek bir elektrifikasyon stratejisi; katılımcılığı, sosyal adaleti, hızlı ve planlı yenilenebilir enerji yatırımlarını, enerji verimliliğini, enerji depolamayı ve temiz esneklik çözümlerini birlikte ele almalı ve eş zamanlı olarak fosil yakıtlardan çıkışı güvence altına almalıdır. Türkiye'nin COP31 başkanlığı kapsamında ortaya koyduğu elektrifikasyon hedefinin gerçek bir iklim liderliğine dönüşmesi için ihtiyacımız olan şey daha fazla kömür değil, temiz, esnek ve yenilenebilir bir enerji sistemidir.
İklim Ağı, yapılandırılmış katılım mekanizmalarının oluşturulması ve COP31 Başkanı ile görüşme taleplerine yanıt alınması çağrısını yineledi.
