İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), Türkiye'nin 9–20 Kasım'da Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde beş bölümlük bir webinar serisi düzenledi. Enerji dönüşümünden adil geçişe, tarım ve gıda sistemlerinden iklim dirençli şehirlere kadar uzanan oturumlarda, COP31'in 10 Eylem Gündemi'nde öne çıkan başlıklar iş dünyasının gözünden değerlendirildi. Serinin kapanış oturumunda iklim dirençli şehirler konusu; şehirlerin, sanayi bölgelerinin ve şirketlerin iş sürekliliği perspektifinden ele alındı.
İlk dört oturumda enerji, sanayi ve ulaşımda dönüşüm; doğa kaybının operasyonel, finansal ve tedarik zinciri risklerine etkileri; tarım ve gıda sistemlerinde iklim, su ve toprak kaynaklı risklerin yönetimi ile adil geçiş ve dönüşümün finansmanı masaya yatırıldı. Aydem Enerji, Çimsa, THY, Akçansa, Anadolu Efes, Unilever, Alarko Holding, PepsiCo Türkiye, IFC Türkiye, İş Bankası, QNB Türkiye, TSKB ve VakıfBank temsilcilerinin yanı sıra EPDK, UNDP ve FAO temsilcileri, farklı sektörlerden deneyimlerini paylaşarak dönüşümün nasıl hayata geçirildiğine ilişkin örnekler sundu.
Kapanış oturumunun açılış konuşmasını SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel yaptı. Konuk konuşmacı olarak İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve İO Çevre Çözümleri Kurucu Ortağı Prof. Dr. Erdem Görgün, şehirler, su ve altyapı ekseninde değerlendirmelerini paylaştı. SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik'in moderatörlüğündeki panelde ise Esas Gayrimenkul Sürdürülebilirlik ve Yönetim Sistemleri Direktör Yardımcısı Ayşegül Korkmaz Çakıral, Ford Otosan Çevre Lideri Merve Çakmak, Schneider Electric Organize Sanayi Bölgeleri Segment Lideri Ali Öztürk ve Siemens İş Geliştirme ve Sürdürülebilirlik Direktörü Gülşah Öztürk, şirketlerinde iklim risklerine karşı geliştirilen uygulamaları ve iş sürekliliğini güçlendirmeye yönelik yaklaşımları aktardı.
Serinin tamamlanmasının ardından değerlendirmede bulunan Günsel, iklim risklerinin artık yalnızca uzun vadeli hedefler üzerinden değil, şehirlerin, altyapının ve iş dünyasının günlük faaliyetleri üzerindeki etkileriyle birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Günsel sözlerini şöyle sürdürdü:
"Beş bölümlük webinar serisini, iklim dirençli şehirler oturumuyla tamamladık. Enerjiden sanayiye, tarımdan finansa, adil geçişten şehir altyapılarına uzanan oturumlar aynı tabloyu ortaya koydu: Türkiye iş dünyası dönüşüme güçlü bir yatırım iştahıyla yaklaşıyor ve sürdürülebilirliği bir rekabet avantajı olarak görüyor. İklim değişikliği bugünün operasyonel gerçekliği; dayanıklılık ise bir sürdürülebilirlik başlığı değil, bir iş modeli meselesi haline geldi. Bu güçlü iradeyi bir adım öteye taşımak için sistematik risk analizini yaygınlaştırmak önemli; çünkü ölçtüğümüz riski daha iyi yönetiriz. COP31 sürecinde Türkiye iş dünyasının en güçlü anlatısı, niyetleri ya da hedefleri değil, hayata geçirdiği uygulamalar ve oluşturduğu dayanıklılık kapasitesi olacak."



