4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü yaklaşırken küresel veriler, yaban hayatı ile çiftlik hayvanları arasında giderek derinleşen bir uçurum çiziyor. Londra Zooloji Derneği ile Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin birlikte hazırladığı Yaşayan Gezegen Endeksi, 5.495 türden 34.836 popülasyonun verilerini inceleyerek 1970-2020 döneminde izlenen yaban hayvanı popülasyonlarının ortalama büyüklüğünün yüzde 73 azaldığını saptadı.
Kayıpların en sert yaşandığı alan tatlı su ekosistemleri oldu. Nehir, göl ve sulak alanlarda izlenen omurgalı popülasyonlarının ortalama büyüklüğü aynı 50 yıllık dönemde yüzde 85 geriledi. Endekse göre yaban hayvanlarının azalmasında en fazla bildirilen tehdit habitat kaybı ve bozulması; bu kaybın başlıca nedenleri arasında gıda üretimi için arazilerin dönüştürülmesi, aşırı avlanma, istilacı türler, kirlilik, iklim değişikliği ve hastalıklar yer alıyor.

Yaban hayatı daralırken insanların gıda amacıyla yetiştirdiği hayvanların sayısı ters yönde ivme kazanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü'nün hayvan genetik kaynakları raporundaki 2013-2023 karşılaştırması, tavuk sayısının 10 yıl içinde yüzde 22 arttığını ortaya koyuyor. Aynı veriler koyun sayısında yüzde 12, keçi sayısında yüzde 16, büyükbaş hayvan sayısında yüzde 9 artış gösteriyor. 2023 verilerine göre dünya çapında sığır sayısı yaklaşık 1,6 milyara ulaştı.
Dünya Hayvanları Koruma Günü'nün kökleri 1925'e uzanıyor. Alman gazeteci, yazar ve hayvan hakları savunucusu Heinrich Zimmermann, hayvanları korumaya yönelik ilk etkinliği 24 Mart 1925'te Berlin'de düzenledi. Etkinlik tarihi 1929'da 4 Ekim'e taşındı; 1931'de Floransa'da toplanan Uluslararası Hayvanları Koruma Örgütleri Kongresi, 4 Ekim'in dünya çapında "Dünya Hayvanları Koruma Günü" olarak kabul edilmesini kararlaştırdı.
Günün amacı, başta yaban hayatında yaşayanlar olmak üzere hayvanların refahı konusunda ve hayvanlara yönelik kötü muameleye karşı toplumsal duyarlılığı artırmak. Savunmasız hayvanların korunması için kamuoyu oluşturmak ve insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin daha sorumlu, şefkatli bir nitelik kazanmasını sağlamak da hedefler arasında sayılıyor. Küresel veriler ise bu hedeflerin ne kadar acil olduğunu gözler önüne seriyor.
