Hindistan'ın doğusundaki Odisha eyaletinde üç on yılı aşkın bir süredir su korunumu ve iklim savunuculuğu yapan Ranjan Panda, Mongabay ile yaptığı video söyleşide su krizinin yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve toplumsal boyutlarını da masaya yatırıyor. Sosyal ekolog, gazeteci ve araştırmacı kimliklerini bir arada taşıyan Panda, "Yaşayan bir Dünya vatandaşı olmak istiyorum, ölü bir Dünya vatandaşı değil" diyor.
Panda'ya göre su adaleti, iklim adaletinden ayrı düşünülemez. Su kıtlaştıkça zenginlerin eline geçiyor; alt gelir grupları su haklarını yitiriyor. Panda, yerel ekolojinin korunmasıyla iklim değişikliğiyle mücadelenin bir arada yürütülmesi gerektiğini vurguluyor. Hindistan, dünya nüfusunun yaklaşık %18'ini barındırırken yenilenebilir tatlı su kaynaklarının yalnızca %4'üne sahiptir; bu uçurum, nehirlerin bozulmasının yarattığı sonuçları daha da ağırlaştırıyor.
Panda'nın suya dair duyarlılığı çocukluğa dayanıyor. Batı Odisha'nın Sambalpur kentinde büyüyen Panda, 6 yaşındayken evlerindeki kuyunun yakındaki sulama kanalı nedeniyle kuruduğunu anlatıyor: Geceleri kovalarla su taşımak zorunda kaldı. Üniversitede sosyoloji okurken kabile köylerine yaptığı zorunlu saha ziyaretleri, ona yerel toplulukların su krizini yakından tanıma fırsatı verdi. Hocalarından birinin Kalahandi-Balangir-Koraput (KBK) bölgesindeki kuraklık ve gıda güvenliği üzerine yazdığı araştırma makalesi ise Panda'da "Bu bölge neden kuraklığa eğilimli hale geldi?" sorusunu uyandırdı.
"Waterman of Odisha" unvanı, Panda'nın su kaynaklarını koruma ve canlandırma çabalarıyla kendiliğinden oluştu. Kurduğu Water Initiatives ağı aracılığıyla uzmanları, sivil toplum kuruluşlarını ve akademisyenleri bir araya getirdi. Down to Earth dergisinin yönetici editörü Richard Mahapatra'nın "Araştırma yapıyorsun ama bunları kim okuyor?" sorusu ve yazar P. Sainath'ın teşvikiyle gazeteciliğe adım attı; on yıl boyunca sahadan haberler ve köşe yazıları kaleme aldı. Panda, gençler için kurulan Youth4Water oluşumunun da kurucusu ve mentörü.
Panda, iklim değişikliğinin en az konuşulan boyutunun ruh sağlığı olduğunu söylüyor. Kıyı köylerinde geçimini denizden sağlayan balıkçı topluluklarının, doğal kaynakların ellerinden alınmasıyla birlikte büyük bir stres yaşadığını belirtiyor. Panda, ruh sağlığını "topluma hızla yayılan görünmez bir yavaş başlangıçlı afet" olarak tanımlıyor ve yerel düzeyde bu sorunu ele alacak sistemlerin henüz bulunmadığını vurguluyor.
Kırsal ve kentsel toplumların nehirlere bakışı arasında derin farklar var. Panda'ya göre bir balıkçı için nehir aile gibidir; bir çiftçi aynı yakınlığı hissetmeyebilir. Kırsalda nehirlere ve göletlere karşı bir aidiyet ve özen duygusu sürerken, kentlerde su vergisi ödeyerek musluktan su almanın ötesinde bir ilişki kurulmuyor. Panda, "Politika yapıcılar kentleri tüketici olarak geliştiriyor" eleştirisinde bulunuyor ve kent sakinlerinin nehirleri yalnızca taşkın zamanlarında hatırladığını ifade ediyor.
Ahmedabad'daki Sabarmati ve Pune'daki nehir kıyısı projelerini örnek gösteren Panda, bu tür projelerin gri altyapı yerine yeşil altyapı anlayışıyla yapılması gerektiğini savunuyor. "Nehir kıyısını betonla kaplamak toprağı ve nehrin sağlığını yok ediyor" diyen Panda, kentlerde ısı dalgalarına karşı yeşil altyapı düşünülüyorsa nehirler için de aynı yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ekliyor.
Panda, nehirlerin boru hatları gibi eğilip bükülebilecek kaynaklar olmadığını, ormanlardan dağlara, topraktan diğer türlere kadar tüm ekosistemle bağlantılı olduğunu hatırlatıyor. 2016'da Odisha ile Chhattisgarh arasındaki Mahanadi nehri anlaşmazlığını öngördüğünü ve hükümeti önceden uyardığını belirten Panda, çözümün bütüncül havza yönetiminden geçtiğini söylüyor: "Nehirlere iki akış sınırından bakmayın; tüm havzayı, su toplama alanlarını, dağları ve ormanları görün. Nehirler yalnızca su kaynağı değil, tüm ekosistemin parçasıdır."



