Türkiye'ye farklı dönemlerde giriş yapan istilacı böcek türlerinin sayısı 60'a yaklaştı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, dünyada bugüne dek yaklaşık 1000 ila 1500 istilacı böcek türünün tespit edildiğini, Türkiye'de ise toplam 25-30 bin böcek türü bulunduğunu söyledi.

Akça, bir böceğin istilacı sayılabilmesi için doğal olarak bulunmadığı bir bölgeye sonradan gelmesi, burada yerleşmesi, hızla yayılması ve ekonomik ya da ekolojik zarar oluşturması gerektiğini vurguladı. "Bir bölgede yoğun görülmesi ya da önemli bir zararlı haline gelmesi tek başına onu istilacı yapmaz" ifadesini kullanan Akça, toplumda böceklere karşı genel olumsuz bir algı bulunduğunu da hatırlattı. Doğadaki böceklerin yalnızca %1 ila 3'ünün zararlı olduğunu, %20-30'unun faydalı türlerden oluştuğunu, geri kalan büyük bölümün ise organik maddelerin ayrışması, toprak oluşumu ve ekosistemin devamlılığı açısından önemli görevler üstlendiğini anlattı.

Dünyada yaklaşık 1 milyon 200 bin böcek türü tanımlanırken, gerçek tür sayısının 5 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Akça, bu türlerin büyük bölümünün zararlı olmadığını belirtti.

Halyomorpha halys

İklim ve ticaret yayılımı hızlandırıyor

İstilacı türlerin yayılışı yalnızca iklim değişikliğine bağlanamıyor; küresel ticaret, lojistik ağları ve insan hareketliliği de önemli rol oynuyor. Küresel ısınma, yüksek üreme kapasitesine sahip türlere daha fazla nesil verme imkanı tanıyor. Kahverengi kokarca 300'ün üzerinde bitkiyle beslenebiliyor; turunçgil uzun antenli böceği ise çok sayıda meyve ve süs bitkisinde yaşayabiliyor. Akça, bu özelliklerin yeni bölgelere uyum sağlamalarını kolaylaştırdığını dile getirdi.

Uluslararası taşımacılığın yayılmadaki ağırlığını da vurgulayan Akça, "Bir kahverengi kokarca kamyonun kasasında değil, dış yüzeyinde bile yüzlerce kilometre taşınabiliyor. Gürcistan sınırından çıkan bir araçla Adana'ya kadar ulaşabiliyor" dedi. Kahverengi kokarcanın 2017'de Türkiye'de görülmeye başladığını ve kısa sürede Karadeniz Bölgesi'nden Marmara ve iç kesimlere doğru yayıldığını aktardı.

Ekonomik ve halk sağlığı tehditleri

Türkiye'de ekonomik açıdan en fazla sorun oluşturan istilacı türlerin başında kahverengi kokarca, turunçgil uzun antenli böceği, Asya kaplan sivrisineği, vampir kelebeği ve domates güvesi (Tuta absoluta) geliyor. Kahverengi kokarca başta olmak üzere birçok tür, meyve ve sebze üretiminde ciddi verim ve kalite kayıplarına yol açıyor.

Asya kaplan sivrisineği ise doğrudan halk sağlığını ilgilendiren ayrı bir risk oluşturuyor. Akça, "Diğer istilacı türler daha çok tarımsal zararlıdır ancak Asya kaplan sivrisineği halk sağlığı açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir türdür" dedi.

Toplumda sıkça karıştırılan kenelerin ise istilacı bir böcek olmadığını, akar grubunda yer aldığını hatırlatan Akça, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin taşıyıcısı olması nedeniyle insan sağlığı açısından son derece önemli olduğunu ve iklim değişikliğiyle birlikte popülasyonunda artış gözlendiğini kaydetti.

Mücadelede çok yönlü yaklaşım şart

İstilacı böceklerle mücadelede yalnızca kimyasal ilaçlamanın çözüm olmadığını belirten Akça, zararlının yaşam döngüsünün ayrıntılı şekilde bilinmesi gerektiğini vurguladı. Kahverengi kokarcaya karşı birçok ülkede biyolojik mücadelede başarı sağlayan samuray arısının Türkiye'de de farklı bölgelerde doğaya salındığını aktaran Akça, yalnızca samuray arısını doğaya bırakmanın yeterli olmadığını, kimyasal mücadelenin de yapılması gerektiğini ve sürecin uzun zaman alabileceğini sözlerine ekledi.

Vatandaşların özellikle kışlama döneminde biyosidal ürünlerle koruyucu uygulamalar yapabileceğinin altını çizen Akça, kahverengi kokarcanın doğrudan insanı sokan ya da zehirleyen bir böcek olmadığını ancak evlerde yoğun görülmesi nedeniyle yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini belirtti.