ABD'de 1973'ten bu yana doğa korumanın temel direği olan Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası, Trump yönetiminin iki düzenlemesiyle etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. Bu hafta yürürlüğe giren ilk değişiklik, bir hayvanın habitatının tahrip edilmesini artık 'zarar verme' saymıyor. Hemen ardından U.S. Fish and Wildlife Service, kasıtlı olmadıkça federal koruma altındaki bir hayvanın öldürülmesini yasal gören bir memorandum yayımladı. İki değişiklik birlikte yasanın dişlerini söküyor; sanayiye, bölgede yaşayan canlıları dikkate almadan ağaç kesme, madencilik, kirletme veya geçiş yapma yolunu açıyor.
Servis Direktörü Brian Nesvik'in imzaladığı memorandum, 'yakalama' kavramını doğrudan öldürme veya ele geçirme amacı taşıyan eylemlerle sınırlandırıyor. Metin bu dar yorumu örneklerle açıklıyor: Bir geminin kazara bir balinaya çarpması, güzergâhı balinaya karşı belirlenmediği sürece 'yakalama' sayılmıyor. İçinde yarasaların barındığı bir ağacın kesilmesi de, kesim amacı yarasaları öldürmek veya yakalamak olmadıkça 'yakalama' kabul edilmiyor. Hukuk uzmanları bu yorumun yasanın 50 yıllık uygulama tarihindeki en dar okuma olduğunu ve mahkemede kesin olarak itiraz edileceğini belirtiyor. Yaklaşık iki düzine eyalet yasadaki değişiklikler nedeniyle Trump yönetimine dava açtı; çevre örgütlerinden yeni davalar bekleniyor.
Defenders of Wildlife avukatlarından Ryan Shannon, 'Yasanın 50 yıllık geçmişini ve kurum dahil herkesin bu kelimeyi nasıl yorumladığını görmezden gelmeye çalışıyorlar' diyor. Shannon, değişikliği 'küçük bir hamle değil; gerçekten sınırları zorluyorlar' sözleriyle değerlendiriyor. Natural Resources Defense Council yöneticilerinden Andrew Wetzler ise yönetimin 'Amerika'daki her sektöre, birincil hedef olmadıkça nesli tükenmekte olan yaban hayatını öldürmenin sorun olmadığını' söylediğini ifade ediyor. Wetzler, 'Kasıtsız zarar tam da birçok türü yok oluşa sürükleyen şey' diye ekliyor.
Yasanın etkili olmasını sağlayan şey, 'zarar verme' ve 'yakalama' kelimelerinin geniş yorumlanmasıydı. Kuzey benekli baykuşu bunun örneklerinden biri. Pasifik Kuzeybatısı'ndaki onlarca yıllık ağaç kesimi orman habitatının büyük bölümünü yok etmişti; tür 1990'da yasa kapsamına alındıktan sonra bu ağaçların kesilmesi baykuşa zarar verme ve dolayısıyla yasa dışı 'yakalama' sayıldı. Supreme Court da bu kavramları daha önce ele aldı. 1995'teki Babbitt v. Sweet Home davasında, bir türün habitatını değiştirmenin — örneğin benekli baykuşların yaşadığı ormanı kesmenin — o türe zarar verme sayıldığına hükmetti. Merhum Yargıç Antonin Scalia karşı oyunda 'yakalama' kavramının yalnızca doğrudan öldürme veya yaralama anlamına geldiğini savunmuştu. Trump yönetiminin yeni memorandumu, o dönemde mahkeme çoğunluğunun reddettiği Scalia'nın yorumunu benimsiyor.
2024'te Supreme Court, yasayı yorumlama yetkisinin kurumlarda değil mahkemelerde olduğuna hükmetti. Bu karar genel olarak çevre çabaları için bir darbe olarak görülse de, şimdi Trump yönetiminin Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası'nı yorumlama konusunda nihai söz sahibi olamayabileceği anlamına geliyor. Center of Biological Diversity hükümet ilişkileri direktörü Brett Hartl, tüm bu etkenler nedeniyle memorandumun yasal olarak zayıf, hatta yasa dışı olduğunu savunuyor. Hartl, memorandumu 'sadece performans amaçlı bir acımasızlık' ve 'basıldığı kâğıdın değerini bile taşımayan' bir metin olarak nitelendiriyor. 'Bunu bir kaçak avcılıkla mücadele yasasına çevirmeye çalışıyorlar; oysa yasanın dünyanın en güçlü doğa koruma yasası olması gerekiyor' diyor.
Değişikliklerin sektörler üzerindeki etkisi de belirsiz. Shannon, yeni yorumun şirketlerin on yıllardır izledikleri yerleşik kuralları altüst ettiğini; kurumsal avukatların müşterilerine ya yeni yaklaşımdan yararlanmayı önermek ya da mahkeme veya yeni bir yönetim eski korumaları geri getirinceye kadar beklemeyi tavsiye etmek arasında kaldığını belirtiyor. Uzun vadeli düzenleyici öngörülebilirlik isteyen kereste şirketleri ve gayrimenkul geliştiricileri için bu durum, 'istediklerinden fazlası' olabilir.
Türler arasındaki etkiler eşit dağılmayacak. Son on yıllarda listeye alınan türler, yeni listelenen tüm hayvanlar için zorunlu kılınan 'kritik habitat korumaları'ndan yararlanıyor. Ancak yasanın ilk yıllarında listelenen Florida panteri ve Kaliforniya deniz su samuru gibi türler bu ek korumayı hiç almadı; bunun yerine 'zarar verme' ve 'yakalama' gibi yasanın geniş ifadelerine güveniyorlar. Daraltılmış tanımlar, ABD'nin en çok korumak istediği bu türleri en açık konuma düşürebilir.
