Çarşamba günü yayımlanan rapor, Karayipler, Pasifik, Atlantik, Hint Okyanusu ve Güney Çin Denizi'ndeki 39 gelişmekte olan ada ülkesini kapsıyor. Londra merkezli bağımsız düşünce kuruluşu Denizaşırı Kalkınma Enstitüsü (ODI Global), 2000-2024 yılları arasındaki 25 yıllık dönemi inceledi ve seller, fırtınalar, kuraklıkların bu ülkelerdeki toplam 57 milyar dolarlık ekonomik zararın yüzde 90'ından fazlasını oluşturduğunu saptadı. Karayipler bölgesi ise 53,2 milyar dolar kayba uğrarken, iklim krizi incelenen dönemde yılda 190'dan fazla kişinin ölümüne neden oldu.

Raporun yazarı Emily Wilkinson, çalışmanın küresel iklim tazminatları tartışmaları açısından önemli olduğunu vurguluyor. Wilkinson, kasırgalar, aşırı yağışlar, kuraklıklar ve sıcaklık aşırılıklarının tarih boyunca var olduğunu; ancak bu olayların şiddetinin ne kadarının artan küresel sıcaklıklardan kaynaklandığını gösterebilmenin son derece önemli bir gelişme olduğunu belirtiyor. Wilkinson şöyle devam ediyor:

"Bu çalışmalar, bir olayın şiddetinin ne kadarının iklim değişikliğinden kaynaklandığını gösteriyor. Biz ise bunu bir adım ileri taşıyarak ek bir hesaplama yaptık. 'Atfedilebilir risk payı' yöntemini kullanarak, raporlanan zararların yüzde kaçının iklim değişikliğine bağlanabileceğini hesapladık."

Yöntemin en çarpıcı sonuçlarından biri, Ekim 2025'te saatte 298 kilometre hızındaki rüzgârlarla Jamaika'yı vuran Melissa Kasırgası'nda ortaya çıktı. Ülke tarihinde kaydedilen en güçlü kasırga olan Melissa, hükümetin hesaplamalarına göre 12,2 milyar dolarlık zarar ve kayba yol açtı. ODI Global'in analizi, bu tutarın yaklaşık % 80'ine denk gelen 9,7 milyar dolarlık kısmın doğrudan iklim krizine atfedilebileceğini gösterdi. Bu tutar, Jamaika ekonomisinin neredeyse yarısına karşılık gelirken, iklim değişikliğine karşı kırılgan ülkelerin afetlerden toparlanmasına yardımcı olmak amacıyla BM'nin Kayıp ve Zarar Fonu'na yapılan taahhütlerin de çok üzerinde bulunuyor.

Jamaika için bu, yıkıcı fırtınaların geniş çaplı hasara yol açtığı üst üste ikinci yıl oldu. Ülke, 2024 yılında da Beryl Kasırgası'nın etkilerini yaşamış; binlerce kişi evsiz kalmış, geçim kaynaklarını, iletişim hizmetlerine erişimlerini ve su ile elektrik gibi temel altyapı hizmetlerini kaybetmişti. Karayipler, krizin yükünü en ağır taşıyan bölgelerden biri olarak iklim adaleti talebini gündemde tutuyor. Krizin temel nedenini ise bölge dışındaki yüksek karbon salımı yapan ülkeler oluşturuyor.

Uyum finansmanı geriye gidiyor

ODI Global, iklim kaynaklı kayıplar artarken uluslararası uyum finansmanının yanlış yönde ilerlediğine ve bazı zengin ülkelerin bu alandaki katkılarını azalttığına dikkat çekiyor. Jamaika hükümeti bu tablo karşısında adımlar attı: Mayıs ayında Ulusal Yeniden Yapılanma ve Dayanıklılık Otoritesi Yasası'nı kabul ederek afet sonrası yeniden inşa çalışmalarını hızlandırmayı ve dayanıklılığı artırmayı hedefledi. Başbakan Andrew Holness ise geçen ay güneş enerjisi gibi daha temiz ve daha ucuz yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapma sözü verdi.

Özel sektör de benzer bir dönüşüm yaşıyor. Karayipler'in önde gelen internet ve telekomünikasyon sağlayıcılarından biri olan Digicel Group'un CEO'su Marcelo Cataldo, giderek şiddetlenen iklim kaynaklı afetlerin şirketi ağ altyapısını nasıl enerjiyle beslediğini yeniden düşünmeye zorladığını söylüyor. Digicel buna karşılık güneş enerjisine geçiş sürecini hızlandırdı. Şirketin kurduğu güneş enerjisi sistemleri yılda 15 bin megavat-saat temiz enerji üretiyor; bu miktar yaklaşık 10 bin Karayip hanesinin elektrik ihtiyacını karşılamaya yeterli. Sistemler yılda yaklaşık 200 bin litre dizel kullanımını önlerken 16 bin 457 ton karbondioksit eşdeğeri emisyon azaltımı sağlıyor. Bu etki, yaklaşık 3 bin 600 aracın trafikten çekilmesine denk düşüyor.

2050'ye kadar fırtınalar 49-51 milyar dolar ek kayıp çıkarabilir

Raporun ileriye dönük projeksiyonları da uyum önlemlerinin gerekliliğini artırıyor. Küresel sıcaklık artışı sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyle sınırlandığı senaryoda bile yalnızca fırtınalar, 2050 yılına kadar küçük ada gelişmekte olan devletlerde iklim değişikliğine atfedilebilecek ek 49 milyar dolarlık kayba yol açabilir. Isınmanın 2 dereceye ulaşması durumunda ise bu rakam 51 milyar dolara yükseliyor. Araştırmacılar, bulguların küresel iklim tazminatı ve emisyon azaltım finansmanına ilişkin görüşmelere yön verebileceğini söylüyor.