Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahibi ve başkanlık edecek Türkiye, kömürden çıkışın ertelenemez bir halk sağlığı zorunluluğu olduğu uyarısıyla karşı karşıya. Greenpeace Türkiye'nin uluslararası ve ulusal bilimsel raporlardan derleyerek yayımladığı "COP31 Öncesinde, Halk Sağlığı ve Türkiye'nin İklim Liderliği Açısından Kömürden Çıkışın Önemi" başlıklı bilgilendirme notu, kömür bağımlılığının rahimdeki bebeklerden yaşlılara kadar toplumun her kesimini nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.
Greenpeace Araştırma Laboratuvarlar'ndan Kathryn Miller ve Aidan Farrow, Greenpeace Türkiye'den Emel Türker Alpay, Greenpeace Doğu Asya'dan Jeffrey Albertson-Kwock ve Ali Abbas'ın hazırladığı nota göre, elektrik üretimi için kömür yakmak Türkiye'deki en büyük sera gazı emisyonu kaynağını oluşturuyor. Türkiye büyük ölçüde düşük kaliteli linyite bağımlı; bu kömür kükürt dioksit, azot dioksit ve cıva, krom, vanadium, arsenik gibi ağır metaller dahil toksik kirleticiler yayıyor.

Hava kirliliğinin bedeli ağır. Türkiye'de her yıl tahminen 44 bin 200 kişi dış ortam hava kirliliğine maruziyet nedeniyle hayatını kaybediyor. Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy kömürlü termik santrallerinden kaynaklanan kirliliğin 1983'ten bu yana yaklaşık 45 bin erken ölüme yol açtığı tahmin ediliyor. Santraller faaliyetlerine devam ederse, 2030 yılına kadar 5 bin 270 erken ölüme daha neden olabilirler.
Kömürden kaynaklanan hava kirliliği bir kişinin sağlığına hamilelikten çocukluğa, yetişkinlikten yaşlılığa kadar hayatının her evresinde zarar verebiliyor. Akciğerleri, kalbi, beyni ve diğer organları etkileyen kirlilik; özellikle çocuklar, yaşlılar ve önceden solunum ya da kalp damar rahatsızlığı olanlar için özel bir risk oluşturuyor.

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay, hava kirliliğini oluşturan parçacıkların çoğunun çıplak gözle görülemeyecek kadar mikroskobik ve bir insan saçının genişliğinden daha küçük olduğunu hatırlattı. Alpay, "Küçük parçacıklar hava yollarına girip akciğerin bronşiyol ve alveol adı verilen daha derin bölgelerine nüfuz ediyor. Ultra ince parçacık adı verilen en küçük parçacıklar bir insan alyuvarının genişliğinden daha küçük ve kan dolaşımına girip karaciğere, böbreklere ve beyne taşınabiliyor. Çocuklar bu kirlilikten en çok etkilenenler arasında" dedi.
Kömürün bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Alpay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dolayısıyla kömürden çıkış bir tercih değil zorunluluk. COP31'e başkanlık ve ev sahipliği yapacak Türkiye, bu sorumluluğu yerine getirmek için yeni kömürlü termik santral projelerini iptal etmeli, kömürden adil bir çıkış tarihini açıklamalı ve fosil yakıtlardan uzaklaşma yol haritasını planlamalı."
Bilgilendirme notu, kömür kirliliğinin sağlık etkilerinin önlenebilir olduğuna dikkat çekiyor. Kömürden çıkış ve güneş enerjisi dahil daha temiz yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş, hava kirliliğine maruziyeti azaltarak halk sağlığının korunmasına katkı sağlayacak.
