AFAD'ın Obruk Duyarlılık Haritası çalışması, Konya Kapalı Havzası'nda kayıt altına alınan obruk sayısının 739'a ulaştığını ortaya koyuyor. Bu obrukların 702'si Konya'da, 29'u Karaman'da, 8'i Aksaray'da yer alıyor. Konya'da daha önce kayda geçen 576 obruğa 2020'den bu yana 126 yenisi eklendi.

Araştırmalar, Konya Ovası'ndaki obruk oluşumunu iklim krizi, kuraklık ve kontrolsüz yeraltı suyu kullanımıyla ilişkilendiriyor. Yağışların azalması ve sıcaklıkların artması su kaynakları üzerindeki baskıyı yoğunlaştırırken, tarımsal sulamada yeraltı suyunun aşırı çekilmesi riski daha da büyütüyor.

Boğaziçi Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi İrem Daloğlu Çetinkaya, Konya Kapalı Havzası'ndaki obrukların yıllardır süregelen yeraltı suyu aşırı kullanımının yüzeye çıkan en somut kanıtı olduğunu vurguluyor. Çetinkaya'ya göre havzadaki tarımsal sulama ihtiyacının büyük kısmı ruhsatsız kuyularla yeraltı suyundan karşılanıyor; buna karşın iklim değişikliğiyle azalan yağışlar akiferlerin doğal beslenimini zayıflatıyor. Son yıllarda mısır gibi su talebi yüksek ürünlerin ekim alanının giderek genişlemesi de baskıyı artıran önemli bir etken.

Çetinkaya, süreci şöyle özetliyor: "Hem talep tarafında aşırı çekim ve yanlış ürün deseni, hem arz tarafında iklim kaynaklı beslenim kaybı aynı anda yaşanıyor. Obruklar da bu çift yönlü krizin doğrudan sonucunda oluşuyor; toprağın altında boşalan akiferler, üzerindeki yüzeyi taşıyamaz hale geliyor."

350 Türkiye gönüllüleri, "Gerçek Sebep: Fosil Yakıtlar" kampanyası kapsamında Konya Ovası'nda obrukların bulunduğu bölgede "İklim Krizi Burada" yazılı pankart açarak iklim krizinin Türkiye'nin su kaynakları ve tarım alanları üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekti.

350 Türkiye ekibinden Ege Tok, Türkiye'nin COP31'e Antalya'da ev sahipliği yapmaya hazırlanırken Konya Ovası'ndaki obrukların iklim krizinin Türkiye açısından soyut bir gelecek senaryosu olmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Tok, "Kuraklık, azalan yağışlar, artan sıcaklıklar ve su kaynakları üzerindeki baskı bugün milyonlarca insanın yaşamını ve geçimini doğrudan etkiliyor" dedi ve çağrısını şu sözlerle sürdürdü: "Türkiye, başta kömür olmak üzere yeni fosil yakıt yatırımlarını teşvik etmek yerine fosil yakıtlardan çıkışı hızlandırmalı, yenilenebilir enerjiye dayalı adil bir dönüşümü hayata geçirmelidir."