Sıcak, kuru ve rüzgârlı hava koşullarını tanımlayan "yangın havası" kavramı, yangın çıkma olasılığını yükseltiyor; alevlerin daha hızlı yayılmasına ve söndürme çabalarının zorlaşmasına yol açıyor. İklim değişikliği bu koşulların sıklığını ve şiddetini artırdığı için yangın riski, daha önce nadiren görüldüğü bölgelerde ve mevsimlerde de kendini göstermeye başladı.

Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan yeni araştırma, bu riskin gelecek nesilleri nasıl etkileyeceğini ortaya koyuyor. Çalışma, mevcut iklim politikalarının sürdüğü ve küresel ısınmanın yüzyıl sonuna kadar 2,6°C'yi aştığı bir senaryoyu temel alıyor. Bu senaryoda bugün doğan bir bebek, büyükanne ve büyükbabalarına kıyasla ömürleri boyunca iki kat daha fazla yangın havasına maruz kalacak; önceki nesillere göre fazladan üç yıl boyunca bu koşullarla yaşayacak. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nda ise ek maruziyet beş yıla kadar uzayabilecek.

Wildfire Sweeps Through Southern France (154654 - oli2 20250806 lrg).jpg

Araştırmanın bulguları, bu yaz Avrupa'da yaşanan orman yangınları bağlamında daha da belirginleşiyor. İspanya, Sırbistan ve Bosna Hersek'te devam eden yangınlar, Avrupa genelinde yaşananların devamı niteliğinde. Ağustos ayı başlamadan önce İstanbul'un yüzölçümünün yaklaşık yarısı büyüklüğünde bir alan kül oldu ve yüz binlerce kişi tahliye edildi.

Çalışmanın baş yazarı ve Belçika'daki Vrije Universiteit Brussel'da (VUB) doktora araştırmacısı Rosa Pietroiusti, şunları söyledi:

Şu anda Avrupa'da doğan bir çocuğun ömründen daha fazla sene, aşırı yangın havası koşulları altında geçecek. Akdeniz Bölgesi'nde bu yük özellikle ağır olacak. İklim değişikliği üzerindeki sorumluluğu en az olan gençler, iklim değişikliğinin sonuçlarıyla en fazla yaşayacak kesim olacak. Gençlerin öncülük ettiği iklim adaleti hareketleri ve hukuki girişimler tam da bu nedenle —iklimle ilgili tehlikelerin en büyüklerinden sakınabilmek için— hükümetlerden ve şirketlerden daha iddialı adımlar talep ediyor.

Yangın Havası

Riski azaltmak ise hâlâ mümkün. Araştırma, emisyonların Paris Anlaşması'nın öngördüğü 1,5°C hedefine uygun şekilde azaltılması halinde Avrupa genelinde maruziyetin 1,3 yıl, Güney Avrupa'da ise iki yıldan fazla azaltılabileceğini gösteriyor.

Çalışmanın yazarı ve VUB'de profesör olan Wim Thiery, bulguların umut verici yanına dikkat çekti:

Bulgularımızın umut verici yanı, bu geleceğin henüz kesinleşmemiş olması: Şu anda sera gazı emisyonlarında iddialı azaltımlar yapmak, orman yangınları riskini önemli ölçüde azaltabilir ve çocuklarımızı en kötü senaryolardan koruyabilir. Güneş ve rüzgar enerjisinin maliyetlerinin düşmesiyle birlikte, fosil yakıt kullanımında hızlı kesintiler yapmak kesinlikle mümkün. Önlediğimiz her 1 derecelik ısınma, bir çocuğun yaşamı boyunca maruz kalacağı yangın riskinin azalmasını sağlar; onlara dolu dolu ve daha sağlıklı bir yaşam ve eğitim fırsatı verir. Paris Anlaşması'na uygun olarak fosil yakıt emisyonlarını azaltmak —yangın önleme, hazırlıklılık ve daha dayanıklı peyzajlara yapılan yatırımlarla birlikte— genç Avrupalıları amansız ve ölümcül olabilecek yangın sezonlarından koruyabilmek için hayati önemde.