Geçen hafta yayımlanan hakemli bir çalışma, yapay zekanın iklim üzerindeki en büyük etkisinin veri merkezlerinin elektrik tüketimi değil, fosil yakıt üretimini hızlandırması olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre AI, fosil yakıt ve yenilenebilir enerji sektörlerinde benzer oranlarda benimsendiğinde net emisyon artışı yıllık 0.47–1.8 gigaton CO2 seviyesine ulaşıyor. Bu rakam alt sınırda Meksika'nın yıllık emisyonlarına, üst sınırda ise dünyanın dördüncü büyük emisyonörü Rusya'nın yıllık emisyonlarına denk düşüyor. Söz konusu artış, AI veri merkezlerini çalıştırmaktan kaynaklanan emisyonlardan 3.3 ila 13.3 kat daha yüksek.

Dar odak, tehlikeli körlük

Veri merkezleri şu anda küresel toplam emisyonların yüzde 1'inden daha azını oluşturuyor. Ancak 2030'a kadar elektrik tüketimlerinin Pakistan, Bangladeş ve Nijerya'nın birleşik yıllık tüketiminin yaklaşık üç katına ulaşması öngörülüyor. Veri merkezi inşaatındaki patlama, özellikle ABD'de fosil yakıtlara yeni yatırım yapılmasına da yol açıyor.

International Energy Agency (IEA) ve AI destekçileri, artan emisyonların yenilenebilir enerji optimizasyonu veya verimlilik artışı gibi yeşil uygulamalarla fazlasıyla telafi edilebileceğini savunuyor. Çalışmanın öncüsü Holly Alpine, bu çerçevenin "tamamen eksik, çok yanıltıcı ve çok tehlikeli sonuçlara yol açan" bir yaklaşım olduğunu söylüyor. Alpine'a göre sorun, bir tarafta gerçek dünyadaki fiili emisyonların diğer tarafta ise potansiyel gelecekteki kullanımların varsayımsal emisyon azaltımının karşılaştırılmasından kaynaklanıyor. Araştırmacılar, her iki tarafın da hesaba katılması ve veri merkezlerinin çalıştırılmasından kaynaklanan emisyonların da bunun üzerine eklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Pumpjacks operate in the Belridge oil field on November 03, 2021 near McKittrick, California. (Photo by Mario Tama/Getty Images)

Microsoft'tan istifa, kampanyaya dönüş

Alpine, Microsoft'ta kıdemli yönetici olarak çalışırken bu körlüğe dikkat çekmek istedi. 2024'te kendisi gibi Microsoft yöneticisi olan eşi Will ile birlikte görevlerinden istifa eden çift, teknoloji şirketlerini teknolojilerinin etkinleştirdiği emisyonlar için sorumlu tutmaya yönelik bir kampanya başlattı. Son iki yılda iki araştırmacıyla iş birliği yaparak fosil yakıt endüstrisinin AI araçlarını ne ölçüde benimsediğini nicelleştirdiler.

Alpine, Microsoft'ta çalıştığı dönemde fosil yakıta ayrılan ekiplerin yenilenebilir enerji ekiplerine kıyasla hem çalışan sayısı hem sözleşme büyüklüğü hem de uzun soluklu ilişkiler açısından çok daha büyük olduğunu gözlemledi. Fosil yakıt şirketleri teknoloji şirketlerinin en büyük müşterileri arasında yer alıyor; her şirkette fosil yakıt endüstrisine adanmış mühendis ve satış ekipleri bulunuyor. Microsoft'un fosil yakıt endüstrisiyle iş birliği yeni değil; yıllar boyunca makine öğreniminden başlayarak derin ortaklıklar kuruldu ve AI, bu uygulamaların yalnızca en son dalgası.

Microsoft, 2023'te fosil yakıt endüstrisiyle etkileşim ilkelerini açıklayarak mühendislik kaynaklarını düşük ve sıfır karbonlu enerji sektörlerine kaydırmayı taahhüt etti. Alpine'e göre ise iş uygulamalarında somut bir değişiklik yaşanmadı. Alpine, teknoloji şirketlerinin yenilenebilir enerji ve batarya depolama şirketleriyle de ilişkileri olduğunu ve sürdürülebilirlik odaklı uygulamaların bulunduğunu ekliyor.

