Pasifik Okyanusu'nun tropikal kesimindeki yüzey sularının normalden fazla ısınmasıyla ortaya çıkan El Niño bu yıl hız kazandı. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) temmuz sonundaki değerlendirmesi, ağustos-ekim döneminde güçlü El Niño koşullarının gelişmesini bekliyor; çoklu model ortalamasında deniz yüzeyi sıcaklık sapmasının yaklaşık 2,9 dereceye ulaşabileceğini öngörüyor. Kuruluş, artışın kasım civarında zirve yapabileceğini tahmin ediyor.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) de geçen ay paylaştığı tahminde, El Niño'nun yıl sonuna kadar güçleneceğini ve ekim-aralık döneminde "çok güçlü" seviyeye ulaşma ihtimalinin yüzde 90'ı aştığını açıkladı. NOAA, olayın 2027'nin ilkbahar başlarına kadar sürme ihtimalini yüzde 97 olarak hesaplıyor.

Tarım ve gıdada fiyat baskısı

Yağış rejiminin değişmesi, önemli üretim bölgelerinde kuraklık veya aşırı yağış yaratıyor; pirinç, mısır, soya, şeker, kakao ve diğer tarım ürünlerinin arzını etkileyebiliyor. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) çalışmalarına göre, normal güçte bir El Niño reel emtia fiyatları enflasyonunu ortaya çıkışından sonraki 6-12 ayda yaklaşık yüzde 3 artırabiliyor. Enerji dışı küresel emtia fiyatlarını yaklaşık yüzde 5 yükseltebilen etkinin 6 ila 16 ay sürdüğü hesaplanıyor. Normal seviyeden güçlü El Niño'ya geçişe karşılık gelen deniz yüzeyi sıcaklığı artışının, küresel gıda emtia fiyatlarını yaklaşık iki yıl yukarı çekebileceği ve fiyat etkisinin yüzde 9 ile zirve yapabileceği tahmin ediliyor. Bu risk özellikle soya, mısır ve pirinç fiyatlarında öne çıkıyor.

Dünya Bankası, 2026'da küresel gıda emtia fiyat endeksinin temel senaryoda yüzde 2,5 artmasını bekliyor. Güçlü ve uzun bir El Niño'nun yüksek enerji ve gübre maliyetleri, artan yakıt talebi ve ihracat kısıtlamalarıyla birleşmesi halinde gıda fiyatlarının mevcut tahminlerin belirgin biçimde üzerine çıkabileceğini değerlendiriyor.

Morgan Stanley'nin araştırmasına göre, tarım emtiaları arasında El Niño kaynaklı fiyat artışına en açık ürün şeker. Hindistan, Tayland ve Güneydoğu Asya'da muson yağışlarının zayıflaması şeker kamışı üretimini azaltırken, Brezilya'da aşırı yağış verimi baskılayabiliyor. Buna karşılık Arjantin ve Brezilya'nın güneyindeki daha yağışlı koşullar bazı tarım ürünlerinin verimini destekleyebilir. Morgan Stanley bu nedenle tahıl fiyatlarında bütün ürünleri kapsayan keskin bir yükseliş senaryosunu daha az olası görüyor; El Niño'nun etkisinin ürünün yetiştiği bölgeye ve yağışın zamanlamasına bağlı olduğunu vurguluyor.

Bakır ve enerjide bölgesel kırılganlık

Morgan Stanley, bakırı güçlü bir El Niño karşısında en fazla risk taşıyan emtialardan biri olarak niteliyor. Dünyanın en büyük bakır üreticisi Şili'de yoğun yağış ve seller madencilik altyapısını etkileyebiliyor. Küresel bakır üretiminin yaklaşık yüzde 4'ünü sağlayan Zambiya'daki kuraklık ise hidroelektrik üretimini azaltarak madenlerin elektrik arzını zorlaştırabiliyor. Arzın daralması bakır fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturabilir.

Enerji sektöründe etkiler iki yönlü işliyor. Kuraklık hidroelektrik üretimini sınırlarken, bazı bölgelerde normalden ılıman geçen kışlar doğalgaz ve elektrik talebini düşürebiliyor. El Niño'nun enerji fiyatlarına nihai etkisi bu nedenle bölgesel hava koşullarına göre değişiyor.

Lojistikte tıkanıklık

El Niño, küresel ticaret rotalarını da etkiliyor. 2023'te Orta Amerika'daki şiddetli kuraklık sırasında Panama Kanalı'ndaki su seviyeleri tarihi düşük seviyelere geriledi; kanal idaresi günlük gemi geçişlerini 36'dan 24'e düşürdü. Daha az yük taşınması veya gemilerin alternatif ve daha uzun rotalara yönelmesi navlun maliyetlerini ve teslim sürelerini artırabiliyor. El Niño böylece yalnızca sıcaklık ve yağışları değiştiren bir iklim olayı değil, küresel ekonomiye yayılan bir arz ve gelir şoku olarak da değerlendiriliyor.

Ülkeden ülkeye değişen maliyet

Uluslararası Para Fonunun (IMF) 21 ülke ve bölgeyi dahil ettiği 1979-2013 dönemini kapsayan araştırması, El Niño'nun ekonomik etkilerinin ülkeden ülkeye büyük farklılık gösterdiğini ortaya koydu. Avustralya, Şili, Hindistan, Endonezya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika'da ekonomik faaliyet El Niño sonrasında kısa süreli zayıflarken, ABD ve Avrupa gibi bazı ekonomilerde farklı kanallar üzerinden büyümeyi destekleyici etkiler gözlendi. İncelenen ülkelerin çoğunda kısa vadeli enflasyon baskısı ortaya çıktı.

El Niño'nun ekonomik maliyeti olayın yaşandığı yılla sınırlı kalmıyor. ABD'deki Dartmouth College araştırmacılarının çalışmasına göre, 1982-1983 El Niño'su takip eden beş yıllık dönemde küresel ekonomide yaklaşık 4,1 trilyon dolarlık, 1997-1998 El Niño'su ise yaklaşık 5,7 trilyon dolarlık gelir kaybına yol açtı. Hesaplama, ülkelerin El Niño yaşanmasaydı ulaşabileceği ekonomik büyüklük ile gerçekleşen büyüme arasındaki farkı esas alıyor.

Aynı çalışmaya göre, sadece 2023'teki El Niño'nun dünya ekonomisinde 2029'a kadar 3 trilyon dolarlık kayba neden olabileceği tahmin ediliyor. 21. yüzyılda yaşanabilecek El Niño olaylarının küresel ekonomiye faturasının 84 trilyon dolara kadar ulaşabileceği hesaplanıyor.

Üretim kaybı gıda ve emtia fiyatlarını yükseltirken artan maliyetler tüketici enflasyonuna, faiz politikasına, şirket kârlılıklarına ve kamu maliyesine yansıyor. Lojistik sorunlar ve enerji üretimindeki aksaklıkların da devreye girmesi halinde, başlangıçta belirli bir coğrafyada ortaya çıkan hava olayı küresel ekonomik büyümeyi yıllarca etkileyebilecek bir şoka dönüşebiliyor.