New York'taki Türkevi'nde düzenlenen toplantıda, COP31 Başkanlığı'nın 10 öncelikli temasından biri olan Dirençli Şehirler başlığı altında Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti (SURFF) başlatıldı. Girişim; Birleşmiş Milletler Afetlerin Azaltılması Uluslararası Stratejisi (UNDRR), Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat), İLBANK ve Uluslararası Belediyeler Birliği (UCLG) iş birliğiyle hayata geçirildi.

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, açılış konuşmasında SURFF'ün hedefini, planları projelere, projeleri finansmana, finansmanı sahaya taşıyacak bir zincir kurmak olarak tanımladı. Kurum, mekanizmanın mevcut fonların yerine geçen yeni bir yapı olmadığını vurgulayarak, "Ülkelerin ve şehirlerin ihtiyaçlarını mevcut uluslararası finansman imkanlarıyla buluşturan kolaylaştırıcı bir mekanizma olarak tasarlanıyor" dedi. Proje geliştirme, teknik uzmanlık, kapasite geliştirme, finansmana erişim ve uzun vadeli ortaklıkları tek bir çerçevede ele alacaklarını sözlerine ekledi.

SURFF üç temel sütun üzerine inşa edilecek. İklime Dirençli Şehirler Ülke Platformu, ülkelerin iklim hedeflerini ve Ulusal Katkı Beyanlarını yatırım yapılabilir kentsel proje portföylerine dönüştürecek. İklime Dirençli Şehirler Mükemmeliyet Merkezi, teknik bilgi ve uygulama tecrübesini şehirlerin doğrudan kullanabileceği araçlara çevirecek. Uluslararası İklime Dirençli Şehirler Diyaloğu ise ülkeleri, şehirleri, kalkınma bankalarını, finans kuruluşlarını ve teknik ortakları aynı masa etrafında bir araya getirecek.

Kurum, Türkiye'nin bu yaklaşımı yalnızca teorik bir çerçeve olarak değil, sahada büyük ölçekte uyguladığını belirterek 6 Şubat Asrın Felaketi'ni örnek gösterdi. Felaketin 11 ili ve yaklaşık 14 milyon vatandaşı doğrudan etkilediğini hatırlatan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlatılan yeniden inşa sürecinde ilk temellerin 15'inci günde atıldığını, ilk köy evlerinin 45'inci günde teslim edildiğini aktardı. İki yıl içinde 455 bin konutun bitirilerek afetzedelere teslim edildiğini; yerinde dönüşüm programıyla birlikte bugün deprem bölgesinde neredeyse 600 bine yakın konut inşa edildiğini söyledi.

Yeni yerleşim alanlarının sosyal donatıları, yeşil alanları ve ekonomik hayatıyla birlikte planlandığını; akıllı şehir ve uydu kent uygulamalarının deprem bölgesinde devreye alındığını ifade eden Kurum, "Asrın inşasını aynı zamanda iklim politikamızla buluşturduk" dedi. Deprem sonrası inşa edilen konutların neredeyse sıfır enerjili bina yaklaşımına uygun tasarlandığını ve bu sayede enerji tüketiminde yüzde 39, sera gazı emisyonlarında yüzde 38 azaltım sağlandığını dile getirdi. Kurum, dirençlilik, güvenli yapılaşma, altyapı, enerji verimliliği ve iklim eyleminin aynı şehircilik politikasının birbirini tamamlayan parçaları olduğunu vurguladı.

SURFF'ün, COP31 Başkanlığı'nın kırılgan ülkelerin ve şehirlerin uyum yatırımlarında hibe ve finansman araçlarını daha etkin kullanmak için devreye alacağı İklim Uygulama Köprüsü'nün şehirler ayağındaki en somut araçlardan biri olacağını belirten Kurum, "Hedef ile proje arasındaki, proje ile finansman arasındaki, finansman ile sahadaki sonuç arasındaki mesafeyi azaltmak istiyoruz" dedi. Antalya'ya kadar SURFF'ün kurumsal yapısını, finansman araçlarını ve uygulama mekanizmalarını ulusal ve uluslararası ortakların katkılarıyla geliştireceklerini; New York'ta kurulan ortaklığı Antalya'da uygulamaya taşıyacaklarını sözlerine ekledi.

Toplantıda İLBANK Genel Müdürü Eyüp Karahan, UCLG Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve UN-Habitat İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach ile Dünya Bankası Grubu Küresel İklim Direktörü de söz aldı. Kurum, iklim finansmanı için kamu kaynaklarının, çok taraflı kalkınma bankalarının, iklim fonlarının ve özel sektör kaynaklarının birbirini tamamlayacak biçimde harekete geçirilmesi gerektiğinin altını çizerek, ülkeleri, şehirleri, uluslararası finans kuruluşlarını, kalkınma bankalarını ve BM kuruluşlarını SURFF'e katkı sunmaya davet etti.

Başarının yalnızca harekete geçirilen finansmanın büyüklüğüyle ölçülmeyeceğini belirten Kurum, "Kaç şehrin desteklendiğine, kaç projenin yatırım yapılabilir hale geldiğine, kaç yatırımın sahaya indiğine ve insanların hayatında nasıl bir karşılık oluşturduğuna bakacağız" dedi ve finansmanın gerçek değerinin şehirlerde ve insanların hayatında oluşturduğu sonuçla ölçüleceğini sözlerine ekledi.