Petrol üretimini hızlandıran teknoloji

Alpine'e göre AI, yüzlerce terabaytlık sismik ve kuyu verisini işleyerek yeraltında yüksek çözünürlüklü görüntüler oluşturuyor ve ticari olarak geri kazanılabilir rezervleri belirlemeye yardımcı oluyor. Bu sayede şirketler, normalde çok riskli veya çok yavaş görünen projeleri daha fazla kesinlikle ilerletebiliyor. Aktif sondaj kulesi sayısı dramatik biçimde düşerken üretim artıyor ve maliyetler azalıyor.

Pumpjacks are operating in Nizhnekamsk.jpg

Şirketlerin iklim etkisinin nasıl değerlendirildiği de tartışmanın merkezinde. Alpine, yalnızca operasyonel emisyonlara bakıldığında Microsoft'un bir ölçüde iklim lideri olarak görülebileceğini, ancak üretimin etkisi hesaba katıldığında tablonun değiştiğini belirtiyor. 2019'da ExxonMobil, yalnızca Microsoft teknolojisi sayesinde günde 50,000 varil ek petrol üretebildiğini açıkladı. Chevron ile de kamuoyuna açıklanmış ve nicelleştirilmiş bir anlaşma bulunuyordu. Araştırmacılar, yalnızca bu iki anlaşmadan kaynaklanan emisyonların, veri merkezleri dahil Microsoft'un tüm operasyonel emisyonlarının yüzde 300'üne denk geldiğini hesapladı. Alpine, bir silah üreticisini değerlendirirken yalnızca tedarik zincirindeki şiddete değil, ürettiği silahların gerçek dünyadaki etkisine bakıldığını, ancak teknoloji şirketlerinin aynı mantıkla değerlendirilmediğini ifade ediyor.

'Etkinleştirilen emisyonlar' ve politika önerileri

Çalışma, 'etkinleştirilen emisyonlar' kavramının ölçülebilir bir kategori olarak tanınmasını öneriyor. Şu anda bu emisyonlar hiçbir açıklama veya hesap verebilirlik çerçevesine dahil edilmiyor. Araştırmacılar ayrıca fosil yakıt sözleşmelerinde şeffaflık talep ediyor ve belirli mekanizmaların kısıtlanmasını öneriyor.

Alpine, AI'nın tamamında veya fosil yakıt sektöründe kullanımında genel bir yasak istemediklerini; metan sızıntısı tespiti gibi olumlu uygulamaların bulunduğunu belirtiyor. Ancak ilerleyen tüm sözleşmelerin 1.5°C'lik bir geleceğe göre değerlendirilmesini talep ediyorlar. Şirketlerin gönüllü olarak teknolojilerinin kullanımına iklim odaklı kısıtlamalar getirebileceğini, ancak şu anda bunun için hiçbir kural bulunmadığını ve politika uygulamalarının gerekli olduğunu vurguluyor. ESG yatırımları ve sürdürülebilirlik tanımlarına bu şirketlerin faaliyetlerinin dahil edilmesinin sermaye akışlarını değiştirebileceğini ekliyor.

Ekip, bulguları Greenhouse Gas Protocol ve Science Based Targets initiative (SBTi) gibi yönetişim çerçevelerine entegre etmeyi hedefliyor. Alpine, bu çerçevelerin geleceğine ilişkin bazı taslakların söz konusu değerlendirmeleri ve açıklamaları içerdiğini ve bunun umut verici olduğunu ifade ediyor. Avrupa Birliği'nde (EU) AI Act kapsamında yüksek riskli olarak sınıflandırılan bazı kullanım alanları ekstra incelemeye tabi tutuluyordu; ancak Temmuz'da Omnibus'un geçmesiyle bu fırsat kısıtlandı. Yine de Cloud and AI Development Act (CADA) kapsamında gelecek Avrupa çerçevelerinin araştırmadan yararlanması bekleniyor.