Uluslararası Af Örgütü'nün öncülüğünde sekiz örgütün bir araya gelerek hazırladığı "Nijerya: Kapağı Kaldırmak" raporu, Shell'in Nijer Deltası'nda on yıllardır yol açtığı çevre kirliliğini şirket içi belgelerle belgeliyor. The Corner House, Hawkmoth, HEDA Resource Centre, Kebetkache Women Development & Resource Centre, Miideekor Environmental Development Initiative (MEDI), Recommon ve Social Action'ın katkı verdiği rapor; Birleşik Krallık'ta Shell'e karşı açılan davalarda açığa çıkan e-postaları, denetim raporlarını ve gizli değerlendirmeleri analiz etti. Uluslararası Af Örgütü, bulguları 3 Temmuz'da Shell ile paylaştı. Şirket, "Shell'e ilişkin nitelendirme ve tanımlamanız tarafımızca kabul edilmemektedir. Shell, dürüstlük, doğruluk ve insanlara saygı ilkelerine bağlıdır ve faaliyetlerini etik ve şeffaf bir şekilde yürütmektedir" yanıtını verdi.

Petrol hırsızlığı anlatısı çöküyor

Shell, yıllarca Nijer Deltası'ndaki kirliliğin asıl nedenini petrol hırsızlığı ve sabotaj olarak sundu. Ancak raporun ulaştığı iç belgeler bu anlatıyı çürütüyor. Üst düzey bir Shell yöneticisi 2013'te yazdığı metinde, yasadışı muslukların boru hatları üzerinde kalmasına bilerek izin verildiğini; çünkü bunların kaldırılmasının kârlı ham petrol akışını geçici olarak durduracağını belirtti. Aynı yönetici, boru hattı güvenliğinden sorumlu Nijerya güvenlik gücünün Shell'i petrol hırsızlığına "ortak olmakla" suçladığını aktardı ve gerekçe olarak "yakıt ikmal noktalarını kaldırmıyoruz" ifadesini kullandı. Şirketin bir sunumunda ise "Daha fazla çevresel zararın MEYDANA GELECEĞİNİ BİLDİĞİMİZ HALDE, üretime devam etme konusunda içimiz rahat mı?" sorusu yer aldı.

İç belgeler, Shell yöneticilerinin bazı çalışanlar ve yüklenicilerin petrol hırsızlığına karıştığından şüphelendiğini de gösteriyor. Şirket içi bir e-postada, "İkmalcilerin SPDC planlama verilerine kolaylıkla erişebildiği varsayımıyla hareket etmeliyiz" ifadeleri kullanıldı.

Güvenlik standartlarından muafiyet ve bakım yetersizliği

Rapor, Shell'in Nijeryalı bağlı şirketi Shell Petroleum Development Company'yi (SPDC) küresel sağlık ve güvenlik standartlarının temel unsurlarından muaf tuttuğunu ortaya koyuyor. Bu sayede güvenli olmadığı değerlendirildiğinde bile müdahale görmüş boru hatlarından petrol akışı sürdü. Üst düzey bir Shell yetkilisi, bu yaklaşımın başka yerlerde göz yumulmayacağını kabul etti. 2012'deki bir inceleme, SPDC akış hatlarının 15 yılda bir değiştirilmesi gerektiğini ancak bunun uygulanmadığını, yalnızca "arıza bakımı" yapıldığını tespit etti.

Kuyu ve boru hattı takibindeki boşluklar da belgelerde geniş yer tutuyor. 2014'te dönemin Shell CEO'su için hazırlanan bir iç rapor, SPDC'nin "yüzlerce" kara kuyusunun elektronik takip sisteminde yer almadığını veya durumlarının doğrulanamadığını belirtti. Shell'in ardından başlattığı kuyu denetim kampanyasında 750 gecikmiş bakım işi saptandı ve denetim puanlamasında "yetersiz" notu verildi. 2013 tarihli bir başka rapor, SPDC boru hatlarında gerçek zamanlı izleme sistemi olmadığını; bu eksiklik nedeniyle büyük bir kopma dışındaki sızıntıların gözden kaçabileceğini belirledi.

Sızıntı takibindeki yetersizlik, Nijerya yasaları açısından kritik bir sonuç doğuruyor. Şirketler her ne sebeple olursa olsun sızıntıları temizlemekle yükümlü; ancak topluluklar, sızıntının sabotaj veya hırsızlıktan değil yalnızca operasyonel hatalardan kaynaklandığının belirlendiği durumlarda tazminat alabiliyor. Shell personeli, sızıntıların aşınmadan mı yoksa üçüncü taraf müdahalesinden mi kaynaklandığını belirleyecek donanımdan yoksundu.

