İklim krizinin tetiklediği deniz seviyesi yükselmesi, Birleşik Krallık'ta 13 milyona kadar insanı uzun vadeli kıyı sel riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırma, "makul en kötü senaryo" olarak adlandırılan durumda kıyı şeridinin dramatik biçimde yeniden şekilleneceğini ve nüfusun geniş çaplı olarak iç kesimlere taşınmasının gerekebileceğini öngörüyor.
University of Bristol'dan Prof Matt Palmer'ın liderliğinde yürütülen çalışma, Birleşik Krallık'a özgü deniz seviyesi yükselme projeksiyonlarını, Bristol merkezli Fathom şirketinin geliştirdiği ayrıntılı sel modeliyle birleştirdi. Araştırma, uzun vadeli deniz seviyesi yükselmesi altındaki kıyı sel tehdidini nüfus boyutuyla ilk kez nicel olarak ortaya koyuyor. İngiltere ve Galler'de deniz seviyesi yükselmesi, İskoçya ve Kuzey İrlanda'dan daha belirgin; çünkü son buzul çağında aşağı itilen bu iki ülke hâlâ yavaşça yükseliyor.
Birleşik Krallık çevresinde deniz seviyesi son yüzyılda yaklaşık 20 cm yükseldi ve bu hızlanma sürüyor. 2100'e kadar 40 ila 60 cm'lik ek bir yükselme artık kaçınılmaz görünüyor. Bu, halihazırda kıyı bölgelerinde tehlike altında olan 2,5 milyon kişiye ek olarak yaklaşık yarım milyon insanın daha evlerinin sular altında kalma riskiyle karşılaşacağı anlamına geliyor. Lincolnshire ve Humber haliçi en büyük tehlikeyi taşıyan bölgeler.
Mevcut küresel karbon kesintisi taahhütleri tamamen yerine getirilse bile eriyen buz örtüleri ve ısınan okyanusların yarattığı deniz seviyesi yükselmesi sürecek. Bu koşullar altında 2200'de yaklaşık 1,4 milyon, 2300'de ise 1,7 milyon ek insan kıyı sellerine maruz kalacak. Paris Anlaşması hedeflerine sadık kalınması, 2300'de risk altındaki nüfusu 1 milyon azaltma potansiyeli taşıyor.
Bilim insanlarının asıl endişesi, buz örtülerinin yerinde yavaşça erimesi yerine okyanuslara doğru kontrolsüz bir çöküşe geçmesi ihtimali. Böyle bir senaryoda kademeli yükseliş aniden hızlanabilir ve Birleşik Krallık 2300'e kadar 15 metrelik deniz seviyesi yükselmesiyle karşılaşabilir. Londra'nın büyük bölümü ve pek çok başka yerleşim alanı sular altında kalabilir.
Araştırmacılar makalelerinde, yalnızca önümüzdeki yüzyıldaki değişimleri dikkate alan planlamacıların, 2100 sonrası deniz seviyesi yükselmesinin hızlanma potansiyeli nedeniyle gerçek risk tablosunu yanlış değerlendirebileceği sonucuna ulaşıyor. Çalışmada, "2100 sonrası sel riskini hafifletmek için ilave veya güçlendirilmiş sel savunmaları ile planlı geri çekilmenin bir kombinasyonunun kaçınılmaz olduğu" ifade ediliyor.
Prof Matt Palmer, okyanusların ve buzla kaplı bölgelerin küresel ısınmaya çok yavaş tepki verdiğini belirterek deniz seviyesi yükselmesini iklim değişikliğinin "uyuyan devi" olarak nitelendiriyor: "Sonuç, deniz seviyesi yükselmesinin önümüzdeki yüzyıllar boyunca kilitlenmiş olmasıdır."
Çalışmaya dahil olmayan British Antarctic Survey'den Dr Rob Larter, analizi "düşündürücü" bulduğunu söylüyor ve ekliyor: "Birleşik Krallık'ın önümüzdeki yüzyıllarda birkaç metrelik deniz seviyesi yükselmesine uyum sağlamak zorunda kalacağını gösteriyor. Bu çalışmada sunulan yüksek etkili senaryoların, olasılık dışı korku hikayeleri olarak değil, gerçek ihtimaller olarak ele alınması gerekiyor."
Southampton'daki National Oceanography Centre'dan Dr Joanne Williams da en kötü senaryoları dikkate almanın yararlı olduğunu vurguluyor: "İklim konusunda harekete geçilmediğinde çok geniş alanların yeni risk altına gireceğini ve bunun ne kadar maliyetli ve zorlu olacağını gösteriyor. Mevcut sel savunma hatlarını bu yüksek senaryoların gerektirdiği seviyelere yükseltmek son derece zorlu olacaktır."
Araştırma, küresel ısınmanın şiddetlendirdiği fırtına kabarmalarını ve gelecekteki nüfus değişimlerini hesaba katmadı. Yüksek belirsizlik taşıyan gelecekteki sel savunması iyileştirmelerini de modele dahil etmeyen ekip, bunun yerine farklı senaryolardaki muhtemel tehdit düzeyini belirlemeyi tercih etti. Kıyı selleri ise Birleşik Krallık'taki sel riskinin yalnızca bir türünü oluşturuyor; nehir ve ani seller halihazırda daha fazla insanı etkiliyor ve ısınan iklimin daha yoğun yağışlara yol açmasıyla durum kötüleşiyor.



