Yeni Zelanda hükümeti, vatandaşların iklim zararı nedeniyle ağır kirleticilere dava açmasını yasaklayan bir yasa teklifini hızla Meclis'ten geçirmeye hazırlanıyor. Climate Change Response (Tort Liability) Amendment Bill adlı tasarı, geriye dönük hükümler içeriyor ve hâlihazırda devam eden bir davayı daha başlamadan geçersiz kılıyor.

Hedeflenen dava, Māori iklim aktivisti Mike Smith (Ngāpuhi, Ngāti Kahu) tarafından açıldı. Smith, Yeni Zelanda'nın tarım ve enerji sektörlerindeki en büyük sera gazı salıcılarından altısına karşı dava açtı: Genesis Energy, Dairy Holdings, New Zealand Steel, Channel Infrastructure, BT Mining ile dünyanın en büyük süt ihracatçısı Fonterra ve büyük yakıt tedarikçisi Z Energy. Greenpeace International'da yayımlanan ve ilk olarak E-TANGATA'da yer alan yazısında Smith, bu şirketlerin birlikte ülkenin toplam iklim emisyonlarının yaklaşık üçte birinden sorumlu olduğunu belirtti.

Davanın temel argümanı, şirketlerin bilerek tehlikeli iklim zararına katkıda bulunması halinde onları sorumlu tutacak bir hukuki mekanizma bulunması gerektiğine dayanıyor. Smith, bu fikrin radikal olmadığını ve çoğu insanın aynı görüşte olduğunu ifade etti. Aktiviste göre mahkemeler, tam da kamu zararı ile özel gücün kesiştiği zorlu soruları incelemek için var.

2024'te Supreme Court of New Zealand, davanın tam yargılamaya gidebileceğine oybirliğiyle hükmetti. Karar, küresel iklim davaları açısından büyük bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Duruşma Nisan 2027 için planlanmıştı.

Hükümetin şimdi gündeme getirdiği tasarı, vatandaşların iklim zararı nedeniyle ağır kirleticilere dava açmasını tamamen yasaklıyor. Geriye dönük hükümleriyle Smith'in davasını daha başlamadan sona erdiriyor. Smith, şirketlerin açık bir mahkemede ortaya çıkacak delillerden korktuğunu ve bu nedenle halkı bypass ederek en yüksek makama arka kapıdan gittiğini savundu.

Ombudsman'ın yürüttüğü soruşturma, yasa teklifinin oluşum sürecine dair çarpıcı bulgular ortaya koydu. Soruşturmaya göre Z Energy ve Fonterra yöneticileri, Prime Minister's Office'a doğrudan erişim sağladı ve yasanın kendilerini sorumluluktan muaf tutacak şekilde nasıl yeniden yazılması gerektiğine dair özel brifing belgeleri sundu. Gazeteciler ve sivil toplum örgütleri bu belgelere resmi şeffaflık yasaları kapsamında erişmek istediğinde, Prime Minister's Office belgeleri gizledi.

Smith, gelişmeyi demokrasinin temellerine bir darbe olarak nitelendirdi:

"Bu karar, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve sıradan vatandaşların çıkarları siyasi olarak etkili endüstrilerle çatıştığında adalet arayıp arayamayacağı konusunda derin sorular ortaya çıkarıyor."

Aktivist, dünya genelinde iklim davalarının yeni zeminler kazandığına ve aktivistlerin mahkemeleri değişim yaratmak için başarılı biçimde kullandığına dikkat çekti. Yeni Zelanda'da kirletici endüstrilerin başarılı olması halinde, diğer ülkelerde de aynı gizli lobi yönteminin kullanılabileceği uyarısında bulundu. Smith, "Demokrasi kendi kendini sürdürmez; haklar ancak insanlar onları savunmaya istekli olduğunda yaşar" dedi.

Mike Smith, Aotearoa'da ve uluslararası alanda 30 yılı aşkın iklim eğitimi ve stratejik örgütlenme deneyimine sahip. Davasını hem mahkeme içinde hem dışında sürdürmeyi planladığını belirten aktivist, ortada yalnızca tek bir davanın ötesinde, bir neslin tamamını ilgilendiren konular olduğunu vurguladı.