"Kevgir" boru hattı ve mangrov ormanı

Shell, 2010'da eski Nembe Creek Ana Tedarik Hattı'nı değiştirdi ancak eski hattı gerektiği gibi hizmetten çıkarmadı. 2014'e ait bir şirket içi e-postada, boru hattının yaklaşık 80 kilometrelik kısmının hâlâ hareketsiz ham petrolle dolu olduğu, 2010'dan beri altı operasyonel sızıntı meydana geldiği ve bütçe kısıtlamaları nedeniyle hizmetten çıkarılamayacağı belirtildi. E-postada boru hattı için "kevgir" ifadesi kullanıldı ve acilen önlem alınmazsa yeni sızıntıların yaşanacağı uyarısı yapıldı. Verilen yanıtta çevresel etkiyi azaltma gereği kabul edildi; ancak hizmetten çıkarmama gerekçesinin büyük ölçüde mali olduğu görüldü.

2014'te CEO'ya iletilen bir iç rapor, tüm SPDC varlıklarını hizmetten çıkarma sürecinin onlarca yıl süreceğini ve 10,9 milyar dolara mâl olacağını tahmin etti. Temizleme maliyetini içermeyen bu tutar bugün 14 milyar dolara karşılık geliyor. Şirket içi bir sunumda, 375 kilometrekarelik mangrov ormanının etkilendiği belirtilerek Shell'in bu "açık uçlu sorunla" uğraşmaya "iştahı" olup olmadığı soruldu. Shell, bu devasa faturayı karşılamak yerine kara faaliyetlerine yatırımı sonlandırdı.

SPDC'nin satışı ve sorumluluk çağrısı

Shell, yeni şirketin kapasitesine ilişkin kaygılara, kamuya açık mali bilginin kısıtlı olmasına ve Shell'den 1,2 milyar dolarlık teminatlı krediye ihtiyaç duyulmasına rağmen 2025'te SPDC'yi Renaissance Africa Energy'ye sattı.

Uluslararası Af Örgütü Nijerya Şubesi Direktörü Isa Sanusi, Shell'in dünyanın en büyük yatırımcı sermayeli fosil yakıt şirketlerinden biri olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

"Shell uzun yıllar Nijer Deltası'ndaki kirliliği, petrol hırsızlığını ve sabotajları sorumlu tuttu. Yıllardır devam eden kamusal inkâr artık kendi belgeleriyle boşa düşürülüyor. Skandal yalnızca yasadışı 'yakıt ikmali' veya petrol hırsızlığı değil. Esas skandal, Shell'in insanların hakları pahasına kâr peşinde koşması. Shell Nijerya'da, başka bir yerde asla göz yumulmayacak çevresel zararı kabullenmeye hazırdı. Sorun, hükümetlerin bu belgeleri dikkate alarak adım atıp atmayacağı. Nijerya petrol endüstrisi denetim sürecini kapsamlı bir şekilde gözden geçirmeli, Birleşik Krallık ve Hollanda yetkilileri ise Shell'in hissedarlarını, düzenleyicileri ve etkilenen toplulukları sorumluluklarının gerçek durumu hakkında yanlış yönlendirip yönlendirmediğini soruşturmalı. Shell, yatırımı sonlandırmanın arkasına sığınmaktan vazgeçmeli, temizlik ve telafi süreçlerini finanse etmeli ve etkilenen toplulukların artık adalete erişmesini sağlamalı."

Social Action Direktörü Isaac Osuoka da Shell'in satışla sorumluluktan kaçamayacağını vurguladı:

"Shell'in yatırımını sonlandırması kurumsal bir kaçış yolu olamaz. Shell, Nijer Deltası petrolünden on yıllarca kâr ettikten sonra yaşlanan altyapının ve miras kirliliğinin risklerini topluluklara veya kapasitesiyle ilgili hâlâ ciddi soru işaretleri olan bir alıcıya devredemez. Hesap vermeye 'iştahı' olsun veya olmasın, Shell kendi payına düşeni ödemeli."

Koalisyon, Nijerya yetkililerini petrol endüstrisi denetim sistemini kapsamlı biçimde gözden geçirmeye, faaliyetteki ve hizmetten çıkarılmış tüm altyapıya ilişkin erişilebilir denetimleri zorunlu kılmaya ve yeterli kaynak sağlanan bir Nijer Deltası Temizleme Fonu kurmaya çağırıyor.